Forum
Okulda gördüğümüz dersler olsun özel ilgi alanı olarak olsun edebiyatın hayatımızdaki yeri ve işlevi nedir? sorunsalı tartışılageldi.Şimdi de biz tartışalım istedim bunu .Daha özele indirgersek romanin işlevi nedir ?pratik hayatımızda nerede durur? Bir düşünürün fikrini ekleyip yorumu sizlere bırakıyorum.
Roman topluma karşı bir isyandır.Hangi memleketin, hangi sınıf için yazılmış, hangi çeşit romanına bakarsanız bakınız, orada ya bir sosyal adaletsizliğe, ya aileye,ya devlet şiddetine, ya kanunların aczine, ya görenek ve geleneğe, ya ekonomik veya ahlaksal düzene karşı meydana gelen , saklı bir baş kaldırma göreceksiniz.(R.Caillais; Aktaran S.K. Yetkin:1989) ..?
Kuş öldürenler şair olur..
edebiyatın hayatımızdaki yeri ve işlevi nedir? sorusu aslında "sanat sanat içindir"cilere ve "sanat toplum içindir" cilere göre değişir.biri diğerinden daha iyidir demiyorum ama benim tercihim sanatın sanat için olmasından yanadır.bu açıdan bakıldıgında sanat bireycidir.bireyi ele alır ve evrensel duyguları işler.hayata karşı sordugumuz sorular hep aynıdır,ve bu sorulara cevap verememiz belki de en büyük lütuftur ve bu lütuf edebiyattır.edebiyat;kısılı kalmışlığın içindeki özgürlüktür.
Sanat ve toplum amaçlı hareket meselesine hiç değinmeyeceğim.Birey sorunlarıyla birlikte küçük bir toplum modelini oluşturur,(nasıl ki aile küçük bir devlet modeliyse) bireyin sorununa eğilen edebıyat toplumsal olanı irdelemiş sayılır bu bir bütün olarak ilerler bence.Tabi ki bu yazarın tercihidir kimi parçadan bütüne ulaşır kimi bütünden parçaya ama varış noktası aynıdır irdeleme,tanımlama ve sorulara cevap arayışı.
Kuş öldürenler şair olur..
edebiyatın hayatımızdaki yeri ve işlevi nedir? sorusu aslında "sanat sanat içindir"cilere ve "sanat toplum içindir" cilere göre değişir.biri diğerinden daha iyidir demiyorum ama benim tercihim sanatın sanat için olmasından yanadır.bu açıdan bakıldıgında sanat bireycidir.bireyi ele alır ve evrensel duyguları işler.hayata karşı sordugumuz sorular hep aynıdır,ve bu sorulara cevap verememiz belki de en büyük lütuftur ve bu lütuf edebiyattır.edebiyat;kısılı kalmışlığın içindeki özgürlüktür.
Bunca para, emek, insan ömrü harcanılarak yapılan, adına sanat denilen onca etkinliğin yine kendisi için olduğunu savunmak akıl karı bir iş değil bana kalırsa. Bence sanatın sanat için yapılması gerektiği önermesindeki hata şudur: Sanat sanat içindir diyen kesim sanatın tek işlevinin toplumun gelişimine önayak olmak olmadığını savunur ve de sanatın bu amaçla sınırlanmasının sanatçının yaratma yeteneğini azaltacağını iddia eder. Hiç kuşkusuz bunda yerden göğe kadar haklıdırlar. Sanatçıyı kuklalaştırıp belli şablonlara göre oynatmak çok sığ ve de faydasız bir sanat anlayışına yol açar. Zaten böyle bir zorunluluk talebe göre şekillenen bir arz gerektirir ve sanatı popüler kültürün uşağı haline getirir. Sonuçta yine toplum için yapılan ama kalite ve içerikten yoksun sözde bir sanat ortaya çıkar.
Benim kastettiğim "sanat toplum içindir" önermesi ise toplumun gelişimine zorunlu bir şekilde rehberlik edecek bir sanat anlayışı değil. Ama yapılan sanat gerçek sanatsa zaten toplumun gelişimine katkı sağlayacak unsurlar taşıyan özellikler barındıracaktır. Çocukların hayal dünyalarına seslenen bir tiyatro oyunu, insanların dillerini daha yetkin bir biçimde kullanabilmelerini sağlayan bir edebi eser toplumsal bir gelişmeye zemin hazırlayan unsurlar değil midir? Yanlışın yapıldığı nokta şu: Sanat bireyseldir, ama sonuçları toplumsaldır. Sanat kitlelere seslenmez, alınacak ileti bireyin kafasında ne oluşmuşsa odur. Bu yüzden sanat bireyseldir. Ama toplum bireylerden oluştuğu için sonucu daima topluma yansır. Bu yüzden sanat salt birey için yapılabilecek bir etkinlikten öte topluma yansıyan sonuçları bakımından ele alınması gereken bir kavramdır. İşte bu yüzden sanat toplum içindir, sanat asla sanat için olamaz.
R.I.P Miika Tenkula (1974-2009)
