Forum
Duydum ki Bizi Bırakmaya Azmediyorsun Etme
Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun etme
Başka bir yar başka bir dosta meylediyorsun etme
Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun etme
Çalma bizi bizden bizi gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun etme
Ey ay felek harab olmuş alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab öyle alt üst ediyorsun etme
Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun etme
Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun etme
Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun etme
Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun etme
Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun etme
Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun etme
Bizi sevindiriyorsun huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun sen mavediyorsun etme
Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen hırsızlık ediyorsun etme
İsyan et ey arkadaşım söz söyleyecek an değil
aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun etme
Mevlana Celaleddin Rumi
YANILGI
Kendimizden bir adadayız,
Dört yanımız başkalarından.
Aynı önemli kapıdan giriyoruz,
O eski, o beyaz kapıdan.
İlkin yıllar üstünde
Bizi ayıran bir dünya vardı, adımıza kurulu.
Burada yıldaşlarımız soyunup-giyiniyor,
Bilinik kılıyor birbirimizi.
Bir hastalık bulaşıyor anlamlarımıza,
Büyümsümeye vardırıyor yinlerimizi.
Ben sınırlanıyorum göz göre göre,
Kardeşleşmemiz ayrıklaşıyor,
Kopuyor kan.
Sen konuşmadan duruyorsun senelerce karşımda.
Kalımsız bir anıtsın gençlikten, kitapsızlıktan.
Başkalarından bir adadayız,
Dört yanımız biz gibi insandan.
Aynı önemsiz kapıdan çıkıyoruz,
O eski, o kırmızı kapıdan
Özdemir Asaf
Aysel Git Başımdan
Aysel git başımdan ben sana göre değilim
Ölümüm birden olacak seziyorum.
Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Aysel git başımdan istemiyorum.
Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
Dağıtır gecelerim sarışınlığını
Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,
hiçbir dakikamı yaşayamazsın.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Benim icin kirletme aydınlığını,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
Islığımı denesen hemen düşürürsün,
gözlerim hızlandırır tenhalığını
Yanlış şehirlere götürür trenlerim.
Ya ölmek ustalığını kazanırsın,
ya korku biriktirmek yetisini.
Acılarım iyice bol gelir sana,
sevincim bir türlü tutmaz sevincini.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim.
Ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
Sevindiğim anda sen üzülürsün.
Sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş,
uzak yalnızlık limanlarına.
Aykırı bir yolcuyum dünya geniş,
Büyük bir kulak çınlıyor içimdeki.
Çetrefil yolculuğum kesinleşmiş.
Sakın başka bir şey getirme aklına.
Aysel git başımdan ben sana göre değilim,
ölümüm birden olacak seziyorum,
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim.
Aysel git başımdan seni seviyorum...
Attila İLHAN.
10 Kasım
10 kasım bir doğumdur
Her doğum başlangıçtır ölüme
Ölüm;
sığdırılmışsa içine bir yaşam
yaşam adanmışsa yaşamlara
ve öldüğünde insan
selam duruyorsa hala
topuyla,tüfeğiyle ve elinde çiçeğiyle
gözyaşlarıyla damla damla
insanlar
ve varsa hala ardından
ağlayan kadınlar
ve çocuklar
doğduklarında yokken bile sen
senin resminse yakalarındaki
cepheye giderken
ve anılıyorsan hala her 10 kasım da
senin adını taşıyorsa sokaklar,okullar
akıyorsa damlalar gözpınarlarından
yığınların
ve hala adın yazılamıyorsa
nüfus kütüklerinde
ve hala varsa öldürmek isteyenlerin
ölümün adı değildir
10 kasım
olsa olsa bir merhabadır ölüme
Yasin Yalçın
Smashing your face
Crushing your race
Christraping black metal to satan gives praise
Bir bitişin resmini çizmeye başladı ellerim.
Parmaklarımdan çıkan her harf
yıkık bi kenti diriltmeye niyetlenmiş bir vicdanın pes edişidir.
Sıradanlığıyla yarışamadığım insanlar gibi olamadım.
Dönüp gidemedim, gidişlerimde yarım kaldı çünkü.
Ne yıkabildim duvarlarımı ne de kapılarımı zorladı gülümseler...
Elime renk renk ölümler aldım geçenlerde,
biliyordum nasıl ulaşırım bilinçsizliğe...
Denemek istedim birkez daha,
o sıralar gidesim vardı herkesin hayatından,
gidişlerimi anlamak istemeyenleriniz vardı.
Her renk birbirinden daha güçlü elimde bana bakıp durdu.
Renkleri bana işlesinler diye canlandıracak bir ruh da masamdaydı.
Toprağın ateşte beden buluşuyla kazandığı kıyafeti
sarı ışıkta parlamaya devam etti sabaha kadar.
Acıydı, tek başına çekilir gibi değildi cama hapsedilen ruh
ve dışarı çıkarmak için okşamak gerekmiyordu şişeyi.
Renklerle barışamadıkca ruhlandım günlerce.
Yerleri sevdim çünkü yüzler görünmüyordu.
Renkler uzaklaştı ben yakınlaştıkca,
attım hepsini bir dahaki pes edişime kadar.
Sevgiliye azap çektirir oldu sesim ben kaçamadıkca.
Yine kendim açtım ışıkları kimse olmadan,
Kalktım ayağa ama etrafta kimse kalmamış ne yazık.
Sevgili, duvar, masa, yer, gök hepsi bir.
yazarı bir amatör selçuk şenol
[color=violet]sevdalamasına bölünmüş ayrılıklar özledin mi sen hiç... it gibi titredin mi yarı kırık sokak lambasının altında yada denize bakıp beni düşünürken ürperdin mi? hayır mı? sen beni anlayamassın işte tam da bu yüzden [/color:bffa2c2aa
