>>  Site Map >>  Reviews

OPETH - Watershed

OPETH - Watershed


OPETH - Watershed

3 Haziran 2008

Roadrunner Records


1- Coil

2- Heir Apparent

3- The Lotus Eater

4- Burden

5- Porcelain Heart

6- Hessian Peel

7- Hex Omega


Bu yazı, bir OPETH fanının taraflı görüşlerinden çok daha fazlasını içeren kapsamlı bir hazırlık aşamasından geçmiş çok yönlü bir sunum olacak. Evet; bu kritik redaksiyonuna bir, iki ya da üç günümü değil bir haftamı ayırıyorum. Bu sürecin yoğunluğu hem albümü özümsememde geçmesi gerekli olan safhaları (yadırgama- önceki materyallerle karşılaştırıp beğenmeme- birkaç parçada Opeth ruhunu yakalamaya başlama- duygu seline kapılıp dinlemekten kendini alıkoyamama) hem de zorlu yapım aşamasından geçmiş bir dökümanın emeğine saygılı bir inceleme ortaya koyabilmemde de ihtiyacım olan dinginliği sağlamaktan kaynaklıdır. Grubun bünyesinde gerçekleşmiş olan gitar elindeki değişikliğin; Fredrik Åkesson [eski- Arch Enemy/gitar/ 2007-], Peter Lindgren [1991–2007]; Opeth’in türsel açıdan değişmesine neden olacağını savlamak yanlış olur; lakin solo partisyonlardaki artışın Åkesson kaynaklı olduğunu düşünmek olağandır. Sürekli tartışma götüren grubun icra ettiğinin eğilimlerinden sıyrılıp katedilen gelişmenin yeni üretimi Watershed’i [2008] doğru şekilde kategorize edebilmenin imkânı olmadığını ekleyip albümün debut parçası Coil’den bahsetmeye yavaştan başlayalım.


Akustik gitar eşliğinde Mikael ve konuk female vokal, Nathalie Lorichs [İsveçli folk vokal], ile birlikte seslendirdikleri güzel bir intro nitelemesini layıkıyla üstlenebilecek Coil, sukunetin bozulmasına saliseleri haber veren geçiş ardından Heir Apparent, Mikael’in Brutal vokal tekniği ve grubun Deliverance [Kasım 4, 2002] albümünü anımsatan death siluetini sergilemeye başlıyor. Heir Apparent, ben gibi grubun Orchid [1995] döneminden fanlığı başlayanlar için The Twilight is My Robe tadında doyumsuzluğunuzu dizginleyemiyeceğiniz davul partisyonlarıyla çoşkunluğunuzu fişeklemekte. Heir Apparent beklentileri fazlasıyla karşılayacak tatminkârlığı bünyesinde barındıran tarafımca numaralandırılmada ilk sıralarda yer alabilecek bir parça. Gelelim üçüncü parça olan, The Lotus Eater’ a. Genelde albüm teşekkürünü grubun destekleyicileri ve emekçilerine yaptığı görülür; lakin ben burda Martin Axenrot [davul/ 2006-] ve klavye sololarıyla usta işi çıkartmış Per Wiberg’e [klavye/ 2005-] artısından bir teşekkür sunmak istiyorum. Parçanın 5.46lı süresinden itibarını ana kısmı saymak yerinde bir karar olur. Mikael’in clean/brutal vokaliyle ilişkilendirilen davul/klavye sunumunu ‘muhteşem’ nitelemesiyle oldukça taraflıda olsa taçlandırmak istiyorum. Outro hakkında yazacaklarımı kafamda toparlamaya kalkıştığım her seferde kancasını takan şu sorular zihnimde beliriyor:


1. fısıldaşmalar arasında gülen daha sonrasında gülüşmesi kahkaya dönüşen kim?

Mikael Åkerfeldt/esas adam?


(kendisiyse oldukça hoş!)


2. bitirmekte kullanılan soluk verişin manası hakkında nerden bakarsan çürütülebilinecek teorilerde bulundum; lakin işin aslını bir soruyla gruba yöneltip aydınlanmak isterdim.


Bunları, işin şakası olarak bir kenarda bırakıp albüme Burden parçasından bir dalışla devam etmek istiyorum. Şarkıyı ilk dinlediğimde ihtiyaç duymaya başladığım tekrarlar ardı ardına gelmeye başladı. Parçayı akustik açıdan Damnation [Nisan 2003] albümüne yerleştirip Åkesson sololarıyla desteklenen Bleus atmosferinide [okuduğum birkaç kirtikte buna 70li dönemlerin mellow prog etkisinde olduğuna değinilmiş] dâhilinde rahatça hissedebiliyoruz. Mikael Åkerfeldt’in [gitar, vokal/ 1990-] Watershed’de kullandığı vokallerin netleştiğini ayırtedebiliyoruz. Albümdeki parçalar arasında kurulan denge Opeth’in farklı dönem takipçilerine [bunu Damnation öncesi/sonrası olarak kategorize edebiliriz] hitap edebilmektedir. Burden outro sunda yer alan akustik sololarının gitikçe bozulan akorlarının da ilginç bir sonlandırmaya imza attığını ekleyip video klibini de izleme şerefine nail olduğumuz Porcelain Heart’ın değerlendirilmesine geçelim. Parçayı ilk videosunu izlerken işittiyseniz epik konseptin içerisinde yer alırken kendinizi bulmanıza şaşmayın! Porcelain Heart, 4.57li dakikalarında Mikael’in vokalinin büyüsüyle beslenmiş masalın akustik fonunda dinleyicileri 18. Yüzyılın ortasına sürükleyebilecek efsanelikte! Yalnız, 2.15li dakikalarda sergilenen davul ritminin, Axenrot’un özgün performansının, kulaklara garip gelebileceği söylenebilir. Watershed Opeth’in klasikleşen uzun süreli parçalarının bir örneğini gördüğümüz Hessian Peel parçasıyla bizlere iki farklı partinin ziyafetini aynı bedende yaşatabilmektedir. Akustik soundun berraklığıyla başlangıcı yapan Hessian Peel, brutalliğin sinyallerini veren geçişiyle devamını hızlı ve ritmik bir bütünlükle sürdürmektedir. Grubun diskografisindeki [Damnation harici] tüm albümlerinde bu tür iniş/çıkışların varlığına her daim tanık olmuş beğenilerimiz mevcuttur. Sürekli dönüp dolaşıp aynı nokta; vokal; üzerine gelmem belki Mikael Åkerfeldt hayranlığımla kaynaklanan bir döngü gibi görülebilir; lakin dinleyen [benden daha fazla tarafsız olabilecekler] çoğu takipçinin, ses düzeyindeki artışın aşikârlığını farkettiğini tahmin edebiliyorum. Neyse; yeter demenizden korkan eller Watershed’in son kurşununa geldi. Hex Omega, clean vokallerin yoğunluğunda karmaşık olmayan enstürman partisyonlarıyla bezenmiş sade bir soundun kaliteli bir sona yaklaşmakta kullanılmış başarı noktası niteliğindedir. Watershed’de dinleme fırsatını yakalayabildiğim listesini elimden geldiğince analiz etmeye çabaladım. Albüm hakkında ek olarak verebileceğim bilgiler çoğunuzun daracığında vardır; lakin bir tekrarla şunlara değinebilirim:


Albümün grafik tasarımı, The Roundhouse Tapes [2007]’de olduğu gibi Travis Smith ile Mikael Åkerfeldt işbirliğiyle gerçekleştirilmiş. Albümdeki parçaların çoğu;-Porcelain Heart, Fredrik Åkesson ve Mikael Åkerfeldt; Derelict Herds ise Per Wiberg ile Åkerfeldt işbirliğiyle yazılmış- Åkerfeldt tarafından kompose edilmiştir. Watershed kapsamında bulunan üç cover ise şöyledir; ROBIN TROWER’ın 1974deki LPsiyle aynı isimdeki parçası "Bridge of Sighs", MARIE FREDRIKSSON tarafından coverlanan "Den Ständiga Resan" [isveç şarkısı], ALICE IN CHAINS klasiği olarak bilinen “WOULD”.


Watershed, Ghost Reveries [30 Ağustos, 2005] albümünden sonra bekleneni fazlasıyla karşılayabilecek yetilerin, yenilenmiş [değişen sözcüğü yerine yeğlenen] homojen kadronun huzurunda yaşadıkları enerji patlamasını bizlere sunulabilinecek en iyi yolla gerçekleştirdikleri güzel bir aktarımdır. Grubunu üretiminin kategorize edilmeye çalışılmasını bir kenara bırakıp değişimini- fazla teknik, fazla deneysel- gelişim olarak görebilmek ve zevk alabilecek durumda olan bünyelerin tercihlerini doğru kullanarak dinlemesini tavsiye edip yazıma nokta koymak gerektiğinin sinyallerini sizlere gönderiyorum.


opeth_orchid


Attention! You are currently viewing sitemap page!
We strongly suggest to look at original content

Search from web

Valid HTML 4.01 Valid CSS