>>
Site Map
>>
Forums
>>
Karalamalar
Forum module - topics in forum:
Karalamalar - Kafa öne eðilir ve yazýlar çýkar..
Kahveci Mustafa Amca
İstiklal caddesine girdiğin anda insanlar üstüne üstüne gelirmiş gibi olur ya, korkarsın her birinden… Sahte gülümsemeleri kendine maske edinmiş yüzlerce insan… Hızlı hızlı yürürsün o kalabalık yoldan her üç adımda birilerine çarparak. Dükkanlar sıkıştırır sanki seni, bunalırsın, gerilirsin,kanatlarım olsa da uçsam şuradan dersin. İnsanın ruhunu daraltır o istiklal caddesinin kalabalığı…
Derken tam Galatasaray Lisesi’nin önüne doğru gelirken sağdaki simitçi çarpar gözüne, cebini yoklarsın, ufakça hesabını yaparsın. Girer sıcak bir simit alırsın. Sonra tam kenarındaki oyuncakçıda asılı duran pempe panterin sana hoş geldin dercesine bakan o şirin suratıyla yüz yüze gelip danışman geçidine girersin. O küçük mesafeyi hızlı hızlı yürürsün genelde. Sola döndüğünde Mustafa amcanın kahvesindesindir artık. Sanki hayat o danışman geçidinin öteki tarafında kalmıştır…Tüm sıkıntılar, hüzünler, zorluklar, yıkıntılar, umutsuzluklar… O geçit sanki huzura, mutluluğa, sakinliğe giden bir köprü gibidir.
Derken önce hızlıca bir göz gezdirirsin, boş bulduğun yere oturursun. Bazen öyle kalabalıktır ki, merdivenlere minder koyup oturursun, ama onun keyfi de çok ayrıdır…
Her zaman olduğu gibi Mustafa amca seni tüm içtenliğiyle karşılar. İstersen oranın müdavimi ol, istersen senede bir git yine de aynısındır Mustafa amca için. O hiçbir müşterisinin kahveyi ya da çayı nasıl içtiğini asla unutmaz. Sadece bir kere söylemiş olmanız yeterli. Her gittiğinizde sizin adınız ya şekersiz, ya orta şekerli, ya da şekerlidir.
“Hoşgeldin orta şekerli” derken, gözlerindeki o ışıltıyı hiçbir kelime anlatamaz. Hayatta sevginin, içtenliğin ,insanlığın gerçekten var olduğunu işte o üç kelime anlatır.
"Hoşgeldin orta şekerli…"
Oradaki herkes gülümser hep. İçten gülümsemenin ne olduğunu hatırlarsın… Sonra ev sahibi kediler gelir sürtünür bacağınıza. Derdi elinizdeki simit değildir, sadece sevdirmek ister kendini. Onlar da orada çok mutludurlar...
İster yalnız git; ister arkadaşlarınla, hiçbir an yalnız hissetmezsin kendini orada. Ev gibi, aile gibi, kendi odan gibi bir sıcaklık vardır hep… Bir de Mustafa amca bir iki espri patlattı mı demeyin keyfinize…
Kalkma zamanı yaklaştığında eğer oradaki çalışanlar ortalıkta yoksa insanlar boş fincanlarını kendi götürür çay ocağına. Ve saatlerce oturduğunuz o minik tabureleri rahat edelim diye deri ile kaplatmıştır o minik dev. İşte böyle biridir Mustafa amca… Böyle bir yerdir Mustafa amcanın kahvesi…
Beyoğlu’nda oradaki gibi bir kahve içemezsiniz. Hoş kahve bahane, maksat muhabbet olsun…
Çok yaşa emi Mustafa amca. Seni çok seviyoruz…
Okurken gözlerimin önüne geldi Mustafa amcanın kahvesi, üstelik hiç gitmememe rağmen

Ama herkesin bir Mustafa amcası vardır elbet. Kalabalıktan bıktığında, gürültüden bunaldığında, yalnızlıktan korktuğunda herkesin kendini attığı bir ' Mustafa amcanın kahvesi ' vardır hayatında. Çok eskilere gittim birden.. O zamanlar şimdilerdeki gibi sahte değildi herşey. Ya da biz bilmiyorduk ' sahte ' kelimesinin sözlük anlamını. Sadece içimizi ısıtan hoş sohbetlerin sahibi içten dostlar vardı yanımızda. Birlikte yer, içer, güler, eğlenirdik..
Bu yazı beni 8-9 sene öncesine götürdü.. Her birimiz henüz lise döneminde birer çocukken gittiğimiz bir kahvenin görüntüsü canlandı gözlerimde. Bizimkisi dört duvar arasındaydı ama kocaman bir balkonu vardı güvercin beslediğimiz.. Her masada tanıdık yüzler ve içten gülümseyen gözler vardı.. Dedim ya yoktu o zaman sahtelikler, bilmezdik biz o dünyayı. Olmadı hiç maske takan insanlar etrafımızda, ta ki büyüyüp adam olana dek.
Öyle samimi bir dille anlatmışsınki okurken çay istedi canım ve gözlerim birini aradı çay getirecek.. Gülümseyen insanlara hasret dolaşır olduk sokaklarda, nereye baksak donuk suretler var karşımızda.. İçten bir tebessüm için bazen neleri feda edebileceğimizi düşünür olduk.. Tek bir bakış, söz, içtenlik için..
Şimdi özlem duyuyorum sıcak bir bardak çayı, büyük bir tebessümle getiren Mustafa amcaya..
Hayır gittin o kahveye.. Tülin ile, merdivenlerde oturdunuz hatta.. Bayıla bayıla anlatmıştın üstelik..
10 numara insandır kendisi.Her gittiğimde farklı farklı insanlarla gittiğim için bir ara yahu gezgin misin sen diye bir muhabbetimiz başlamıştı ki diğer insanlar artık kıskanıcak şekilde bakmıştı.. Inanılmaz bir espri yeteneği fakat ciddiyetini bozmayan ender bir yüzü vardır.. Mekan ise ilginçtir..Ara noktalarda herşeyden kaçmak için girilen bir kuytudur..Candır canandır..
Ne yazıkki son 2 senedir herkesin uğrak mekanı olmaya başladı.. Hani az olsun bizim olsun derler ya..

| ImpLosioN Wrote: : |
Hayır gittin o kahveye.. Tülin ile, merdivenlerde oturdunuz hatta.. Bayıla bayıla anlatmıştın üstelik..  |
İnanmıyorum bu benim kendimi çok mutlu hissettiğim ve huzura erdiğim yer mi Mustafa amcanın kahvesi? Şimdi çok daha iyi anladım yazının beni neden bu kadar etkilediğini.. 
İşte gerçekten böyle bir yer Mustafa Amcanın kahvesi =)
2-3 sene öncesine kadar hep tanıdık yüzler gelirdi. İstiklal caddesinde yürürken "ben bunu bi yerden tanıyorum yahu" derdin oranın müdavimlerinden birini görünce. Ama şimdi biraz yol geçen hanı oldu gibi
Keşke kimse bilmeseymiş. Ama olsun yine de Mustafa amcanın kahvesi düşlerimin gerçek yansıması gibi. Hep de öyle kalacak.
Malesef hiç bir zaman düşler sonsuza dek kalmaz.
Çok güzel kaleme alınmış.Hele ki konu Beyoğlu'ndan bir parçaysa..Bravo.