>>  Site Map >>  Reviews

Arch Enemy - RISE OF THE TYRANT

Arch Enemy - RISE OF THE TYRANT


ARCH ENEMY

RISE OF THE TYRANT

Piyasaya Sürülüş Tarihi: 25.09.2007

Century Media




Kadro:

- Angela Gossow – Vokal

- Michael Ammot – Gitar

- Daniel Erlandsson – Bateri

- Sharlee D’Angelo – Bass

- Christopher Amott – Gitar




Albümdeki Şarkılar:

1. Blood On Your Hands

2. The Last Enemy

3. I Will Live Again

4. In This Shallow Grave

5. Revolution Begins

6. Rise Of The Tyrant

7. The Day You Died

8. Intermezzo Liberte

9. Night Falls Fast

10. The Great Darkness

11. Vultures




Arch Enemy… Bir kısım eleştirmenlerce yere göğe sığdırılamazken, bir kısım eleştirmenlerce de yerin dibine batırılan grup… Michael Amott efsane Death Metal grubu Carcass ile 1993’de göz kamaştırıcı “The Heartwork” albümünü piyasaya sürdükten sonra Arch Enemy’yi kurdu. Grup, 90’larda birbiri ardına üç güzel albüm çıkararak güçlü bir hayran kitlesini arkalarına almayı başardılar. Ancak grupta eksik olan bir şey vardı… Bu eksik parça 2001 senesinde “Wages of Sin”’i piyasaya sürerken gruba dâhil olan yeni şarkıcı sayesinde giderildi. Vokal görevi bu zamandan sonra güzel görünüşünün arkasında gizlenen agresif sesi ile herkesi şaşkınlığa uğratan Angela Gossow’a devredildi. Vokalist Angela Gossow’un sesi hala bazıları tarafından östrojen hormonu aldığı iftiralarıyla alay konusu edilse de, İsveç Death Metalinin bu sert sesi 25.09.2007’de yeni albüm “Rise of the Tyrant” ile tekrar karşımızda…



Öncelikle albümün kapağına bakalım…



Grupta 2001 senesinden beri vokal görevini yerine getiren Angela Gossow her yeni albümde kendisini aşıyor. “Rise of the Tyrant” albümünde Angela’nın vokallerinde daha az efekt kullanılmış gibi görünüyor. Grubu canlı olarak izlemişseniz, Angela’nın sesinin konserlerde daha çok bu albümdeki gibi bir sounda sahip olduğunu fark edebilirsiniz. Acımasız homurtuları kötü ve tehditkâr… Ayrıca albümdeki sözlerin büyük çoğunluğu Angela tarafından yazılmış. Bunlar karanlık ve korkutucu farklılıkta…



Burada kutlanması gereken büyük bir olay da Christopher Amott’un kardeşi Micheal’dan iki sene kadar uzak kaldıktan sonra, metal tarihindeki en iyi gitar takımını kurmak üzere gruba geri dönüşü... Bu ikili “Blood On Your Hands”, “I Will Live Again”, “Vultures” gibi şarkılarda kullandıkları muhteşem sololar ve karmaşık rifflerle kendilerini metal camiasına bir kez daha ispatlayacaklar gibi görünüyor. Albümde sololar ve sürekli tırmanışta olan leadler harika. Michael ile Christopher gerçekten etkileyici. Albümde ön plana alınmış ve akılda kalıcı Heavy Metal melodileri ile insanı daha ilk anda ele geçiren, gitarlarla ilgili eleştirilecek hiçbir şey bırakmayan iki kardeş, emin adımlarla yollarına devam ediyorlar.



Elbette ki “Night Falls Fast”’teki Amott kardeşlerin canavar gibi riffleri ve Angela’nın şeytani homurtuları arasında hızlı ve güçlü davul patlamalarıyla onlara eşlik etmekte hiç de zorlanmayan, kudurmuş bateri vuruşlarıyla Daniel Erlandsson’u da unutmamak gerek. Bu albümde Daniel’in de gerçekten iyi iş çıkardığını söylemek gerek. Albümün tamamı sert ve bu da acımasızca headbang ve mosh yapmak için güzel bir bahane yaratıyor.



Arch Enemy “Wages Of Sin”’in başarısını biraz da Melodik Death Metal sound’u üstadı Frederik Nordstrom ile sağlamıştı. Grup tekrar birçok defa birlikte çalıştıkları Frederik Nordstrom ile çalıştı. Frederik Nordstrom’un varlığı, grubun geçmişteki sound’larına dönmesini, kendilerini tekrar etmeleri sonucunu doğurmadı. Aksine o, değişen şarkı sözleri ve müzisyenlikleri yanında grubun markası haline gelen stilinin bozulmamasını sağlamak için albüm boyunca elinden geleni yaptı. Ve işte sonuç: Harika bir albüm sizleri bekliyor…



Biraz da albümdeki parçalara bakalım… CD’yi takar takmaz, daha ilk parçada, ilk anda şiddetli bir siren sesi “Blood On Your Hands” için açılışı gerçekleştirirken, albümde bizi nelerin beklediğine dair bir uyarı olarak algılıyorsunuz bu siren seslerini… Grup size albüm kapağını bile inceleme fırsatı vermeksizin, duygularınıza hücum ediyor. Siren sesini takip eden gitar riffleri ise sizi gaddarca boğazınızdan yakalıyor. Şarkı boyunca gitarlar telaşlı, Angela’nın sesi keskin, riffler karışık ve daha önemlisi ilgi çekici. Arkadan gelen klavye sesi koro devreye girene kadar abartılı değil ve leadler büyüleyici. Brutal kullanılmış olmasını da hesaba katarsak, bu şarkı oldukça akılda kalıcı.



Albümün ikinci parçası “The Last Enemy” meşaleyi “Blood On Your Hands”’den devralırken, insanüstü hızda çalınan davul ve gitar riffleri ile karşılanıyorsunuz. Neo-klasik gitar soloları ile karşı karşıya kaldığınızda sersemlememeniz işten bile değil…



Neredeyse bir balad olan “I Will Live Again”’deki, Amott’un amblemi haline gelen gitarı ve klasik Metal soloları, Angela’nın günahkâr ve tatlı sesi beni hazırlıksız yakaladı. Aniden düşen tempo, muhteşem riffler, dramatik ve karanlık atmosfer insanı içmeden sarhoş edebilecek gibi…



“In The Shallow Grave” ise thrash severler için. Agresif, insanı hiddetlendirici ve allak bullak eden bir parça. Sonlara doğru gitar soloları sizi bu dünyanın dışına götürüyor ve yıllarca çalışmanın, geliştirilen tekniğin neleri gerçekleştirebileceğini kanıtlıyor.



Maiden-esque twin gitarları kapsayan “Revolution Begins” parçası insanı uçururken, “The Day You Died”da kullanılan sert bass ve bateri insanı çıldırtıyor. “The Day You Died”, melodik ve akılda kalıcı olmasının yanı sıra övünç kaynağı olabilecek mükemmellikte duygulu gitar sololarına sahip bir parça. Gitar sololarında Iron Maiden’ı hatırlatan bir şeyler var. Herhangi bir benzerlik olmasa da kafamda “The Evil That Men Do”’nun yankılanmasına engel olamadım.




“Intermezzo Liberté” gerçekten Michael ve Christopher Amott’un ustaca melodik gitar çalışlarının bir kanıtı gibi. “Night Falls Fast” dinleyiciyi parmak uçlarında bırakan ritmik değişikliklere sahip. “The Great Darkness” ise insana grubun derinleri kazıp bazı gitar riffleri ve melodileri çıkarttıklarını düşündürüyor. Atmosfere yoğun kilise korosu eklenmiş, bu da grubun sounduna uygun olmuş. Şarkının ortasında parçanın değiştiğini, biraz daha melodikleştiğini ve sololarla bezendiğini fark etmemek mümkün değil. Albümün son parçası “Ventures”’de grup adeta hız pedalını yerin dibine sokarcasına basmış, adeta tabancadan çıkan bir kurşun gibi hızlanmış. Tam altı dakika süren “Vultures” tatlı melodileri ve etkileyici gitar solosuyla sizi kendinizden geçirecek...



Bazı eleştirmenlerce Johan Liiva’dan sonra hızla düşüşe geçen grubun bu yeni albümü “kötünün iyisi” durumundayken, yaklaşık bir düzine dinleyişten sonra diyebilirim ki, “Rise of the Tyrant” akılda kalıcı ve tatmin edici bir metal albümü. Albümde Amott kardeşler muhteşem sololar konusunda cimrilik etmemiş, canavar gibi rifflerle, akılda kalıcı melodilerle, yoğun ritimle, biraz da atmosferik klavye ile ve Angela Gossow’un emredici vokal homurtularıyla, bütün bunlarla bu albümde bir mükemmellik yatıyor. Bütün bunlar Rise of the Tyrant’ı 2007’nin en güçlü albümü haline getiriyor. Buradan bakıldığında Arch Enemy durdurulamaz görünüyor. Albümde özellikle “The Day You Died”, “In This Shallow Grave” ve “Vultures” ve tabii ki “Blood On Your Hands”’i dinlemekten keyif aldığımı da belirtmeliyim. Bu albümü en kısa zamanda dinlemenizi tavsiye ederim.





MetalTR


Attention! You are currently viewing sitemap page!
We strongly suggest to look at original content

Search from web

Valid HTML 4.01 Valid CSS