İçeriğe geç
Pazartesi, 24 Ağustos 2026 Güncel 7Shock Biyografi

Forum

Bildirimler
Tümünü temizle

Missem

4 Gönderiler
1 Üyeler
0 Reactions
1,976 Görüntüleme
(@eemloetniaon)
Gönderiler: 43
Trusted Member
Konu başlatıcı
 
[#26671]

Kızın içindeki cevher; ateş ve baruta dönüşmüştü. Halbuki bir zamanlar gelecek vaadeden cevherinin ışığını yakalayabilmek için nice büyük uğraşlar vermişti. Kim bilebilir ki o kadar inandırıcı, baş döndürücü güzellikteki ışıkların, tatlı bir meltem esintisinin ardından gelen gökkuşağının muazzam renlerine ait olmadığını.. Ateş ve barutun körüklediği alev, ışığının sahibiydi. Taviz vermeden cayır cayır yanarak işlevini sürdürüyordu alev. Kendinden emin, ihtişamını bozmayan görüntüydü belki de kendisine cazip gelen. Parlak kırmızının yerini katran karası kül rengine bırakacağını bile bile kim ister kör kuyuların ücra köşelerinde boğulmayı..

Missem o gece uyuyamadı. Tıpkı semadaki yıldızların ışığında ne derinlikler yaratacağını bilmeden tuvalinin üzerinde danseden fırçası gibi. Gecenin sonunda şaheser olacağını bilmeyen mehtap gibi. Kucağını bir an olsun esirgemeden, yalnızlığını paylaşan rıhtım gibi.. Ta ki alev rengi eserini resmedene kadar.. Yüreğinin derinliklerini tasavvurlaşarak alabildiğine yakan alev, yandıkça yanmak istiyordu. Her seferinde daha fazla daha fazla.. Nitekim, gecenin bitmesine yakın "Ateş Tapınağı" ismini verdiği eseri doğmuştu, o geceye muvakkat olan kan çanağı gözlerle..
Ay-şafak ilintisinde mekik dokuyan gözler artık derinlere dalmıştı. Ertesi gün açılacak olan gözleri dinlenmenin şevkindeydi o gün için.

*

Güzel bir uyku çeken Missem, uyanmıştı nihayetinde. Güneş tam tepeye çıkmıştı. Resmi, yıkık dökük virane kulübesinin tam ortasında parıl parıl parlıyordu. Dün, başaracağına inandığı eserini başarmıştı. Bugüne ise onun tadını çıkarmak kalıyordu. Bugün için Missem' in tek bir planı vardı. Güneş batarken ruhtıma çıkıp eserini seyratmek. O, her zaman güneşin batışını severek izlerdi. Bugün de öyle olacaktı ama bir yandan da eserine bakacaktı işte..


Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

 
Gönderildi : 27/05/2009 7:45 pm
(@eemloetniaon)
Gönderiler: 43
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

Siyah değil, koyu siyah bir gökyüzü.. Yavaşça dans ede ede süzülen deniz, eşlik ediyor bu asil gökyüzüne. Mehtap ve deniz ve yıldızlar ve gökyüzü..
Buralarda yalnızca gecelere ait olur kainatın bu eşsiz manzaraları..
Hem dert hem derman ölü ruhta tek bedende.
Birşeyler eksik belli ki yüzü gülmüyor bu kefende.
Missem yine denizin ortasındaki kayacığı bulup oturmuş, kefenine sığmayacak bedenini ölçüp, biçiyordu. Omuzları çürütecek o kadar çok dert taşımıştı ki bu bedende.. Haklıydı; sığmazdı, sığamazdı ipek urganın şaheserini sonsuz boşluğa bırakacak kefene..

Doğduğundan bu yana istediği her şeyi yapmıştı. Fazla bir şey de istememişti zaten. Herkesin yaşadığı ortak dünyevi hayattan nefret ederdi. O hayatı yaşamamaya bakardı hep. Ne yazık ki bulduğu hayatın son basamağındaydı şu an. Fakat onda ne üzüntü ne gezer? Umutları vardı. Onları kısacık ömrüne sığdırabildiği için, onları gerçekleştirebildiği için mutluluktan ölüyordu neredeyse..

Missem,oturduğu kayacıktan kalkıp kulübesine doğru ilerledi. Yan taraftaki odunluktan birkaç çalı çırpı topladı ve ateş yaktı sahile karşı. Daha sonra annesini, babasını ve kardeşini kaleme aldığı kitabını getirdi. O kitabı yazdığından bu yana defalarca okumuştu. Okumaya devam edeceğini de biliyordu. Eski günlerdeki gibi olmasa da ailesiyle birlikte geçirmişti bu geceyi de..


Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

 
Gönderildi : 27/05/2009 7:46 pm
(@eemloetniaon)
Gönderiler: 43
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

Diğer günlerden farklı bir şekilde doğmuştu bugün güneş Missem' in üzerine. Kocaman gülümsüyordu. Bu gülümseyişe kim aldırmaz ki? Missem dün gecenin kalıntılarını bir çırpıda silkeledi kendisiyle birlikte. Yaktığı ateşin başucunda uyuyakalmıştı. Elindeki kitabı güzel bir tebessümle kulubesine götürdü. Kitaplığının en üst rafına itina ile yerleştirdi. Hmen karşıdaki boy aynasından kendisini seyretti. Elinde olmadan gülümsüyordu kendisine. Bugün güzel geçecekti, belliydi. Çiçeklerin hafif kokuları, kuşalrın güzel ezgileriyle geliyordu kulağına..


Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

 
Gönderildi : 27/05/2009 7:48 pm
(@eemloetniaon)
Gönderiler: 43
Trusted Member
Konu başlatıcı
 

*****************
Sonsuz sıcaklığıyla tam tepeden gülümsüyordu güneş, doğaya. Sanki birşeyler anlatmak ister gibi yerinde duramıyordu. Diğer günlerden farklıydı, belli. Hazan mevsimlerini sadece aydınlatmanın burukluğundan eser kalmamıştı. Şimdi, baharı hem aydınlatıyor hem de sıcak gülümseyişiyle ısıtıyordu.

Bu eşsiz manzaraya kucağını açıp, sıkıca sarılan vadi, baharı yeşilliğiyle büyülüyordu. Arkasındaki tepede baharı müjdeleyen erguvanlar, çoktan tomurcuklanıp açmıştı bile. Peri masallarını aratmayacak toz pembe kokusunu doğaya salıvermişti. Biraz yamacında bulunan güzel güllere bırakacaktı yerini. Gonca güllerin filizlenip açmasını bekliyordu meraklı kelebekler. Bundandır ki tırtıllık dönemlerini büyük bir coşkunlukla geçirmişlerdi. Benzerini hemen daldan dala pır pır uçan, cik cik ötüşen baharın habercisi kuşlarda da görebiliriz.

Biraz ileride taşkın mı taşkın bir şelale karşılıyor bizi. Hafif meltem esintisine oranla fazla coşkun olsa gerek berrak suları. Vadinin karşı tepesindeki sık ağaçlı ormana kadar uzanıyor bu güzel şelalenin suları. Ormandaki yeni yetme ağaçları saran yeşil örtünün bağrından susamış bir ceylan çıkıveriyor. Adeta dans ede ede seken güzel gözlü ceylan, şelaleye doğru yaklaşıyor, yaklaşıyor ve kana kana içmeye başlıyor.

Tan yavaş yavaş ağarmaya çalışıyor. Yerini ne zaman geceye bırakacak diye bekleyen ateş böcekleri sabırsızlanıyorlar. Bu geceye asaletin hükmedeceği tatlı yelle akan şelalenin sularından belli. Öğle vaktinden bu yana sıcak güneşin güzelliğine doyamayan iki çift keklik, bal gibi tatlı şelaleye yaklaşıyorlar.

Alacakaranlığın muazzam renkleri akşamın asil siyahına bürünüyor. Bir sessizlik kaplıyor her yanı. Semadaki yıldızlar bir bir sonsuzluğa uzanan sahnelerine çıkıyor. Tanın doğuşundan batışına sergilenen bütün güzellikler, ertesi gün gülümseyecek olan güneşi beklemiyor anlaşılan. Gece ve gündüzü birbirine düşman etmiyorlar. Bu eşsiz, iki güzel manzarayı tek çerçevede birleştirmeye çalışıyorlar. Başarısız da sayılmazlar hani..


Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet, medenî insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık sayılamaz.

 
Gönderildi : 27/05/2009 7:49 pm
Paylaş: