Forum
Norah Jones Jazz/Easy Listening

Tam adıyla Geethali Norah Jones Shankar, unutulmaz topluluk The Beatles tarafından dünyaya tanıtılan ve sonrasında müzik sektöründe efsaneleşen Hint asıllı gitarist Ravi Shankar ile onun konserlerinin yapımcılığını yürüten Sue Jones'un birlikteliğinden, 30 Mart 1979 tarihinde, New York'ta evlilik dışı dünyaya geldi ( 16 yaşına geldiğinde mahkeme kararıyla adını, Norah Jones olarak değiştirdi). Annesi gibi müziğe olan ilgisi, henüz küçük yaşlardayken kendini göstermişti. Annesinin geniş müzik arşivi nedeniyle, genellikle dönem müzikleri yerine Billie Holiday, Bill Evans gibi isimleri dinlemeyi seviyordu. Willie Nelson ise, onun idolüydü.
Ravi Shankar'dan ayrı yaşayan Sue Jones, 1983 yılında, dört yaşındaki Norah'ı da yanına alarak Teksas eyaletine, Dallas'a yerleşti. Şarkı söylemekten çok hoşlanan Norah, beş yaşında kilise korosuna katıldı. Annesinin teşvikiyle piyano dersleri de almaya başladı ve alto saksafon çalmayı denedi. 1994 yılında, annesinin isteği üzerine şehir merkezine taşındılar. Burada, mezunlar listesinde Erykah Badu ve trompetçi Roy Hargrove gibi bazı ünlü müzisyenlerin de bulunduğu Booker T Washington adlı sanat okuluna yazıldı. Bu dönemde, Aretha Franklin ve Steve Wonder gibi caz şarkıcılarına hayranlık beslemeye başlayarak, caz müziğe eğilim gösterdi.
Ertesi yıl, oturdukları semtteki bir kafede, onaltıncı yaşgününü kutlarken ilk defa canlı performans sergiledi ve hayranı olduğu Billie Holiday şarkılarından "I'll Be Seeing You" yu seslendirdi. Bu, Norah'nın müzik kariyerinin başlangıcı oldu. İlk ödüllerini de 1996'da, öğrencilere yönelik düzenlenen Down Beat Student Müzik Ödülleri yarışmasında, "En İyi Orijinal Kompozisyon" ve "En İyi Caz Vokalisti" (1997'de ikinci kez) dallarında aldı. Aynı dönemde, caz müziğin altyapısını kullanarak rock müzik yapan Laszlo adlı bir gruba dahil oldu ve solistlik yapmaya başladı.
Lise mezuniyetinin ardından, caz piyanosu eğitimi almak için Teksas Üniversitesi'ne gitti. 1999 yazında, okula devam ederken, bir arkadaşının tatil teklifini kabul ederek, önce Greenwich kasabasına oradan da New York, Manhattan'a gitti. Buradaki müzik ve caz çevrelerini yakından tanıyınca, şehrin büyülü havasından etkilendi ve okula geri dönmeyerek buraya yerleşmeye karara aldı. Onu profesyonel müzik yaşamına kazandıran ilk isim, İlhan Erşahin oldu. 1999'un Aralık ayından itibaren, Erşahin'in Wax Poetic adlı grubuna vokal yapmaya başlayan Jones, grubun ilk albümündeki "Angels" ile "Purple Elephants" parçalarına vokal yaptı. Hatta aynı yıl, grupla birlikte Babylon'da konser vermek için İstanbul Kanatlarımın Altında'a geldi. Sonrasında gruptan ayrılıp farklı arayışlara girmiş olsa da, Wax Poetic'in ikinci albümündeki "Ghost" ve "Tell Me" parçalarına yine vokal yaptı.
2000 yılına gelindiğinde, söz yazarı ve gitarist Jesse Harris, davulcu Dan Rieser, gitarist Adam Levy ve basçı Lee Alexander ile kendi grubunu oluşturmaya karar verdi. Aynı yılın Ekim ayında Blue Note Records'la deneme çalışmalarına başlayan grup, 2001'de şirketle sözleşme imzaladı. Bu süreçte, ünlü gitarist Charlie Hunter'ın "Songs From the Analog Playground" adlı albümünde yer alan "More Than This" ile "Day Is Done" parçalarını seslendirmek için stüdyoya giren Jones'un bireysel kariyerinin önü açılmaya başlıyordu. 2001'in Mayıs ayında, "Come Away With Me" parçasının altyapı çalışmalarına, Craig Street yapımcılığında, Bearsville stüdyolarında başlayan Jones, yaz sonunda Arif Mardin'in Sorcerer Sound stüdyolarına geçti.
Dünya ve özellikle Amerika müzik piyasasına birçok ünlü ve başarılı isim kazandırmış olan Arif Mardin'in yapımcılığını üstlendiği "Come Away With Me" albümü, 2002 yılının Şubat ayında dinleyiciyle buluştu ve inanılmaz bir ilgiyle karşılaştı. "Don't Know Why" adlı hit şarkı, listelerde uzun süre zirveden inmedi. Tamamen doğal bir sound'a sahip olan sade altyapısı, hoş melodileri, pop, soul, country gibi farklı türlerdeki şarkıları ve şarkıcının buğulu sesiyle bu albüm, Jones'un büyük ve sürpriz bir çıkış yapmasını sağladığı gibi, ulaştığı başarılı satış rakamlarıyla birlikte 2003 yılı Grammy Müzik Ödülleri'ne adeta damgasını vurdu. "Yılın Albümü", "Yılın Pop Vokal Albümü", "Yılın En İyi Prodüksiyonu", "Yılın En İyi Genç Müzisyeni" ve "Don't Know Why" ile "Yılın Şarkısı" gibi 8 dalda ödüle layık görüldü. Albümün yaratıcısı Arif Mardin ise, bu albümle aynı gecede "Yılın Yapımcısı" ödülünü almaya hak kazandı.
Özellikle piyanoda öne çıkan enstrümantal yeteneği, şarkı sözü yazma ve aranje becerileri, "Come Away With Me" gibi güçlü bir parçayla birleşince, başarı kaçınılmaz görünse de; kendisi bile bu kadarını beklemiyordu. Yeteneğini 24 gibi oldukça erken bir yaşta sergileme fırsatı bulan Jones, albümün başarısının ardından uzun bir konser turnesine çıktı. Ray Charles, Dolly Parton ve Outkast gibi dev isimlerle ortak çalışmalar yürüttü. Turne devam ederken, kendi grubuyla birlikte ikinci albümü "Feels Like Home"un hemen hemen bütün şarkılarını yazdılar. 9 Şubat 2004 tarihinde, yine Blue Note Records etiketiyle müzik piyasalarına sunulan "Feels Like Home"un prodüktörlüğünü, Arif Mardin'le Jones birlikte yaptı. Albüm önce, "Sunrise" adlı çok beğenilen single ile çıkarıldı. İlk albümündeki başarısını aratmayacak kadar güçlü olan, country türündeki bu çalışma da, Jones'a, 2005 yılında üç Grammy daha getirdi ("Feels Like Home" ve Ray Charles'la düet yaptığı şarkı).

Ses yeteneğinin yanı sıra, piyano çalmaktaki hünerini de, Marian McPartland'ın 2003'de düzenlediği piyano caz konserinde, "September in the Rain" ve "I Can't Get Started" adlı parçalarla gözler önüne serdi. Ardından, aynı yılın sonlarına doğru, Tanglewood Festivali'nde yer aldı ve "Lover Man" ve "Walking My Baby Back Home" gibi parçaları çaldı. 2004 ve 2005 yıllarında ise, New Orleans Caz Festivali'nde performans gösterdi.
Norah Jones'un üçüncü albümü olan "Not Too Late", yine Blue Note Records tarafından, 30 Ocak 2007 tarihinde piyasaya sürüldü. Tüm şarkılarını Jones'un yazdığı ve düzenlediği bu albüm de dinleyiciler tarafından beğeniyle karşılandı ve bugüne kadar dünya çapında 2.2 milyonluk bir satış rakamına ulaştı.
Alıntıdır.
Arnold Civardagezer

Norah Jones, müzik kariyerinde “The Fall” ile
yeni bir sayfa açıyor.
“Bu albüm için kafamda bir sound vardı. Çok uzun zamandır aynı müzisyenlerle çalışıyordum. Benim için yeni insanlarla çalışmanın tam zamanı olduğunu düşündüm.” sözleriyle yeni albümü “The Fall”u anlatmaya başlıyor Norah Jones.
Kafasındaki sound’u gerçeğe dönüştürme yolculuğunda Norah Jones’a, Jacquire King (Kings of Leon, Modest Mouse, Tom Waits) prodüktör koltuğunda eşlik ederken davullarda Joey Waronker (Beck, R.E.M.) ve James Gadson (Bill Withers), keyboardda James Poyser (Erykah Badu, Al Green), gitarlarda Marc Ribot (Tom Waits, Elvis Costello) ve Smokey Hormel (Johnny Cash, Joe Strummer) yer alıyor. Şarkı yazımında ise Jones, daha önce de beraber çalıştığı Jesse Harris’in yanı sıra Ryan Adams ve Will Sheff ile de işbirliği yapıyor.
Jacquire King’e prodüktör aradığı dönemde dinlediği favori albümlerinden Tom Waits’in “Mule Variations” albümü sayesinde ulaşan Norah Jones, albümünün sound’unun güzel ve kaba arasında dengelendiğini ve çok doğal olduğunu belirtiyor.
Şarkı yazımı konusunda geçmişte tereddütler yaşadığını dile getiren Jones, artık olgunlaştığını ve bir şeyler denemekten korkmadığını söylüyor.
Albüm bilgisi; www.emikent.com.tr den alınmıştır
Her ne kadar farklı ve başarılı isimlerle çalıştıysa da yeni albümde de çizgisini bozmamış(yeni soundlar aradığını söylüyordu kendisi), Not To Late in tam anlamıyla devamı niteliğinde bi albüm. Yine aynı sound, yine aynı içimizi okşayan ses. Ve yine satış rekorları kıracak ve birçok filme soundtrack olacak şarkılar.
Albüm nette var, ben şu anda dinliyorum fakat arşivlenecek bi albüm olduğundan ve Norah a aşık olduğumdan orjinalini alacağım. Albüm ülkemizde yarın satışa çıkacak (20 kasım 2009 cuma).
Arnold Civardagezer
şu an en beğendiğim lounge insanı diyebiliriz kendisine..hatta dünyada en sevdiğin grup/şarkıcı diye bir soru sorsalar Norah derim sanırım...gerek müzikal yeteneği gerek ailesel getirileri gerek ses yapısı ve gerekse mükemmel kişiliğiyle gerçekten üstün bir başyapıt kendileri...my blueberry nights ost sinden ve filmde çalıp duran the story i de herkesin özellikle de norah severlerin dinlemesi gerektiğini düşünüyorum..filmi de izlesinler tabi
tarz olarak da easy listening'in daha jazzlı hali lounge oluyor
lakin norah jones yeri geldiğinde tom waits kokan şarkılar blues esintileri yeri geldiğinde smooth esintileri yeri geldiğinde chillouttan esintiler zaman zaman sergileyerek tanımlanması imkansıza yakınsayan bir müzik yapıyor fikrimce...
in norah we trust!
Hiçbir şık doğru olmadığı için iptal edilen soru...
ÖSS Metal Müzik-2 Testi
Soru 28:Hangisi Gelmiş Geçmiş en iyi 5 Thrash albümünden biri değildir?
a)Darkness Descends
b)Pleasure to Kill
c)Terrible Certainty
d)Extreme Aggression
e)Endless Pain
bir çok tarzı içinde barından ve çok genç yaşlarda yaptığı müzikl egerçekten bi yerlere gelemyi başarmış nadir seslerden biridir bana göre. yaptığı tarzlarda arkadaşında dediği gibi pek smooth esintileri göremesemde easy listening de içinde bulundurmakla beraber jazz, yeri geldiğinde blues hatta soul ve country2de vardır. albümlerini zamanı geldiğinde büyük zevkle dinlerim ve dinlemeyenlere öneririm ![]()
yukarda saydığın türleri yaparken smooth esintilerinden uzak kalabilme ihtimali var mıdır diye düşündüm bir an
D
Hiçbir şık doğru olmadığı için iptal edilen soru...
ÖSS Metal Müzik-2 Testi
Soru 28:Hangisi Gelmiş Geçmiş en iyi 5 Thrash albümünden biri değildir?
a)Darkness Descends
b)Pleasure to Kill
c)Terrible Certainty
d)Extreme Aggression
e)Endless Pain
neden olmasın.algıyla ilgili
smooth denince biraz da erotizm geliyor tabi akla
sadece esinti olarak bahsettim zaten
her türlü norah !!
Hiçbir şık doğru olmadığı için iptal edilen soru...
ÖSS Metal Müzik-2 Testi
Soru 28:Hangisi Gelmiş Geçmiş en iyi 5 Thrash albümünden biri değildir?
a)Darkness Descends
b)Pleasure to Kill
c)Terrible Certainty
d)Extreme Aggression
e)Endless Pain
