>>  Site Map >>  Reviews

Iron Maiden - A Matter Of Life And Death

Iron Maiden - A Matter Of Life And Death


Aylardır, özellikle Maiden severler tarafından büyük heyecan ve merakla beklenen 14.albüm ‘ A Matter Of Life And Death ’ sonunda çıktı. OH BE !



Albüm henüz çıkmamışken hatta internet alemine albüm şarkılarıyla ilgili bilgiler daha sızmamışken Maiden severler gelecek albümün nasıl olacağı yolunda tartışmalara başlamıştı bile hem Türkiye sitelerinde hem de Iron Maiden fan sitesinde. Kaçar mi? Ay ay hatta gün gün itina ile takip ettik, özellikle Kevin Shirley ‘in stüdyo günlüklerini okuya okuya ezberledik ve bu yolla albümün nasıl olacağı kafalarda az da olsa şekil bulmuştu.

Albüm 25 Ağustos günü çıktı fakat bundan birkaç gün önce internete düştü, yine de bu kadar süre korunup nete düşmemesi, şu zamanda büyük bir başarı, bence. Maiden tarihinin en progressive ve en uzun albümü diyelim,ilk izlenimler olarak.



Albüm öncesi grup, single olarak Reincarnation Of Benjamin Breeg i piyasaya sürdü ve ilk klip de bu şarkıya geldi. Reincarnation Of Benjamin Breeg şarkı uzunluğundan dolayi İngiltere listelerine giremiyor fakat Avrupa listelerinde büyük bir hızla birinci sıralara yerleşti bile. Single, İsveç ve İspanya listelerinde 1. sırada.







Reincarnation Of Benjamin Breeg, albümün 7. şarkısı ve şarkı çok tatlı gitar riffleriyle başlıyor, biraz hüzünlü…Ve sonra Bruce’in muazzam sesi giriyor;



‘Let me tell you 'bout my life,

Let me tell you 'bout my dreams,

Let me tell you 'bout the things that happen, all is real to me.

Let me tell you of my hope, of my need to reach the sky,

Let me take you on an awkward journey, let me tell you why.

Let me tell you why…’



01.58 de tam anlamıyla başlayan şarkının gitar tonları gayet sert ve kendinden emin. İlk dinlediğimde aynen foruma şunu yazmıştım;



‘Giriş, klasik Maiden tarzında ama şarkının geri kalan kısmı bana o kadar farklı ve şahane geldi ki...Giriş,çok duygusal...hafif can yakıyor...



Görüntüler Wasted Years klibi tadında, bu görüntüler sanki bu grubun bir üyesiymiş gibi beni duygulandirdi ve onlarla birlikte yaşlanmış gibi hissettim kendimi, bir an...



2.dakikada şarkı havasini buluyor ve kendinden emin, biraz ağır fakat yine de gazzzz bir halde tam anlamıyla başlıyor. Korkularim yerini sevince bıraktı sonunda, Bruce in ses, şarkıya kattığı anlam muhteşem, yok ötesi ! Sesini çok iyi kullanmış ve şarkının hakkını vermiş.

04:48 de başlayan melodi çok hoşuma gitti, sanki şarkının özü burda saklı gibi. ve akabinde gelen daha sert bir melodi ve başlayan solo... OFFFF zekice Maiden'ca yaratılmış bir sentez olduğu apaçık ortada...

a-a şarkı bitmiyor 07:04 de..Maiden farkı, çok tatli bir kapanışla bitirmişler.... Ruhlarina sağlık diyorum..’ Fikirlerim de bir değişme yok ama albümde bu şarkıdan daha iyi şarkılar keşfettim, artık.



Albümün ilk şarkısı Different World ve üzerinde Steve Harris / Adrian Smith imzasini taşıyor. Hareketli ve eğlenceli ama bence albüm konseptine bek de uymayan bir parça, genele baktığımızda, kesinlikle kötü demiyorum, çok beğendim parçayı ama az da olsa dinledikçe albümde sırıttığını göreceksiniz. Albümün en kısa parçasi ayrıca.



Gelelim 2.parçaya ‘These Colours Don’t Run…Şarkıyla ilgili Bruce’in açıklamasinin tam çeviri aynen şöyle; ‘Bu şarkı, askerleri neyin motive ettiği ve ne için savaştıkları hakkında. Bazılarının kıçında büyük bir bayrak dövmesi vardır ve gerçekten yurtseverlik muhabbetlerine inanırlar, ve Sam Amca için kellelerini bile teslim ederler. Ama bence çoğunun savaşma sebebi şu: eğer onlar savaşmasaydı, dostlarının çoğu öldürülcekti.’

Sakin ve biraz hüzünlü bir gitar tonuyla başlayan şarkı Nicko’nun davulları ve Steve’in baslarıyla bir anda şiddet kazaniyor ve Bruce’in şu sözleri söylemesiyle şarkı anlamani kazaniyor; For the passion! For the glory! Dave Murray’in - 3:53 / 4:11 Adrian Smith’in - 4:35 / 4:56 zaman aralıklarindaki müthiş sololari şarkıyı süslüyor. Ve yine başındaki gibi sakin ama acılı bir bitiş var, şarkının sonunda.



Ve benim, albümdeki ikinci favori parçam Brighter Than a Thousand Suns var sırada.Bu şarkıda da Harris/Smith ve Bruce Dickinson’in imzasi olduğunu görüyoruz. Aksak ama sert ritmlere sahip bu parça nükleer patlamayi konu alıyor..Bruce bu şarkıyla ilgili konuşurken gençliğinin çoğu dönemini atom bombalarinin gölgesinin altında geçirdiğini belirtiyor ve şunlari diyor; ‘Ergenliğimin çoğunu atom bombasının gölgesi altında geçirdim. Siren sesi çalmaya başladıktan itibaren kıçınıza elveda demek için yalnızca dört dakinanız olduğu öğretilen bir nesilde yetiştim. Bu neslin farklı bir paranoyası var. Bugün, herşey terörizmden ibaret. Biz yeryüzünden silinip gidiceğimizi düşünmüştük. Şarkı ise bomba kadar yıkıcı bişeyi yapmış olmakla gece uyumayı uzlaştırıyor.’



‘We are not the sons of God.

We are not his chosen people now.

We have crossed the path he trod.

We will feel the pain of his beginning…’ diye başlıyor Bruce, o anlari yaşar gibi. Kesinlikle 10 üzerinden 10 verdiğim bir çalışma bu.



Ve IMOC’da bir Maiden hayrani bu şarkıya çok güzel, başarılı bir kapak hazirlamış, sanki kendi single inin kapağıymış gibi;







The Pilgrim…Favori parçalarimdan dördüncüsü.İlk dinlediğimde tam bir konser şarkısı olacağını düşündüm,çok akıcı ve progresivve bir havası var,sonuna kadar.Şarkıda 2-3 defa süre gelen bir gitar tonu var,o tonla beraber zıplayasım geliyor,dedim ya tam konserlik. Giriş, bitiş, iniş, çıkış, solo vs… Bir şarkıda olan tüm olgular bu şarkıda mükemmellik kazanmış.

Diğer parçalardan farklı olarak, Bruce biraz daha baskılı yorumluyor bu şarkıyı.



'spirit holy, life eternal

raise me up take me home

pilgrim sunrise, pagan sunset

onward journey begun…' nakaratında Bruce’in sesinin hala bozulmadığını bir kez daha anlayıp mutlu oluyorum. Ve hemen arkasından giren soloda kendinizden geçiyorsunuz…Biterken yine 04.38 de de duyduğumuz melodi Maiden tarihinde bir efsane olmaya aday.



Hemen arkasından başlayan The Longest Day parçasini ilk dinlediğimde bana The Pilgrim’in devamıymış gibi geldi.Yine albüm konseptine uygun akıcı ama daha yırtık, isyankar vokallere sahip bir şarkı, bass gitarlari seçmeniz daha kolay. Şarkıda Smith/Harris/Dickinson imzasi var.Özellikle 04.48 de hayatimda duyduğum en güzel gitar tonlarindan birine sahip bir parça.Parçanin nakarati aynen şöyle;



‘how long on this longest day

'til we finally make it through

how long on this longest day

'til we finally make it through

how long on this longest day

'til we finally make it through

how long on this longest day

'til we finally make it through…’



Bruce Dickinson’in solo çalışmalarini andiran bir parça var sırada, hatta Tears Of The Dragon ile Wasting Love arasi bir havaya sahip. ‘ Out Of The Shadows ’ ki belli şarkıda Bruce’in ve Steve’in el emeği göz nuru var.Maiden ve Bruce’in slow çalışmalarina baktığımızda yine aynı güzellikte yazılmış ve söylenmiş bir nakarat görüyorsunuz;



‘out of the shadows and into the sun

dreams of the past as the old ways are done

oh there is beauty and surely there is pain

but we must endure it, to live again…’



Bruce’in şarkıyı hissederek hatta beni nerdeyse ağlatarak söylemesi bir yana şarkının soloları canınızı yakmaya yeter de artar. Özellikle de kullanılan akustik gitarlar şarkıya duygusal ahenkler katıyor. Ben, uzun zamandır Maiden ya da Bruce’ın solo çalışmalarından çıkmış böyle mükemmel bir ballad dinlemedim! 02.30’da giren solo ruhunuzu dağıtıyor.

‘A man who cast no shadow has no soul’ gibi güzel bir sözle şarkı sona eriyor.



Single olarak çıkan Benjamin’i ilk yazdığım için geçiyorum benim için albümde ve Maiden tarihinde efsane olabilecek ilk favori parçama ‘For The Greater Good of God’ . Bu şarkı için sayfalarca yorumlarımı yazabilirim. İlk giriyor şarkı ve çok iyi bilenler dikkat etsin, Pearl Jam – Jeremy şarkısının girişini andırıyor, kısa bir süre, bass introsuyla.. Sadece Steve Harris’in imzası olduğu çok açık ortada ve resmen 9 dakika 24 saniye boyunca acı çekelim diye yazılmış bir parça. Diyorum ya bu albüm Maiden tarihinde, her açıdan bir devrim!

Bruce’in sesi çok ön planda ve çok iyi kullanmış. Nakarata kadar şarkının ayrı bir havası var ama bir anda nakaratta bu hava değişiyor. Aslına bakarsanız şarkı ‘değişim’ şarkısı, sürekli geçişler var ama ustalıkla yapılmış. Bu şarkıya da aksak melodiler bolca hakim. Şarkı aranjman kaynıyor, ne ararsaniz en güzelleri var. Ve Bruce’in sesine milyonuncu kez aşık olduğum o bitiş sözleri;



‘He gave his life for us he fell upon the cross

To die for all of those who never mourn him

It wasn’t meant for us to feel the pain again

Tell me why, tell me why…’ Kesinlikle benden 10 üzerinden 10 alıyor bu şarkı da.



Lord Of Light, albümün dokuzuncu parçası. Yine albüme en çok imza atmışlarin parmağı var şarkıda; Smith / Harris ve Dickinson. Ve bakın Bruce bu şarkı için neler demiş; ‘Düşünün ki cennet ve cehennem arasında içlerinden birini seçmeniz gereken pek çok yer var. Ve düşünün ki Lucifer aslında 'ışığın efendisi'; ki ismi de bu manaya gelmektedir. Ve parmağını sallayarak cezalandıran kinci ve ebedi Tanrı hakkındaki her şey yalnızca anlamsız bir pr'dan [ pr = reklam ya da promo anlamında kullanılmış bir kısaltma gibi ] ibaret.’ Şarkının bir anda hızlandıktan sonra yine bir anda müzik ve vokal tarzıyla beraber temponun düşürülmesi şarkıya renk katmış. Solosuz Maiden şarkısı olur mu, tabi ki olmaz! Ve şarkı



‘free your soul and let it fly

give your life to the lord of light

keep your secrets and rain on me

all i see are mysteries’ sözlerinden sonra Hallowed Be Thy Name tarzı davul vuruşlarıyla bitiriliyor.



The Legacy…Albümden bize son olarak miras bırakılıyor sanki…Albüm kapanışına en iyi yakışan şarkı ustalıkla seçilmiş.Bruce gizemli ve huzur veren bir ses tonuyla okuyor şarkıyı.Baştan sonra senfonik bir hava hakim şarkıya. Harris ve Gers imzasini tasıyor parça.

Şarkı vokallerle buruk havayi yaşatırken solo ve davullarla sertliği de sunuyor, bizlere. Janick Gers’in mükemmel sololarına tanıklık ediyorsunuz. Albüm kapanış şarkısı olmasıyla birlikte konser kapanış şarkısı olmaya da adaydır bence. Bu şarkıyla resmen albüm bittiği için üzülüp tekrar başa alıyorsunuz. En sondaki akustik parça içinizden bir şeylerin kopmasına yetiyor…



Albüme genel olarak baktığımda yenilemek istediğim Maiden tarihindeki en farklı albüm olduğunu söylemek düşüyor bana.Ve bence, en sevdiğim Piece Of Mind, Brave New World albümleri kadar güzel bir albüm.Dinledikçe daha bir anlam ve güzellik kazanacağını da biliyorum.Maiden fanı olmak bir yana müzikal açıdan baktığımda albüme ‘kusursuz’ deyip 10/10 veriyorum… up the IRONS !!!





ironclad


Attention! You are currently viewing sitemap page!
We strongly suggest to look at original content

Search from web

Valid HTML 4.01 Valid CSS