>>  Site Map >>  Reviews

Dimmu Borgir - In Sorte Diaboli

Dimmu Borgir - In Sorte Diaboli


Bundan seneler önceydi, o zamanlar iki ekmek bir süt misali bende, iki Metallica bir tane de Megadeth şarkısı bilirdim. ıki üç grupla öyle böyle devam ederken irc’de tanıştığım Arda Dimmu Borgir’i tavsiye etmişti. Tırım tırım Stormblast’ı aratmıştım, dinler dinlemez Stormblast’la başlayan maceram yıllar içinde fenomene dönüştü. Mp3 yerini zamanla ilk basım albümler, dvdler, cdler almaya başladı. Bu hastalık bende geçmedi ve son albümün elime geçmesini sabırsızlıkla bekledim.



Seneler içinde grubun albümlerini komple baştan sona birçok kez dinledim. Dimmu Borgir son yıllarda oldukça değişim geçiren bir grup oldu. For All Tid, Stormblast, Enthrone Darkness Triumphant, arada çıkan EP Devil’s Path grubun melodik black metal çizgisinde gittiğini gösteriyordu. Godless Savage Garden’la melodik black yeniden devam etti, ama bana göre ufak sinyaller verdiği Spiritual Black Dimensions’dan sonrası grubun değiştiğinin göstergesi. 2001 yılında çıkardıkları Puritanical Euphoric Misanthropia adeta gövde gösterisi yapan Dimmu Borgir, ciddi anlamda değiştiğini gösterdi. Grup aslında kendi içinde müzikal olarak değişti, bazılarına göre Puritanical Euphoric Misanthropia grubun bozulduğunun simgesidir. Ama tam tersi Dimmu Borgir’in müzikal anlamda kaliteliyi daha da yükselttiğinin bir kanıtıdır. Bu albümden sonrasında gelen ve grubu daha geniş çevrelere iyice tanıştıran Death Cult Armageddon, Dimmu Borgir’in yaptığı değişimin ne kadar başarılı olduğunu gene kanıtladı. Aradan geçen zaman içinde Stormblast yeniden kaydedilip, şarkılar üstünde oynama yapılarak piyasaya sürüldü. Orijinal albüm kadar başarılı ve iyi değildi. Hatta bazı açılardan beğenmedim diyebilirim. Asıl olarak beklediğim yegane albüm In Sorta Diaboli’ydi. Stormblast 2005’in bende biraz yaptığı kırgınlıktan dolayı yeni albüme şüpheyle baktım. Belki çizgilerini bozmuşlardı ve müziklerinde yaptıkları devrimi devam ettirmeyebilirlerdi.



In Sorte Diaboli kötü bir kapakla karşıma geldi. Kapak konusunda bu senenin en sevmediğim albümü. Albüm içinde isyankarlığın ve karşıtlığın konsept alındığını düşünürsem, kapak buna uygun gibi gelebilir. Ama etkili ve adam gibi bir şey yapılabilirdi. ılk açılış parçası süper bir girişle başlayan Serpenitine Offering. Çekilen klip de bu parçaya oldu. Klipte ıskandinavlara zorla hristiyanlığı kabul ettirmeye çalışan haçlıların hikayesi anlatılıyor. Eski geleneklerine ve mitlerine bağlı olan ıskandinavlar bu durum karşısında çaresiz kalıyor ve zorlanıyorlar. Sonunda rahibin biri isyan bayrağını açıyor ve haçlılara karşı oluyor. Aslında albümdeki şarkılarda genel olarak bu çerçevede devam ediyor. Progenies Of The Great Apocalypse klibi gibi fantastiklik yerini daha film gibi havada bir klip almış. Ama kesinlikle izlenmesi gerek. Chosen Legacy ikinci parça olarak güzel davulla açılışı yapıp Shagrath’ın vokaliyle devam ediyor. şarkı güzel tempolu ilerlerken sonlarına doğru klasik Dimmu Borgir senfonisinden bir melodi girmiş. Keza Conspiracy Unfolds aynı şekilde sert ve hızlı bir parça. ıçinde yine grubun değişen müziğinin klasik ezgileri duyulabiliyor. Sacrilegious Scorn’da, Vortex’in içli vokalini barındırıyor. Güzel tempolu ilk dört şarkıdan sonra Fallen Arises araya girmiş. Fallen Arises bir ara verme parçası gibi duruyor. Bu kadar hızlı ve etkili parçalardan sonra kısa bir kesme yapıyor. Zaten albümde ilginç bir kısım daha gözüme çarptı. Toplamda 9 parça var. Fallen Arises 5. parça olarak tam ortaya konulmuş. Tempolu giden ilk dört parçadan sonra ufak bir dinlenti gibi araya giriyor ve ilk yarıyı kapatıyor. Fallen Arises’tan sonra gelen diğer dört parça yine hızlı bir şekilde devam ediyor. Sinister Awakening, Fundamental Alienation, Invaluable Darkness ve Foreshadowing Furnace yine harika biçimde devam ediyorlar. Aslında şarkıları tek tek ele almıyorum. Çünkü hepsinin tadı birbirinden güzel. Bu yüzden hiç biri dinlenmeden es geçilmemeliler.








Vokalini taktir ettiğim kişilerden Vortex aradaki bazı kısımlarda gene sahneye çıkıyor. Adamın clean vokali her zamanki gibi etkili ve ayrı bir tat veriyor. Bass kısımlarında gene üzerinde düşeni yapmış. Dimmu Borgir senfonik ezgileri şarkılara harika bir şekilde yedirmiş. Bu müzikal anlamda daha çok çeşitlilik sağlıyor. Silenoz ve Galder gitarlarda yine harika işler çıkartmışlar. Yer yer rifflerde thrash etkileri bile gözüküyor ki, böylesi arada giren riffler parçaları daha çekici hale getiriyor. Barker’dan boşalan davula geçen Hellhammer işini adam gibi yapmış. Bazı yönlerden Hellhammer’ı eleştiriyordum, ama son zamanlarda yaptıkları cidden beni şaşırtmaya devam ediyor. Stormblast 2005’te davullarda iyi iş çıkartan Hellhammer, In Sorta Diaboli albümünde gereğinden fazlasını yapmış, gruba oturmuş. Mustis klavyede yine döktürmüş. Vokallerde gene Shagrath yer alıyor. 9 parçanın yer aldığı albümdeki tam şarkı listesi de şöyle;



  • 1.The Serpentine Offering


  • 2.The Chosen Legacy


  • 3.The Conspiracy Unfolds


  • 4.The Sacrilegious Scorn


  • 5.The Fallen Arises


  • 6.The Sinister Awakening


  • 7.The Fundamental Alienation


  • 8.The Invaluable Darkness


  • 9.The Foreshadowing Furnace





  • In Sorte Daboli ilk dinlendiği zaman Dimmu Borgir kötüleşti, nerede Death Cult Armageddon diye yakınılabilir. Aslında hiç öyle bir durum yok, hatta adamlar müzikal anlamda başarıyı aynen devam ettiriyorlar. Kesinlikle harika bir albüm. Parçaların tempolu olması bir kenara alınsın. Tüm hepsinde ciddi bir işçilik var. Değişen melodiler, aralarda giren senfonik kısımlar, riffler olsun işin içinde kalite var. Ama şarkıların hepsinin isminin “The” olarak başlaması gibi ilginçlik söz konusu. Benim şahsi favorilerim Serpentine Offering, Invaluable Darkness ve Chosen Legacy oldu. Basit ve üstünde durulmamış bir kapak resmi olan albüme 10 üzerinden 8.5 veriyorum.


    Dean


    Attention! You are currently viewing sitemap page!
    We strongly suggest to look at original content

    Search from web

    Valid HTML 4.01 Valid CSS