Evet,bu albümü kaçıncı kez dinlediğimi bilemiyorum şu anda. Kısa ve öz yorumumu belirtmek için kritiğin sonunu beklemek istemiyorum açıkçası. Eminim,tereddüte mahal yok,önümüzde duran şimdiye kadar Blind Guardian'dan çıkan en iyi iş. Çok mu iddialı oluyorum diye düşünüyorum ama fonda hala çalmakta olan albüm tüm bu yorumu haklı çıkarıyor üstüne basa basa...
Blind Guardian ülkemizde sevilen,sayılan,takdir edilen ve kendine güzel de bir fan kitlesi oluşturmuş gruplardan birisi. Dönemsel olarak Somewhere Far Beyond ve Nightfall In The Middle Earth dönemlerinde özellikle kendine bu kitleyi edinen grup çıktıkları turnelerde 2002'deki A Night At The Opera turundan beri Türkiye'yi de es geçmemeye başladı ve 14 Mayıs'ta A Twist In The Myth turnesinin 3. ayağı olarak İstanbul'da muhteşem bir de konser vererek bizleri büyüledi. Açıkçası konsere gitmeden önce Fly single'ını yeni edinebilmiştim ve bu beni gerçekten heyecanlandırmaya yetmişti. Konserdeki muhteşem performansı gördükten sonra,hele hele yeni albüm parçalarındaki(single'ı kastediyorum) enerjiyi gördükten sonra albümü bekleme sürecim daha bir acı verici olmaya başlamıştı. Neyseki bu süreç çok uzamadan ve daha çok can yakmadan kapandı ve şu an bu satırları yazabiliyorum.
Blind Guardian ile ilk olarak Follow the Blind ile tanışmış biri olarak bu nadide grubun müzik tarihindeki serüveninde alıştıra alıştıra diyebileceğimiz bir serüvenim oldu. Kendi tarzlarını kabul ettirdikleri Somewhere Far Beyond'dan sonra,özellikle Imaginations From The Otherside gibi -bana göre- harika bir geçiş albümünden sonra grup yeni bir döneme girdi ve bambaşka bir anlayış içinde Nightfall In The Middle Earth gibi bir şaheserle geri döndü ve ortalığı yıktı geçti desem yeridir(ha bu arada değinmeden edemeyeceğim,NIME'den sonra gruba uzun kulak-elf yakıştırmasını yapıp dalga geçme girişimlerinde bulunan dahiyane yurdum metalcisi,selam sana!)Efendim,4 yıl gibi uzunca bir süreden sonra A Night At The Opera adlı bir şeyle çıkageldi grup. Amanın denmişti hatırlarım,o da nasıl albüm ismiymiş öyle saygın bir metal grubu için?
İşte biraz önceki düşünceyi akıllarından geçirenleri enselerinden tutup duvara çakan bir albümdü ANATO. Değişik bir Blind Guardian'dı,bi kere Hansi gerçekten solo vokali bırakmış gibi bir hissiyat veriyordu insana,ama herşeye rağmen kendini alıştırdıktan sonra daha iyisinin yapılamayacağını düşündüren bir albümdü ANATO. Böyle biraz grubun şanlı geçmişine değindikten sonra aslında anlatılmaz yaşanır sınıfına giren A Twist In The Myth'e geçelim...
Efendim bir Blind Guardian klasiği olduğu üzere 2 potansiyel hit ile açılıyor albüm. This Will Never End, nerede kalmıştık diye soruyor sanki insana. 4 sene sonra bu hissiyatı almak çok önemli tabi ki. Ardından gelen Otherland ise başlı başına yeni Blind Guardian'ı anlatan şarkılardan biri. Özellikle öne çıkarılmış nakaratı ile beni ve bir çok arkadaşlarımı mest etti bu şarkı. Turn The Page ve takip eden single şarkısı Fly albümü olağan temposuna sokan şarkılar. Bence bomba etkisi yapan ilk 4 şarkıdan sonra Carry The Blessed Home gibi orta şekerli bir parça ile ortam iyice ısıtılmaya çalışılmış ve başarılı da olunmuş. Dinlediğimiz en heavy Blind Guardian şarkılarından biri Another Stranger Me bizi albümün en can alıcı noktasına,Straight Through the Mirror'a taşıyor. Bu albümden bir şarkı söyle ki o albümü tam anlamıyla yansıtsın,öyle bir şarkı seç ki Blind Guardian'ın o anki halini özetlesin deseniz,size bu şarkıyı gösteririm direk. Bazı albümlerde öyle noktalar olur ki,o noktadan sonra ne verseler yer konuma düşeriz. Yine de Blind Guardian tarafından kazıklanmıyoruz ve şölen Lionheart ile devam ediyor. Özellikle bu şarkıda koro katılımları çok ustaca kullanılmış. Skalds And Shadows, single'da akustik versiyonunu dinlediğimiz,hemen ezberlediğimiz ve konserde de ezbere hep beraber söylediğimiz bir şarkı,klasik Blind Guardian çizgisinde muhteşem,atmosferik bir çalışma. Tabi ki albümde senfonik versiyonu olması tek farkı. Son iki parçadan The Edge yine temposu,melodikliği üst seviyede harika bir şarkı. Geldik albümü bitiren şarkı The New Order'a. Pek alışık olmadığımız bir girişle başlayan,tanıdık ezgilerle devam eden ve yaşattığı birkaç güzel dakikanın ardından bitiveren yine akılda kalıcı bir şarkı.
Özetle mükemmel bir Blind Guardian deneyimi daha dinleyiciyi beklemekte. Baştaki iddialı tutumumu sürdürüyorum,gelişen-değişen-ilerleyen Blind Guardian'dan şimdiye kadar çıkan en iyi iş A Twist In The Myth...Bu arada bir konu daha var değinmemiz gereken. Bildiğiniz gibi Thomen Stauch,Savage Circus'da yoluna devam etmek üzere Blind Guardian ile yollarını ayırmış,yerine adını çoğumuzun ilk kez duyduğu genç yetenek olduğu söylenen Frederik Ehmke geçmişti. Şahsi görüşüm ANATO gibi bir albümün her saniyesine adını kazımış olan Thomen usta gittikten sonra yerinin kolay kolay doldurulamıyacağı yönündeydi. Ama hem konserde ağzımı açık bırakan performansı ile,hem de albümdeki inanılmaz katkısı ile Frederik yerini bulmuş görünüyor. Son sözlere geçelim artık,4 yıllık beklemeye değdi ve daha fazlasını da aldık bence. Blind Guardian NIME ve ANATO ile yükselttiği çıtayı daha da yükseğe koymayı başardı ve bence gerçek altın çağını şimdi yaşıyor. Bu gittikleri her ülkede gördükleri ilgiden de aşikar zaten. Not baremi kısıtlı olduğu için yarım puan düşmüş gibi gözükecek puantajda,bunu da bir sonraki albüm bu albümü geçemez diyemeyeceğime,dolayısı ile tam puan veremeyeceğime sayın,yoksa albüm kusursuz. Albümü edinmezseniz ölün diyor,Hansi ve yol arkadaşlarına teşekkürlerimizi sunarak kritiği bitiriyorum.
TanistliN
Attention! You are currently viewing sitemap page!
We strongly suggest to look at original content