>>
Site Map
>>
Forums
>>
Karalamalar
Forum module - topics in forum:
Karalamalar - Kafa öne eðilir ve yazýlar çýkar..
Kimse Anlamasın
Kır zincirlerini şeytana inat
Ve göz kırp meleklere giderken
Kekelediğin her cümleyi tekrar düşün
Pürüzleri çıkar içinden.
Sonra hislerini dök bembeyaz bir kağıda
Kirlet onu tüm karanlığınla.
Ardından yüzünü yokla,
Sanki bi pürüz ararmış gibi.
Bulduğun her pürüzün dağlaştığını hisset kalbinde
Büyüt bunu canlıymış gibi
Sonrada kendin öldür bütün gerginliğinle.
Oldurdukten sonra bi sigara yak ve ölüyü izle.
Aşktan kurtulduğunu hisset.
At ardından sigarayı bi benzin deposuna,
Patlayışını izledikten sonra gir içeri
Ve ateşi hisset damarlarında.
Kül kül kaybol dünyadan
Ve kimse niye yaptığını anlamasın
Aynı gemisini yaparken nuhu anlamadıkları gibi...
Usulca
Önce ne yaptığımı anlayamadım
Sonra düşüncelere daldım
Usulca...
Gözümü açtığımda birşeylerden kaçıyordum
Ama hiç anlamak istemedim sebebini
Anlamak zor geliyodu beynime
Bense is kokan bu şehirde
Ne olduğu belirsiz sokaklarda
İşkence denenleri yapıyordum
Yaşıyordum sessizce...
Ay ışığı önüme vuruyordu
Usulca...
Bense bakmıyordum kaldırımlara
Belki kaçarım kendimden bile diye
Sonra plan yaptım oyuncak dünyama
Hafızamı bile kaybederdim bu planla
Ama ya çizgileri?
Ya yine gelirse
Ya yine başlarsam aynı şeye?
Sorular yine beynimi kemiriyor
Kaçmak istiyorum is kokulu şehirden...
Bu sefer özgürce bakıyordum etrafa
Çünkü çizgi yoktu öteki tarafta
Bende koyverdim kendimi
Yine Usulca...
...ops...
Pipo
Akşam üzeri balkondan güneş kaçıyor
Bende uzatıyorum elimi bi umut tutarım diye
Yok yok tutamıyorum kaçıyor
Bende atlıyorum arkasından aşşağı
Koşuyorum peşinden hırsla
Anlamaya çalışıorum
El mi yaman beymi yaman?
Galiba o benden daha yaman...
Gidiyorum peşinden üstümde karanlık
Yetişemiyorum zaten bi türlü
Yak ozaman sigara bi efkarlık
Koşarkende içilmezki bu melet
Neyse zaten döneriz geri artık.
Akşam üstü güneş yine kaçıyor benden
Uzatmıyorum elimi bu sefer
Neşemde yerinde
Yak sigarayı bu neşenin üstüne.
İzliyorum güneşi arkadan arkaya ne yapcak diye
Takılıyor bi binaya düşüyor yere
Suratımda bir gülümseme
Sigarayı bırakıyorum bu şevkle
Giriyorum balkondan içeri
Şu saatten sonra ne güneş umrumda ne karanlık
Yaktım ampülümü hemen
Işıkta var artık..
Buarada Nerde Benim Pipom?
Güzel bir hayalgücü
| Quote: : |
İzliyorum güneşi arkadan arkaya ne yapcak diye
Takılıyor bi binaya düşüyor yere
|
Özellikle bu tür tasvirlerin üzerinde durmalısın bence
Devamını bekliyorum...
O , Yani Ben
Kanatsız olduğundandır herhalde,
Kimse melek sıfatını yakıştıramazdı.
Her gözlerine baktığımda korksam da,
Aslında boğulmaktan korktuğumu bilirdim
Çünkü hiç o kadar buğulu mavi görmemiştim.
Yeni doğmuş bir tay gibi titrek gözüksede,
Aslında çok güçlü
Ve Aslından daha sevgi doluydu
Bir de kendini saklaması olmasa.
Umutsuz bir gecenin başlangıcı gibiydi
O , yani ben!
İpsiz sapsız görürdü dünyayı
Dünyaya bir türlü ip geçiremediğinden herhal.
İhtimaller üzerinde de uğraşmazdı,
Kesinlik sadece gerçekleşenlerdi.
Garip bir teoremdi aslında
Ve bir o kadar da tanımsız.
Şiir gibi anlaşılır,
Ama matematik kadar dipsiz.
Hayatında sürekli bir milat ararken
Bilmezdiki milat gülümsemesi,
Gözlerini her kırpması ise gökkuşağı.
Aslında sadece ben görürdüm bunları belkide
Hiçbir zaman fark etmesede gördüklerimi
Yada fark etmekten korktu
O , yani Ben!
Sinsice girdin koynuma.
Fısıltılarda gizli bir hape gibi
Aldattın gözlerimi
Gördüğümü zannederken kör oldum
Sağır ettin kulaklarımı
Meğersem ben hep sessizlikteymişim.
Kale gibi fet ettin beni
Parça parça , acıta acıta
Her seferinde etimden aldın canımı cımbızla
Ve sonra gecip güldün karşımda
Yine ayni kahpe gibi.
O kadar nefret doldum ki sayende
Güneşten bir parça gibi patladım
Sonra yapayalnız kaldım uzayda
Meğersem kendime zararmışım
kin güttüm sana
İçimi kemirdim takıntılar denizinde
Saldım kendimi iyice
Garipleşmeden çürüdüm ağır ağır
uzun zaman sonra dank etti kafam
unutmaya karar verdim seni
kendimce en büyük intikamımı aldım senden
Ve kendi kendime güldüm
Başarılı bir oyun sergiledim diye
Re: Kimse Anlamasın
| PlagueAngel Wrote: : |
Kır zincirlerini şeytana inat
Ve göz kırp meleklere giderken
Kekelediğin her cümleyi tekrar düşün
Pürüzleri çıkar içinden.
Sonra hislerini dök bembeyaz bir kağıda
Kirlet onu tüm karanlığınla.
Ardından yüzünü yokla,
Sanki bi pürüz ararmış gibi.
Bulduğun her pürüzün dağlaştığını hisset kalbinde
Büyüt bunu canlıymış gibi
Sonrada kendin öldür bütün gerginliğinle.
Oldurdukten sonra bi sigara yak ve ölüyü izle.
Aşktan kurtulduğunu hisset.
At ardından sigarayı bi benzin deposuna,
Patlayışını izledikten sonra gir içeri
Ve ateşi hisset damarlarında.
Kül kül kaybol dünyadan
Ve kimse niye yaptığını anlamasın
Aynı gemisini yaparken nuhu anlamadıkları gibi... |
ne kadar da güzel anlatmışsın...
teşekkürler scream_of_the_angel 
ablacım buarada sana teşekkür edememiştim bayadır okul saolsun giremedğimden.bu verdiğin gazla ben iki kat abanıcam galiba
))
Son yazdığın cidden iyi devamının gelmesi dileğiyle
Ruhum parmaklarımdan kayıp gidiyor
Özlemini çektiğim mutluluğum gibi aynı.
Ve sırf bunların ağırlığını kaldıramadığımdan giriyorum
O sebepsiz depresyona.
Giriyorum ama sanki gülme sesleri duyuyorum etrafta,
Sanki itiliyorum etraftan,
Sanki sevilmiyormuşum zaten.
Çıkmaya çalışıyorum onlara inat
Çıktığımda sırtımda bin bir bıçak…
Sevdiğim kadını izliyorum ay ışığında
Karşımda o kadar masum uyuyor ki
Gerçekten bir melekmi diye düşünüyorum
Ama biliyorum uyurken bile elinde bir bıçak
Güvensizliğini seziyorum teninden
Aldatmışlığın verdiği büyük hazı görüyorum
Gözlerinin altındaki çizgilerden
Tam boğazına basıyorum bu hınçla
Sonra aniden sırtımda bin bir bıçak
O zaman anlıyorum
Çoktan bininci defa aldatılmışım…
Kitap raflarımı düzeltiyorum
Aradan bir gül düşüyor
Kurumuş ve kendi kokusuyla yıllanmış
Üzerinde bir aşkın küçük sembolleri
Ve aynı aşkın keskin büyüsü var
Yapraklarında ise nefret.
Tam gövdesinde ise
Aynı büyü kadar keskin
Aynı semboller kadar küçük ve gizli
Tam bin bir diken!
Şarkı sözü tadında olmuşlar.Bestele bunları.
o kadar yeteneğim yok ama
) ama eğer yapabilirim diyosan bilemem
))
Bu evin anlami yok artık benm icin
Yok bu dört duvardan bska niteliği
Sarilamayorum yorganıma eskisi gibi
Ve benim mi hatırlamıyorum bu yastık
Dolabıma bakıyorum yavaş yavaş
Ama üstündeki ayna bile yansıtmıyor beni
İçindeki eşyalar çok neşeli
Yok artık benim eski neşem
Pijamamın rengi solmuş iyice
En sevdigim pantolonum istemiyor beni
Kazagım itiyor beni dolabımdan
Basket topum kafama düşüyor
Yaklaşmami engelliyor dolabıma.
Televizyon acmıyor kanallarını
Kumanda algılamıyor bastığım tuşları.
Çatallar yemek yerine bana batıyor
Kaşık alıyor sevgimi kalbimden azar azar
Çay demleyemiyorum
Çünkü oda istemiyor artık beni
Duvarlar ustme gelmeye baslıyor
En sonunda gitarım anlatıyor olanlari
Ozaman anlıyorm herseyi
Evle beraber kalbimde sonmus aslında
Düşe kalka buyudugum evide yıkmısım hayallermle beraber
Ve agir agir gomulmusum soguk karanlgima...
Günlüğümün en baş sayfalarında buldum sana olan aşkımı.Oradan çıkartıp tekrar baş sayfalara taşıdım,sana rastladığım o Ankara’nın en sıcak ama sen kokulu gününde.Adını her telaffuz ettiğimde hissettiğim korkuyu halen parmaklarımın ucunda görebiliyorum.Ve o korkularla döküyorum seni bembeyaz sayfalara.O bembeyaz sayfalar buram buram sen kokuyordu kalemimin kömürü her değdiğinde.İsmini yazarken kömüre bile güzel bir koku verebilecek kadar içtendin sen çünkü.Ben seni severken gözbebeklerine bakmayı hayal ederdim bir yandan yolunu gözlerken.Sadece selam verip geçebilme şansını gözönüne aldığımda sokak tabelasını titretecek kadar derin bir oh çekerdim evimden.Sense onu sadece bir rüzgar zannederdin.Bilmezdin ki o benim en acı dolu,en güçsüz rüzgarımdı.Bilmezdin ki bu rüzgar sendin.Ve asla bilemezdin ki o rüzgarla senin her saç telinden gelen koku ciğerlerime hiç çıkmamacasına gömülürdü.Ama şimdi sadece ölüm korkusundan bahsediyoruz.Sadece geçen gün ölmüş birkaç insandan etkilenerek birbirimizden af dileyecek gücü bulabiliyoruz cümlelerimizde.Ben seni seviyorum demek istiyorum sense özür dilemek.Ben aşkımı haykırmak istiyorum sense kendini affettirmek.Ben ölüyorum ne olur bırakma beni diyorum, sense….sense sadece bana bakıyorsun!!!Bunu tamda Ankara’nın ölüm soğuğundaki en hasret kokulu gününde yapıyorsun!!!