James Labrie, John Petrucci, John Myung, Mike Portnoy ve Jordan Rudess'in elemanlarını oluşturduğu progressive yani ilerleyici rock'ın önde gelen isimlerinden biri olan Dream Theater hayranlarından ayrı kalmayı pek sevmiyor. Daha "Six Degrees of Inner Turbulence" albümünü çıkaralı bir yıl olmasına rağmen karşımıza "Train of Thought" adlı yepyeni bir çalışmayla çıktılar. Grup ilk defa bu kadar kısa süre arayla iki albüm çıkarıyor. (Hatta bir önceki albümlerinin iki cd’den oluştuğunu düşünürsek üç...)
"Train of Thought" için elli yedi dakikalık yedi şarkıdan oluşan bir heavy metal baş yapıtı diyebiliriz. (Grup üyeleri verdikleri konserlerde hayranlarının onların klasik parçalarındansa sert olanlardan daha çok keyif aldığını görmüşler ve metal ağırlıklı daha büyük ve sert parçalar yapmaya karar vermişler) Albümün yapımında öncekilerde deolduğu gibi grup üyelerinden Mike Portnoy ve John Petrucci'yi görüyoruz. Dikkati çeken bir diğer nokta ise yarattığı atmosfer... "Train of Thought", kapağı gibi karamsar bir albüm. Portnoy’un hayranlık duyduğu sürrealist fotoğraf sanatçısı Jerry Uelsmann’ın hazırladığı kapak içi fotoğraflarında da, şarkı sözlerinde de yalnızlık, karanlık ve çıkışsızlık gibi öğelerin ağır bastığı görülüyor. Öfkeyle karışık bir karamsarlık da denilebilir. Dream Theater son birkaç albümünde aşk, politika, ayrılık, sanat, hayaller, acı, ölüm, din gibi milyonlarca kavramla aynı anda boğuşmuştu. Bu defa ise belli bir meseleye tek bir açıdan yaklaşan, hedefine daha iyi odaklanmış bir Dream Theater karşımızda...
İlk parça "As I am" adeta müzik eleştirmenlerine bir saldırı. İkinci parça "Dying Soul" Portnoy’un favorisi, 'bağımlılık' konusunu işliyor... Suicidal Tendencies'in "How Will I Laugh Tomorrow" şarkısının giriş kısmını anımsatan üçüncü şarkı "Endless Sacrifice" ise yalnızlıktan bahsediyor. Portnoy'un ailevî mevzulara daldığı "Honor Thy Father", edebiyatın doruklarında gezen o eski parçaları hatırlatıyor. Bu albümde onu sevmeyenleri kıskandıracak kadar iyi bir vokal performansı çıkartan James Labrie'nin yazdığı üç dakikalık "Vacant", çello melodisiyle müthiş bir etki yaratıyor. "Stream of Consciousness" ise enstrümental müziğin sergilendiği son derece başarılı bir çalışma. Kapanışta ise "In The Name of God" var. Tüm albümü özetleyen on dört dakikalık bir müzik ziyafeti...
Dream Theater hayranlarının "Train of Thought" (Düşünce Treni) ile yolculuğunun ne kadar uzun süreceğini ve bir sonraki albüm için de grubun bu kadar sabırsız davranıp davranmayacağını ilerki günlerde göreceğiz...
gothic
Attention! You are currently viewing sitemap page!
We strongly suggest to look at original content