>>  Site Map >>  Reviews

War From A Harlots Mouth - Transmetropolitan

War From A Harlots Mouth - Transmetropolitan


2005'in son aylarında Almanya'nın başkenti Berlin'de babalarının karınlarından doðmuş olan mathcore/grindcore grubu War From A Harlots Mouth'ın ilk albümü olan Transmetropolitan, yakın zamanda isminden sıkça söz ettirecek gibi. Albümün şarkı listesi de şöyledir :



01. How To Disconnect From Your Social Surrounding In Half An Hour

02. Heeey Lets Start A Band

03. The District Attorneys Are Selling Your Blood

04. Trife Life

05. Fighting Wars With Keyboards

06. Mulder

07. Thousand Compliments, One Answer

08. If You Want To Blame Us For Something Wrong, Please Abuse This Song

09. Riding Dead Horses Is A F*ckin Curse

10. Transmetropolitan

11. And In The Right To Make Mistakes We Are Loose And Start Again...





Albümün ilk şarkısı How to Disconnect from your Social Surrounding in Half an Hour, 2 dakika içersinde Metalcore'dan Grind'e, ordan da Jazz'a nasıl geçiş yapılabileceðini net şekilde gösteriyor ve insanı hayretler içersinde bırakıyor. Daha uzun olsaymış ne olacakmış kimbilir. ıkinci şarkı Heeey Lets Start a Band, girişten sonraki Electronica aðırlıklı tiz gitar tonlarıyla ve karmaşık ritmlerle devam ediyor, vokaldeki arkadaş Steffen'in her frekanstan çıkartabildiði scream ve brutal (yer yer Grind vokali direkt) karışımı sesiyle harika bir eşlenik oluşturuyor. şarkının son 1 dakikası ise sert ama bir o kadar da melodik bir breakdown ile geçiyor ve bunda da harikulade bir Metalcore dizaynı görüyoruz. Üçüncü şarkı The District Attorneys Are Selling Your Blood'ta aðırlıklı bir deathcore havası hakim, gitar tonu basa yakın deðil ve ritm de normalden daha yavaş. şarkının sonlarına doðru yine breakdown'lar ile Metalcore havası yakalansa da şarkı scream efektleri ve takatakatakataka diye giden bir davul ritmiyle kapanıyor. Trife Life ise her ne kadar interlude olsa da, grubun Jazz'a nasıl yakın olabildiðine tanık olabiliyorsunuz. Beşinci şarkı Fighting Wars With Keyboards ise ilk şarkı gibi 2 dakikaya yakın bir sürede "nasıl tüm metal türlerini biraraya getirebilir bu adamlar yahu?" sorusunu üstüste sordurtarak şarkıyı adamakıllı dinleyememenize neden oluyor. Albümün en uzun şarkısı olan (yaklaşık 7 dakika) Mulder, açıkçası Hopesfall'ın şarkılarına benzemiş, ilk 3 dakikası screamo etkileriyle geçiyor; ancak 4. dakikadan sonrasında şarkının duygu saðanaðı şeklinde ilerlediðine şahit oluyoruz, arka fondan gelen derin scream efektleri de katık oluyor kulaklarımıza.





7. şarkı Thousand Compliments, One Answer, resmen deli gibi başlayıp deli gibi bitiyor! şarkının içinde Grind vokalinden Jazz basına, Metalcore ritminden, Thrash gitarına kadar herşey var! şarkının belirli kısımlarında basın nasıl çalındıðına dikkat edilirse bir süre sonra kafa yeniyor zaten; ayrıca böyle divane bir şarkının son 1 dakikası Jazz esintileriyle geçtiði için, bir süre sonra illa ki terk-i diyar eylemek istiyor dinleyici insanoðlu. 8. şarkı If You Want To Blame Us For Something Wrong, Please Abuse This Song, bir buçuk dakikalık kısa bir şarkı olmasına raðmen taramalı tüfek efektleriyle yine ilgi çekmeyi başarıyor. O efektlerin üzerine bu adamlar nasıl çalmış, anlamak çok güç; bu kadar hızlı çalıp, aynı hızla dur-kalk yapabilen bir grup uzun süredir görmemiştim. 9. şarkı Riding Dead Horses is a F*ckin Curse ise çok güçlü bir girişe sahip, Metalcore'a hafif kayan ama Screamo vokallerin yanında kısım kısım Progressive çalınan ve üstün Mathcore etkileri olan bir şarkı. Gitarlar nasıl çalınıyorsa neredeyse bas da aynı şekilde çalınıyor, elimden gelse gider o basçı Filip beyleri severim. O nasıl bas çalmaktır?! Albüme adını veren 10. şarkı Transmetropolitan, tam bir Hardcore girişine sahip, böyle olmasına raðmen 10 saniye sonra Progressive Deathcore gibi birşeye dönüşebiliyor; ilk akla gelen örnek için tabi ki Between The Buried And Me'nin ismini öne atacaðım. Albümün kapanış şarkısı And In The Right To Make Mistakes We Are Loose And Start Again... öylesine kaydedilmiş enstrümantal bir parça, dinlenmese de olur (yalan deðil ama). Nitekim benim pek hoşuma gitmedi, daha güzel bir kapanış olabilirdi ki albümün 10/10 olmasını bile engelledi bu eksiklik!





Ancak bu adamlar kısa zamanda Caliban ya da Heaven Shall Burn gibi grupların ayarında ele alınacaklardır, bu konudaki inancım güçlü. Hatta tarzlarındaki özgün oluşum da bu gruplardan bile önde olmasını saðlayabilir! Kesinlikle es geçilmemeli diyorum...


Noyan Altaylý


Attention! You are currently viewing sitemap page!
We strongly suggest to look at original content

Search from web

Valid HTML 4.01 Valid CSS