>>  Site Map >>  Reviews

Volbeat - Rock The Rebel/Metal The Devil

Volbeat - Rock The Rebel/Metal The Devil


İsmini, vokalistleri Michael Poulsen’in ilk grubu olan Dominus’in Vol.Beat (1997) isimli albümünden alan Danimarkalı; belki de dünyada ilk kez yaptıkları müziğin pek de bir örneği olmayan, kimilerinin de ‘ Elvis Metal ’ diye güzel uyan bir yakıştırmayla kategorize ettiği grup Volbeat, 2. stüdyo albümleri olan ‘Rock The Rebel/Metal The Devil’ i bu yılın Şubat ayında sevenlerine sunmuştu…



Albümün kadrosu ise;




Michael Poulsen - vocals/guitar

Jon Larsen - drums

Anders Kjølholm - bass

Fanz "Hellboss" – guitar



Albüme baktığımızda ilk olarak göze çarpan şeyin, Volbeat’in hiç malzemeden çalmaksızın şarkıları lirik bakımından uzun ve zengin tutması olduğunu görüyoruz.. Michael Poulsen’in ses rengine hormunlu Elvis derken, tokluğu ve hiçbir grupta eşi benzerinin olmamasıyla ( en azından ben henüz duymadım ) genelinde ‘Aşk’ içerikli olan şarkıların nasıl ve nereden ortaya çıktığını da inşallah Yuxexes Dergisi’nin önümüzdeki ay sayısında okuyor olacağız. ( 2-3 soru da ben sordum Volbeat’e, bakalım nasıl cevaplar alacağız, heyecanla bekliyorum. )







Gelelim albümün şarkılarına;

İlk şarkı olan The Human Instrument, benim albümde en beğendiğim parça…Country tarzı girişinden sonra gelen davulların heyecanı ve gitarlardaki gaz, şarkıyı Michael’in mükemmel vokallerine hazırlar nitelikte…Şarkı benim için 3 bölümden oluşuyor ve nakarat saydığım ‘Feeling the moment when they cry’ diye başlayan yerde güzelliğinin zirvesine taşınıyor, gerisinden gelen kısa ama bir o kadar güzel gitar solosunu da unutmuyorum, tabi ki..

Dinlemek ve şarkının sözlerini incelemek için tıklayabilirsiniz;



http://www.youtube.com/watch?v=TTxcL3MLAlU



Mr. & Mrs. Ness’de bir ailenin trajik öyküsü gayet acıklı tonlarla anlatılıyor…



The old man is crying and he's lying

The blood on his hands (is) from his wife

Oh Lucy your mother is crying in the sky

Lucy Where am i ?



Hikayesinin nasıl yaratıldığını merak ettiğim için gruba sorduğum sorulardan biri de bu oldu…

Volbeat’in albümden video çektiği şarkı ‘The Garden's Tale’ oldu ki şarkı en sevdiğim 2.parça ayrıca…


http://www.youtube.com/watch?v=5Q2NtjoYj_U



Klasik sevgi ve aşk şarkı sözlerinden farklı olarak bu şarkıda Volbeat, bu olaylara hangi açıdan ve nasıl değişik bir üslupla yaklaştığını gösterirmişçesine başarılı…Tüm albümde başarısını gösteren Jon Larsen, bu şarkıda özellikle davullarda atak ve baskıcı…


‘Hoping the angels would carry her home

Leaving it all with my only friend

Her beauty was lifeless on the stair

Oh baby I´ll carry you away into the garden´s tale

But everything (had) died and turned to stones

I laid her down under the old oak

Seing it all blossom forever more

Time keeps on painting my darling

And the garden keeps on singing the old song

Oh baby now I know you´re in the light

Painting it all with your colorful songs…’



En eğlenceli ve hızlı bulduğum parça kesinlikle Devil or the Blue Cat's Song…Ve aklımda yer edinmiş sözü; ‘This is your own way to copy your mind’. Sözler bir yana müzikal açıdan diğer şarkılara göre daha dolu ve zengin bulduğum parça Volbeat konserlerinin en tatlı anları…



Şarkının başlamasıyla birlikte kendinizi Teksas’da eski bir kovboy barında hissederken, şarkıdaki değişen havayla biranda bir kovalamacanın içine düşüyorsunuz…Sad Man’s Tongue…
‘Education sucks, so i sing my song for you’




Ve benim özellikle nakarattaki havasıyla en beğendiğim 3. şarkı olan River Queen, bir hatundaki güzelliği anlatmada baş yapıt adayı gibi… ‘Her beauty is changing my mind…’

‘Hadi dj, çal benim parçamı!’ edasıyla yazılmış ama farklı bir bakış açısıyla dokunmuş bir parça ’Radio Girl’ ve benim favori şarkılarımın içinde…Klibinde gitar tutuşunu Hetfield’e benzettiğim Michael Poulsen hareketleri ve saç stiliyle de Elvis’i anımsatıyor…60lar rock’N’roll i şimdinin metal müziğine nasıl uyarlanır diye sorsanız kesinlikle Radio Girl şarkısı gibi derdim,sizlere…




Nerdeyse yüz kere dinlememe rağmen hala girişteki 4’lüğünü söyleyemediğim ve artık onun bir tekerleme olduğuna inandığım şarkı ‘A Moment Forever’ susmayan vokaller ve bolca davul twiniyle dolu…





‘Keep it up my baby don't go don't leave it on top

Keep it up my baby don't go don't do it on top


Keep it on my baby ***** pop

Keep it up my baby don't go don't leave it on top’





Michael gibi söyleyip, kaydedip gönderene bira ısmarlayacağım, söz J





Gelelim ‘Soulweeper #2’ şarkısına; neden #2 derseniz hemen söyleyim ki, Volbeat’in ilk albümleri olan ‘The Strength, The Sound, The Songs’ dan ‘Soulweeper’ şarkısının devamı, girişleri benzer ama şunu da ekleyeyim ki bence Soulweeper #2 daha güzel, albümdeki en duygusal hatta romantik havası olan şarkı…



Şarkılar içinde diğerlerine göre biraz vasat bulduğum bir şarkı; müzikal açıdan gayet zengin ama gidişatı açısından tek düze, biraz sıkıcı bir şarkı ‘ You Or Them’…Hatta şarkıyı dinlerken nedense aklıma direkt Candlemass – Black Dwarf geliyor…

Albüm biterken Hardcore öğelerin hakim olduğu bir şarkı görüyoruz; ‘Boa’... Bildiğiniz boa yılanı. Yine vasat ama özellikle konserlerde iyi çoşulacak bir şarkı olduğuna inandığım Boa, albüm konseptinden bence çok farklı, uzak bir şarkı,başta da söylediğim hardcore havasıyla…







2007’nin en iyi albümlerinden biri olduğunu iddia ettiğim bu albüme 10/8.5 verdim ben ve dinlemeyenler için kesinlikle de tavsiye ediyorum…


ironclad


Attention! You are currently viewing sitemap page!
We strongly suggest to look at original content

Search from web

Valid HTML 4.01 Valid CSS