>>  Site Map >>  Reviews

Devildriver: The Last Kind Words

Devildriver: The Last Kind Words


Piyasaya Sürülüş Tarihi: 5 Haziran 2007



Albümdeki Şarkılar:



01. Not All Who Wander Are Lost

02. Clouds Over California

03. Bound By The Moon

04. Horn Of Betrayal

05. These Fighting Words

06. Head On To Heartache (Let Them Rot)

07. Monsters Of The Deep

08. Tirades Of Truth

09. Burning Sermon

10. When Summoned

11. The Axe Shall Fall



Kadro:



Dez Fafara - Vokal

Mike Spreitzer - Gitar

Jeff Kendrick - Gitar

Jon Miller - Bas

John Boecklin - Bateri




Coal Chamber projesi nedeniyle büyük eleştiriler alan Dez Fafara’nın ve grubu DevilDrive’ın yeni albümü “The Last Kind Words”’ü sonunda dinleme fırsatı elde edebildim… Albümü elime aldığımda Coal Chamber ve eski albümler gibi bütün öğeleri kafamdan silerek gruba ve albüme önyargısız bir şekilde yaklaşmayı düşünüyordum. Açıkçası son albümleri “The Fury of Our Maker’s Hand” damağımda beklediğim etkiyi bırakamamış, bu nedenle sıkıcı bir albümle daha karşı karşıya kalacağımı düşünerek sıkıntıyla başka işlere kendimi vererek bu albümle ilgili kritik yazmamak için elimden geleni yapıyordum. Albüm piyasaya sürüldükten aylar sonra albümle ilgili yazılanlar yazılmış, çizilenler çizilmişti… Birkaç kritik okuyup grubun “değişimi” üzerine biraz bilgi sahibi olduktan sonra bu albümü dinleme zamanının geldiğini anladım… Eleştirilerin geneli Coal Chamber nedeniyle hala Dez Fafara’yı hedef alırken, bazı önyargısız eleştirmenler de bu albümün DevilDrive için büyük bir başarı olduğunu, melodiler, bateri ve prodüksiyon olarak muhteşem bir performansla karşı karşıya kalabileceğimizi söylüyorlardı. DevilDrive’ın ballandıra ballandıra anlatılan bu keyifli albümünü dinlemek için daha fazla bekleyemezdim…



Öncelikle genel olarak söylemeliyim ki, grubun motive bir şekilde bu albümü hazırladıkarı aşikâr… John Boecklin bateriye daha güçlü darbeler indirirken gitaristler Jeffrey Kendrick ve Michael Spreitzer’in riffleri daha keskin, basçı Jon Miller ritmi daha sıkı tutmuş, Dez Fafara ise her zamankinden daha öfke dolu görünüyor. Grup hep beraber piyasayı doldurup kulaklarımızı mahveden kötü gruplara adeta nefret kusuyor. “Head on to Heartache (Let Them Rot)” ve “The Axe Shall Fall” o kadar sert parçalar ki, insan kendisini adeta bir boks maçında, DevilDriver’ın rakiplerini sert müzikleriyle döverken izlediğini hayal ediyor. The Last Kind Words’deki şarkılar genel olarak brutal ve şiddetli öğeler içerirken aynı zamanda derinlik ve karmaşayı da içinde barındırıyor. Gitarist Mike Spreitzer ve Jeff Kendrick, bu albümde canavar gibi rifflerle, havalı sololarla ve sahip oldukları takım ruhu ve etkileşimleriyle göze çarpıyor. Melodilerin ani düşüşü ve yoğunluğu şarkıların daha fazla akılda kalıcı olmasını sağlıyor.



İlk dinlemede şarkıların hepsi birbirine benziyor gibi görünüyor ama birkaç dinlemeden sonra değişiklikleri fark edebiliyorsunuz ki bu da albümün sert olma özelliğine uygun bir nitelik. Bu defa grup Post Thrash Metal’den etkilenmiş, rifflere eşlik eden leadler ve sololar da fazlasıyla mevcut. Daha önce şarkılarında soloya rastlanmazken, grubun “The Last Kind Words”’de sololar kullanması birçok eleştirmen tarafından şaşkınlığın yanı sıra hayranlıkla karşılandı. Teknik ya da duygusal anlamda grubun bu albümde sololar kullanabileceği kimsenin aklına gelmiyordu. Soloların ve leadlerin altında kalan riffler de oldukça karmaşık. Bu grup gerçekten yetenekli gitaristlere sahip ve bu albüm öncesinde kimse bunun farkında değildi.



Grubun bana oldukça kötü gelen iki albümünden sonra “The Last Kind Words” gibi iyi bir albüm yayınlamalarının nedeni belki de In Flames, Lamb Of God, Dimmu Borgir gibi önemli isimlerle turnelere çıkmaları sonucu, metal dünyasındaki yerleri konusunda herhangi bir kuşkularının kalmamış olması olabilir diye düşünüyorum. Aslında bu albümde de şekil hala aynı; modern thrash karışımı, Gothenburg metali ve muazzam bir prodüksiyonla beraber hafif metalcore havası… Ama yine de bu albüm diğerlerinden çok daha mükemmel bir ahenge sahip belki de bu nedenle bence en iyi DevilDriver albümü niteliğinde…



The Last Kind Words’ün müziği kadar şarkı sözleri de birbirinden muhteşem temalara sahip. Fafara, cinneti andıran hiddetli scream vokalleriyle tecrübesi ve bilgisini gösterirken, yazdığı şarkı sözlerinde de karanlık mistisizm ve insana karşı olan nefretini ortaya koyuyordu. “Kibarca söylenen son sözler bunlar, aşağıda meleklerin altında ve canavarların üstünde yaşayacaksın”. İnsan olmak zordur. Sürekli duygularla savaşmak ve herkes seni geride tutmaya çalışırken ileri yürümeye çalışmak… İşte bu albümün genel olarak ortaya koyduğu düşünce budur… “Not All Who Wander Are Lost” sadece anı yaşamaya karar veren birinin gözlerinden hayatı anlatmaktadır. Hatta Fafare bir röportajında “Birçok insan hayatın yükü altında eziliyor ve gelecek 20 sene içinde neler yapacaklarının planlarını yapıyorlar. Ve bu kimseler muhtemelen kalp krizi ve stres nedeniyle o kadar uzun süre yaşamayacaklar bile… Ben her şeye günlük bakan biriyim. Zamanı gelmeyen şeyler için kendimi harap edemem…” diyerek bu şarkıda neyi vurgulamak istediğini açıklamıştır.



Buna karşılık, “Clouds Over California” ise uzun süreli bir arkadaşlığın ölümü ve yanıp giden bu dostluğun küllerini süpürüp yola devam etmenin gerekliliği gibi daha kişisel bir hikâyeden bahseder. “Bugün yemin ederim ki ağlamadım / California’nın üzerindeki bulutlarını lanetle.” Fafara “Clouds Over California”’da biten arkadaşlığının ardından işte bu şekilde bağırmaktadır… Konusuna rağmen sert ve telaş içinde sürüp giden bu şarkı da bence mutlaka dinlenilmesi gereken parçalar arasında…



Bütün bu güzel şarkılar arasında elbette kulağıma hitap etmeyen parçalar da vardı… Albümü dinlerken, “Burning Sermon” ve “Monsters Of The Deep”’in bitmesini dört gözle bekledim. Ama bu iki şarkı dışında grup, çoğunlukla yeteneklerini konuşturuyorlar ve oluşturdukları parçalar da akılda kalıcı oluyor. Ama beni en çok etkileyen gitaristlerin gerçekten kendilerini geliştirmiş olması. Mesela “Bound By The Moon” ve “Horn Of Betrayal” gibi şarkılardaki mükemmel melodik death, hızlı bir thrash parça olan “Clouds Over California”’da gitarların etkileyici rifflerle karşımıza çıkması gibi... Bunlar grubun artı özellikleri… Bir başka özellikleri de bana eski In Flames’i hatırlatan, bütün albümün en iyi, melodik ve akılda kalıcı ezgileri (“Not All Who Wander Are Lost” gibi…). Pure metalcore’a geçtiklerinde, albümün en göze batan parçası, “These Fighting Words” geliyor akla. Bu parça da asla unutamayacağınız korolarıyla, beğenseniz de beğenmeseniz de inanılmaz derecede akılda kalıcı. Zorla canlı bir marş haline gelecek gibi görünüyor. Albümün ikinci bölümü ise “The Axe Shall Fall” dışında biraz daha az muhteşem gibi görünüyor. “The Axe Shall Fall” insanı şaşırtan, alışılmadık bir sonla bitiyor. Genelde alıştığımız şekilde şarkı sonunda bol bateri vuruşuyla ya da şiddeti azaltarak ya da aniden şarkıyı keserek bitirmelerini beklerken, clean gitarlar birkaç sevimli melodi çalıyor, ardıdan bateri ürkekçe birkaç vuruş yaptıktan sonra tuhaf bir klavye sesi ile karşılaşıyorsunuz. Burada dikkatleri üzerine toplayan şey, gerçekten ilginç ve orijinal bir şey denemiş olmaları ve bence hoş da olmuş.



İçinde adeta kaya çekiçler tonda bateri vuruşları bulunan açılış parçası “Not All Who Wander Are Lost”’u ilk dinlediğimde thrash riffleri ve az da olsa keskin death grind ya da “These Fighting Words”’deki nefret dolu melodilere bakıldığında DevilDriver’ın kendi potansiyelinin farkına vardığı söylenebilir. “Bound by The Moon” harap edici double-bass davulları ve gitar harmonisiyle süslenirken, “Call to the Throne” aşağı tondan kargaşalarla çok parçalı harmoniler ve içe işleyen makinalı tüfek riffleriyle büyülü bir albüm olduğu söylenebilir. Ve bütün bunlarla birlikte “The Last Kinds Words” dokunaklı vuruşlar ve acı verici şekilde zaman zaman durup devam eden ritimlerle, az kullanılan piyano ile gerçekten çok etkileyici.



Albümün asıl başarısı ise eski albümlerinin aksine “The Last Kind Words” asla sıkıcı değil. Bir başka güçlü nokta da, Dez Fafara’nın vokalleri… Onun sesine her zaman hayrandım ve bu albümde de ne kadar iyi bir şarkıcı olduğunu alçak homurtuları kadar keskin çığlıklarıyla da onaylamış oldu. Bütün güzelliğinin yanı sıra, albüm çoğu eleştirmenin de söylediği gibi biraz Pantera kokuyor… Ama bu illa kötü bir şey mi olmak zorunda? Bence gayet hoş olmuş… Albüm boyunca riffler oldukça akılda kalıcı ve kusursuz. Davul da fantastik. John Boecklin ultra-tight double kickleriyle ve ritmin aniden fark edilmeksizin düşüp yükselmesi, yaratıcı ve enerjik tam-tam ve hi-hat işleriyle şimdiye kadar yaptıkları albümler içinde en sertine imza atmış ve bence John Boecklin daha fazla dikkati hak ediyor. Boecklin, gitardaki teknik yükselmeleri ve tempo değişiklikleri sırasında meydana gelen açıkları kapatmaktan çok daha iyi işler çıkarabilecek biri. Boecklin’in sabit ayak hareketi ve seri davul vuruşları sadece müziğin hızının devamını sağlamıyor, grubun muhteşem sound’unun en önemli öğesi durumunda yer alıyor…Bu adama dikkat etmek lazım…



The Last Kind Words ile DevilDriver sadece çıtayı yükseltmekle kalmadılar, en yüksek atlayışlarını gerçekleştirdiler. Beklediklerinden daha uzaklara ulaşarak orada da kendilerini dinletmeyi başardılar. DevilDriver sertlikten ödün vermeksizin daha melodik bir sound elde ettiler. Uzun yıllar boyunca yapılan denemelerinden sonra sonunda kariyerlerini şekillendirdiler. Baterist John Boecklin bu albümden beklentisini şu şekilde dile getirmiş; “Bu bizim en aşırı, ilginç ve bütün albümümüz. Melodiyi biraz daha karmaşık hale getirmeye odaklanmıştık. Umarım hayranlarımız bu albümümüzle DevilDriver’ı olgunlaşmış bulurlar.”



Bu albüm henüz bütün potansiyelini ortaya koymamış bir gruptan gelen, güçlü bir albümdür. Eminim ki daha iyisini de yapabilirler. Şu anda şarkılarının hepsi sadece hızlı, hızlı, hızlı. Bu adımlarını daha da çeşitlendirebileceklerini, yer yer müziği durdurabileceklerini ve daha dolgun parçalar yapabileceklerini düşünüyorum. Eğer bu eksiklerini de kapatırlarsa, bence gerçekten tapılası bir gruba dönüşecekler. Diyeceğim o ki, Dez’in müzikal geçmişi ne kadar sinir bozucu olursa olsun, bütün bunları bir kenara bırakarak Devildriver’ı mutlaka dinlemelisiniz. Eğer bu albümü sevmezseniz tamam. Ama sadece Dez ve Coal Chamber yüzünden bu albümü dinlemeyerek gerçekten çok şey kaçırabilirsiniz. Bence bu yayınlanan albüm kibarca söylenen son sözlerdi… Öfkelerini bir sonraki albümde yayınlayacaklarını umuyorum.



Bence Albümdeki En İyi Parçalar: Not All Who Wander Are Lost, Clouds Over California, Bound By The Moon, Horn Of Betrayal, These Fighting Words, The Axe Shall Fall, Head on to Heartache.


AurorA


Attention! You are currently viewing sitemap page!
We strongly suggest to look at original content

Search from web

Valid HTML 4.01 Valid CSS