Metallica nihayet ellerini biraz kirin içine sokmayı kabul etmiş olacak ki özlenen tatlar içeren "St. Anger" albümü çıktı. James Hetfield, Kirk Hammet ve Lars Ulrich köklerini hatırlayıp "garaj" müziğinin "yük"ünü üzerlerinden atmışa benziyor. Elbette "Suicidal Tendencies" ve Ozzy Osbourne'un eski basçısı, özverili ve çalışkan topluluk üyesi Robert Trujillo ile...
"St. Anger", bazı eleştirmenlerce yorgun bir savaşçının dirilişi olarak nitelendirildi. Trash metalin uyuyan canavarı uyanmış, Metallica eski gücünü yeniden kazanma sürecine girmişti. Metallica'nın son albümü "Reload" çıkalı altı yıl olmuş, aradan geçen zaman topluluğa pek çok şey katmıştı. "St. Anger"dan keyif alan yorumcular, yaşanan değişimin gruba yaradığını düşündüler. Sadece kadroda gerçekleşen değişim değil, şarkı yazma görevinin paylaşımındaki değişimde bir hayli önemliydi. Daha önceleri Hetfield kalemi kimselere vermezken bu kez görevin paylaşılmasını 'kendisi' önermişti. Yeni bir yol çiziliyor, özlenen Metallica geri geliyordu...
Tabii bütün eleştirmenler bu kadar iyimser olamadı. Basçısı Newsted'in ayrılığı, Hetfield'ın psikolojik sorunları ve Napster davasının yıpratıcı etkisiyle uzun süre dağılma tedirginliğini üzerinden atamayan Metallica'nın "St. Anger" ile ortaya koyduğu 'öze dönme' çabasının başarısızlıkla sonuçlandığını düşünen bu kesim; 75 dakikalık Metallica müziği içeren albümde Hammett'in önceki albümlerin aksine hiç gitar solosu atmamasını ve Ulrich'ten beklenmeyecek bir davul performansının duyulmasını ve Hetfield'ın ses örgüsünün, özellikle "All Within My Hands" adlı parçanın sonunda attığı "Kill, kill, kill" nidasıyla bir ruh hastasının çığlıklarına dönüşmesini tepkiyle karşıladı. Ritmlerin benzerliği, zaman zaman gereksiz tekrarlama yoluna gidildiği görüşü de "St. Anger"a eksi puan kazandırmıştı...
Albümün içeriğine geri dönecek olursak "St. Anger"daki şarkılarda dünyayı sorgulayan bir adam görüyoruz. Derinlerde gömülü kalmış bireysellik, amaç ve merak duygusunun yeniden keşfiyle heyecanlanmış bir adam... Bu kayıt nefes almaksızın, tam gaz geçip gidiyor. Ulrich'in makineli tüfek gibi vuran çifte bas davulu albüme ismini veren parçada öyle gözü kara bir hız yakalıyor ki dinleyenler soluk almayı unutuyor. "Some Kind of Monster"de gitar sesleri öne çıkıyor, deyim yerindeyse kanayan bir gitar... Gücün sonuna kadar kullanıldığı "Dirty Window" tadımlık bir etkileyicilik ile dinleyicilerin beklentisini tam olarak karşılayamıyor...
Yine de fazla tereddüt veya şikayet etmeden ilk parçadan son parçaya kadar kendisini dinleten biralbüm "St. Anger". Belki de Metallica bunu 'özlenmiş' olmasına borçlu... Kirk Hammett'in gitar ezgileri kuvvetli ve durmaksızın ilerliyor. "Kara albüm" öncesi seslendirmesine hafif dokunan ama daha çok "Garaj Günleri"nin tehlikeyi seven tarzını kullanan Hetfield ise uyumu yakalamış. Lars kimi parçalarda bateriyi parçalıyor, bu arada sıradan davul sololarından da kaçındığı görülüyor. Yeni transfer Robert Trujillo bu çalışması ve inancıyla toplulukta söz sahibi olabileceğini gösteriyor.
"St. Anger", 'çok sevenlerin' ve 'Metallica'ya yakıştıramayanların' puanını bir yükseltip bir düşürdüğü tartışmalı bir albüm olarak raflardaki yerini aldı... Üstelik yanında gelen canlı performans DVD'si ile birlikte... Karar Metallica dinleyicilerinin...
gothic
Attention! You are currently viewing sitemap page!
We strongly suggest to look at original content