İçeriğe geç
Pazartesi, 24 Ağustos 2026 Güncel 7Shock Biyografi

Forum

çile 🙂 (umut sarık...
 
Bildirimler
Tümünü temizle

çile 🙂 (umut sarıkaya)

1 Gönderiler
1 Üyeler
0 Reactions
1,935 Görüntüleme
doris
(@doris)
Gönderiler: 1133
Noble Member
Konu başlatıcı
 
[#19334]

Bayadır spacemde vardı bu yazı, buraya da koymak istedim :D

ÇİLE

Vasıf'ın konağı Adnan'ın hayatına bir insan gibi karışmıştı. Bu konak, bu zenginlik, bu ihtişam, bu düzmece bir dinin mihraplarından okunan yalan lahiyalara benzeyen ses karşısında Adnan ne kadar da şekilsiz, çehresiz kalıyordu. Vasıf, fesini düzelttikçe Adnan kendi eski püskü fesinden utanıyor, Vasıf ceketini kolunu diğer eliyle silkeledikçe Adnan astarı delik ceketini çıkarıp parça parça etmek istiyordu.

Adnan, Vasıf'ın İttihat ve Terakki'ye girdikten sonra daha da zengin olduğunu duyduğu anda böyle bi anı yaşayacağını bildiğinden olacak; çareyi ondan köşe bucak kaçmakta buluyordu. Ama işte karşısındaydı. Vasıf'ın konağı karşısında kendi evinin, Vasıf'ın kıyafetleri karşısında kendi kıyafetlerinin küçülmesi yetmiyormuş gibi, içeri Vasıf'ın eşi Maciye girdi. İşte şimdi de Macide'nin güzelliği karşısında Adnan'ın nişanlısı Bihter nasıl da ufacık kalmıştı.

Adnan vecd içinde Macide'nin güzel yüzüne, ak topuklarına bakakalmışken Vasıf sözüne devam etti."Malumunuz Yeniköy'den kalkan bir istimbotla İzmir'e doğru gittim. Orada birkaç ay istirahat edip babamdan kalan çiftliği idare ettim. Meyve bahçeleri içerisinde düşünmeye çok vakit ayırdım. Sana birçok mektup yazdım ama ne yazık ki cevap alamadım. Hoş, sana yahut kimseye kırgın değilim. Hepimiz için sıkıntılı dönemlerdi. Ardından da bir automobille ile Fransa... Paris gecelerinin yalnızlığında, eleqtrique ile aydınlanan sokaklarında tek başıma dolaşırken tek bir şeyi düşündüm kuzum Adnan; Vatan!" Ardından Vasıf, o dönemin arzettiği üzre Abdülhamit'e küfretmeye başladı. Vasıf'ın bu lakırdıları, yüksek tavanlı bu konaktaki bi avize gibi havada asılı duruyordu. Ne Adnan, ne de Macide dinliyordu bu sözleri.

Kapı vuruldu, Vekilharç içeri girdi."Vasıf bey, Maliye nazırı özel kalemi Nejat beyler geldi efendim, önemliymiş" dedi. Vasıf yüzünü buruşturdu, "içeri alın" dedi.

Nejat girer girmez söze girdi "Düyun-ı umumiye'den bir heyet yarın sizi ziyarete gelip, saraya harcamalarla ilgili bir rapuert sunacaklarmış" dedi.

Vasıf sinirlendi "Rapuert mi? İsabet buyurdunuz, buyursunlar gelsinler. Yalnız rica edeceğim kuzum lütfen biraz daha dikkat buyurunuz. G.tünüzden kelimeler uydurup, sanki Fransızcaymış gibi bunları italik yazmayınız." dedi.

Özel kalem içinden "squitier lan artistique" dedi ama Vasıf'tan da özür dilemeyi ihmal etmedi.

Tam bu sırada maliye nazırı vekili içeri girdi. "Erkan-ı harp Müşiri Miralay Şevket Paşa teşrif etmektedir" diye takdimde bulundu. Odadaki herkes üstüne başına çeki düzen verdi.

Müşir "Dilerseniz Mabeyn-i hümayun'a geçelim Vasıf, zira söyleyeceklerim memleket ahvali açısından çok önem arzetmektedir" diye.

"Telaşa mahal yok sayın müşir. Edeceğiniz lakırdıyı burada da edebilirsiniz. Zira memleketin ahvali vi istikbali bu odadaki herkes için önem arzetmektedir. Rahat olunuz" diye buyurdu.

"İsm-i aliniz Vasıf beyefendiciğim bi takım zararlı cemiyetlerde medhaliniz olduğunuz konusunda sarahatten mezkurdur. Veli nimet efendimiz Abdulhamit han, zat-ı alinizin memalik-i şahaneden bugün çıkmanızı ferman buyurdular. Sizi Sirkeci'de bi şimendöfer beklemektedir. Hadi elinizdeki dürüm-ü şahaneyi çabuk bitirin de yola çıkalım. İstikametiniz İtalya ardından da Maltadır."

Vasıf elindeki dürümden bi ısırık alarak "Eğer beni tard ve teb'it ederseniz alimallah memleket mahvolur. Hem sonra vükelanın böyle bir vakay-ı menşurdan..." derken Müşir, Vasıf'ın sözünü kesti; " lazımey-i hesk!".

Vasıf "Bişey mi arzedeceksiniz efendim" diye sordu.

"Hayır maydonoz-u kafür Boğaz-ı uzuvuma şevki sebat eyledi. Çıkarmak sebebiyetiyle tıksırdım. Devam edin lütfen" dedi.

Bu sırada Vasıf, kendi elinde tuttuğu yarım dürümden Müşirin eğilerek bi ısırık aldığını fark etti. Bozuntuya vermeden devam etti. "Arz ettiğim gibi bu curnali kim yaptıysa derhal onun tevkif edilmesi gerekir. Lütfen zat-ı şahaneniz gereğini yapsın" diye buyurdu.

Ardından Vasıf sinirlendi "Al-i Osmani'nin halini çok uzaklarda aramamak lazım efendiler" diye haykırdı ve elindeki dürümün lavaşını açıp ahaliyi başına topladı. "Şu dürüme bi bakın efendiler. Tıpkı memleket gibi ne kadar da bedbaht. İçinde zerre et yok. Safi nebat maydonoz, soğan! İşte memleket budur, hal-i osmani budur. Toplanın ey ümmet-i Muhammed!" diye haykırdı.

Vasıf'ın sesi odanın içindeki gümüş Fransız takımlarında, gülaplarda, blue-blanc'larda, sang de bouef'lerde çınlıyordu. Herkes etkilenmiş, birtek Adnan bu sözler karşısında şuursuz bir hasta gibi ilgisiz ve kayıtsızdı. Ne olursa olsun Vasıf'ın bu içinde bulunduğu hal ve vaziyet karşısında sevinç içindeydi.

Deminki nümayişten, içinde Vasıf'a karşı kin arta kalan Maliye Nazırı Nejat, Vasıf'ın güçsüz halini fırsat bilerek "Vasıf beyefendiciğim bunlar pek bala lakırdılar ama. Malesef dürümü söyleyene değil söyletene bakalım. Zira 20 yıldır şu makamı işgal-i meskun eden siz cima-yı menşur etmekte ne zaman ikrar gördünüz ki şimdi feryad-ı figan ediyorsunuz. Bu yaptığınız ayan beyan zikr-i kemaldir. Yoksa efkar-ı bani mi diyelim. Evet evet Efkar-ı bani. Siz burda meşk içinde politique'nizi yürütürken halk petit beure gibi çifte kavruluyor. Neşr-i nezaretinizi azıcık kuvveti istikat yapın da, arzı şahaneniz ifşa olsun" diye haykırdı.

Vasıf telaşla; "Abi iyi misin? Hiç bişey anlamadım dediklerinden" dedi.

Nejat bitkin bi şekilde "Abi ben çok kötü bi durumdayım. Gözüm kararıyor. Bi cigarettue yakında ağzıma verin" diye inledi ve yere yığıldı.

Ahali kaldırıp Nejat'ı sofaya yatırdılar. Adnan "iskarpinlerini çıkarın adam sıkılmış belli, azıcık rahatlasın" diye uyarıda bulundu.

Nejat'ın durumunu örnek göstererek bir yaraya parmak basmak isteyen (belki de kendi tevkifini unutturmak için kim bilebilir) Vasıf söze karıştı. "Arkadaşlar bu böyle gitmez ne yediğimden ne içtiğimden bi bok anlıyorum. Karımla bile iki çift laf edemiyorum. G.tümden kelime uydurmaktan karşımdakini dinleyemiyorum. Sen söyle Adnan, aramızdaki en tahsilli olan sensin. Ne zaman kurtulucaz bu çileden" diye sordu.

Adnan hala sofada baygın yatmakta olan Nejat'ın ağzındaki cigarettue'den bir fırt alıp yerine koydu ve "Abi valla bunun birinci meşrutiyeti,ikinci meşrutiyeti var. Cumhuriyetten sonra da kafadan bi yirmi yıl koyuyorum ben. O zamana kadar kimse çaktırmasın biz böyle konuşmaya devam edelim. Aman çakızlatmayalım mevzuyu kankitsular" dedi.

Macide de dahil herkes Adnan'ı onayladı. Vekilharç gözlüğünü düzelterek " o zaman bugünkü dürüm-ü şahaneleri ben ısmarlıyorum" dedi. Herkes bu lakırdıyı sevinç-i halay ile karşıladı.

:lol:


ex lanetli_peri

 
Gönderildi : 03/08/2007 4:36 pm
Paylaş: