>>  Site Map >>  Forums >>  Dýþ Sesler

Forum module - topics in forum:



Dýþ Sesler - Metal harici Jazz, Blues, New Age, Dark Wave, Aria vb..



Fiona Apple

Müzik Türü: Rock, piyano rock, alternatif pop, jazz
Müzik dünyasında Fiona Apple adıyla bilinen Amerikalı şarkıcı ve bestekar Fiona Apple McAfee Maggart 13 Eylül 1977'de doğdu.

Müzik dünyasında Fiona Apple adıyla bilinen Amerikalı şarkıcı ve bestekar Fiona Apple McAfee Maggart 13 Eylül 1977’de doğdu.Fiona Apple’nin müzik endüstrisine girişi, bir plak yapımcısının çocuğuna dadılık yapan bir arkadaşının plak yapımcısına Apple’nin demosunu vermesiyle oldu. Apple’nin mezzo-soprano sesi, piyano çalmaktaki becerisi ve şarkı sözleri Sony Music yapımcısının dikkatini çekti. Bunun üzerine Apple ile bir albüm anlaşması yapıldı.

1996 yılında Apple’nin çıkış albümü Tidal, Sony’nin yan şirketlerinden biri tarafından piyasaya sürüldü. Albüm 2.7 milyon kopya sattı ve Amerika’da üç kez platin albüm ünvanına layık görüldü. Üçüncü single «Criminal» Fiona Apple’nin asıl patlamayı yaptığı hit oldu, şarkı Amerikan Billboard Top 100’de ilk 40 şarkı arasında listeye girdi.

Tidal albümünden çıkan diğer singlelar «Shadowboxer», «Slow like Honey», «Sleep to Dream», «The First Taste» ve «Never Is a Promise» olmuştur. Verdiği bir dizi kızgın demecin ardından, Apple’nin imajı bir kısır döngüye girdi. Bunlar içinde en iyi bilineni, Apple’nin «En İyi Yeni Sanatçı» ödülünü aldığı 1997 MTV Video Müzik Ödülleri töreninde yaptığı konuşmadır. Apple ödülünü alırken şöyle konuşmuştu: «Bu dünya saçmalığın ta kendisidir ve bizim havalı olduğunu düşündüğümüz şeyler, bizim giydiklerimiz ve bizim söylediklerimizi kendi hayatınız için örnek almamalısınız.» Törende alkışlanan bu konuşma daha sonra medyada acımasızca eleştirilmiştir.

Eleştirilerin yoğunlaştığı bu dönemde, Apple Pleasantville filminin müziği için The Beatles’in «Across the Universe» ve Percy Mayfield’in «Please Send Me Someone to Love» şarkılarını yeniden yorumlamıştır.


Görünürde erkek egemenliğindeki bir alanda, popüler müzikte, kadın şarkı yazarlarının, yorumcuların konumu, Patti Smith, Joni Mitchell, Marianne Faithfull, Nico gibi isimler göz önünde bulundurulduğunda gerçek bir zafere işaret ediyor. (Hepsinin önünde binlerce defa saygıyla, hayranlıkla eğiliyorum.) Çünkü bugün hâlâ popüler müzikte kadınların konumu "endüstri"yi elinde bulunduran erkek müzik yazarları ya da popüler müzik tarihçileri tarafından tayin ediliyor. Şimdi sadece Fiona Apple'ın neredeyse son on yıldır kendi kuşağının en önemli şarkı yazarlarından biri olduğunu söylemek için bu kadar tantana yapmaya gerek var mıydı? Evet, vardı. Çünkü Fiona Apple'ın sesinin, sözlerinin, bakışlarının karşıdakine ilk anda düşündürdüğü şeyin doğrudan popüler müzikte "kadın olmanın dayanılmaz ağırlığı" olduğunu söyleyebilirim. Fiona Apple piyanosu başında, kapılarını 70'lerin sonunda sert bir darbeyle Kate Bush'un (gene saygıyla, hayranlıkla yerlere kapanıyorum) araladığı, hatta doğrudan sonuna kadar açtığı o büyülü yolun en cesur yolcularından biri. O, siyah piyanoyu, şiiri, öfkeyi kusursuzca birleştirenler kavimden. Gerçek bir "kavimler kızı". Lehimlenmiş kalbi ve bedeniyle.

Kırılma ve şans
Fiona Apple 1977 yılında şarkıcı Diana McAfee ve aktör Brandon Maggart'ın kızı olarak dünyaya geldi. Sekiz yaşında piyano çalmaya birkaç yıl sonra ise ilk şarkılarını yazmaya başladı. Bu dönemde yaşadığı anne babasının ayrılığı ve tecavüz olayı Apple'ın tüm gençliği boyunca üzerinde etkisini sürdürdü. (Gerçi bu olaylardan çok önce bir arkadaşına kız kardeşini ve kendini öldüreceğini söylemesi Apple'ın terapi görmeye başlaması için yetip, artmıştı bile.) 16 yaşında liseyi terk edip babasını görmek ve ilk demolarını kaydetmek üzere Los Angeles'a doğru yola çıktı. Popüler müzik tarihinde duymaya alıştığımızın aksine kapısını çaldığı ilk müzik evi olan Sony, demolarını dinler dinlemez Apple'la anlaşma imzaladı. İlk Fiona Apple albümü olan Andrew Slater prodüktörlüğünde kaydedilmiş 'Tidal' 1996 yılında piyasaya çıkar çıkmaz 'Criminal' ve 'Shadowboxer' şarkılarının klipleriyle tüm müzik listelerinde en üst sıralara oturdu. Gene aynı albüm Fiona Apple'a 1998 yılında bir Grammy ve MTV Music ödülü getirdi. Artık hepimiz onu daha iyi tanıyorduk. O, kırılgan görüntüsünün ardında, yığınların karşısında "tamamen b.ka bulanmış bir dünyada yaşıyoruz" diyecek kadar öfkeli, içinden geleni söylemekten çekinmeyecek kadar cesaretli, deli-bozuk bir şair-şarkıcıydı. İkinci Fiona Apple albümü 'When The Pawn...' 1999 yılında müzik marketlerdeki yerini aldı. Gene tamamı Fiona Apple'a ait şarkılardan oluşan, Jon Brion prodüktörlüğünde kaydedilen albüm, alışılmadık formlardaki şarkılarıyla, o şarkılara hakim olan karışık armonik, ritmik yapılarla, tamamen yoldan çıkmış bir düzenleme anlayışıyla kimi hayranlarının kendine sırt çevirmesine sebep olduysa da hepimize Fiona Apple'ın Tori Amos olmaya çalışan sıradan bir şarkıcı olmadığını en sağlam biçimde ispatladı. 'When The Pawn...' 90'lar boyunca kaydedilmiş en kendine has albümlerden biriydi. Anlayan anladı, anlamayanlar da kısa sürede durumu idrak etti. Fiona Apple bir sonraki hamlesinin ne olacağı merakla beklenecek isimlerden biriydi. Hepsinden önemlisi yeni bir şey söyleyebilen, gerçek bir müzisyendi. Kısa zamanda 'When the Pawn...' birçokları için döneminin en iyi albümleri arasına girdi. Sonra uzun bir bekleyiş başladı. Anladığımız kadarıyla kendisiyle dahi sürekli kavga halinde olan Apple bir gözüküp bir yok olarak, yeni albümünü çıkardı çıkaracak derken sessiz sakin altı yıl geçirdi. Bu süre içinde de söylentilerin ardı arkası kesilmedi. Sony müzik Apple'ın yeni şarkılarını duyduğunda böyle bir albümü piyasaya çıkarmanın imkansız olduğunu söyleyerek kapılarını sonuna kadar kapamıştı. Başka bir söylentiye göreyse Apple psikolojik olarak çok kötü bir dönem geçiriyordu. Hiçbir şeyle uğraşacak hali yoktu...


Öfkesini yitirmemiş
Ancak yıllardır beklenen Fiona Apple albümü 'Extraordinary Machine' neredeyse tamamı Mike Elizondo prodüktörlüğünde kaydedilmiş olarak sonunda geçtiğimiz günlerde hayatımıza girdi. Fiona Apple ilk bakışta sakinlemiş gibi gözükse de şükür öfkesinden, hiddetinden hiçbir şey kaybetmemiş. Ama albüme adına veren açılış şarkısı ilk anda hoşgörüsüyle karşıdakini ürkütmüyor değil; "İster iyi davran ister kötü/en iyi şekilde öğütürüm payıma düşeni/olağanüstü bir makineyim ben". Fakat bu da Fiona stilinde sağ gösterip sol vurmaktan öte bir şey değil. İlk şarkının hemen ardından boy gösteriyor esas kadın: "Ama bekle ben onu geri getirene kadar/kaşıyacak sırtı dahi olmayacak o zaman/göreceksin yüzümü/yakalayamadığımı nasıl öldüreceğimi hesaplarken ben". Albümün tamamı parçalanmış bir zamana-mekâna, paramparça bir bedene ve beyne işaret ediyor. Cam kırıklarından bir dünya Fiona Apple'ınki, yüzüne savaş maskesini geçirip kendi yıkıp döktüğü bir dünya, "Ev de istemiyorum/onu katlederim ben/çünkü orası tüm kötü huylarımın yer bulduğu mekândır". Bu albümde de Fiona Apple müzikal olarak bildik tüm kuralları, formları ters yüz etmekle meşgul. Ansızın değişen ritmler, beklenmedik armonik hareketler, marimbaların, trombonların, trompetlerin, yaylıların ve her şeyden önemlisi piyanonun kullanımı alışılmadık bir popüler müzik anlayışına işaret ediyor. Söylenebilecek tek şey, 'Get Him Back'in, 'O'Sailor'in, 'Better Version of Me'nin, 'Please Please Please'in, 'Not About Love'ın tıpkı 'Tidal'ın, 'When the Pawn...'ın şarkıları gibi yıllarca takılıp kalınacak nitelikte olduğu.
'Extraordinary Machine' sırtını sağlam duvarlara, Cole Porter, George Gershwin geleneğine yaslayan, beklendiğine değmiş ender albümlerden.




Attention! You are currently viewing sitemap page!
We strongly suggest to look at original content

Search from web

Valid HTML 4.01 Valid CSS