>>
Site Map
>>
Forums
>>
Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji
Forum module - topics in forum:
Felsefe - Sosyoloji - Psikoloji - Baþkalarýnýn bilgisiyle bilgin olsak bile ancak kendi aklýmýzla akýllý olabiliriz.
ahlak beyinde mi?bel altında mı?ahlak nerde???
ya çok tereddüt ettim ama sonunda açtım bu konuyu ya şimdi her görüşe saygı gösterilcek zaten yani kimse cevap vermek zorunda değil siz bilirsiniz yani

Ahlak beyindedir. cünkü bedeninide beyninle kontrol edebilirsin.
orada
bence bütün insanlar şeytandır sadece kadınlar değil karadul
Ahlakın ne olduğunu biliyor muyuz ki nerede olduğunu tartışıyoruz?
Ahlak var mı bir kere onu düşünelim, epistemolojik de yaklaşılmalı.
gereksiz sorulara takılmayayım ama görüş bildirenlere baktım ta bi tırt çıkmıcak..
çok felsefik bişe bu ,felsefe okumuş olmamıza raağmen

delirtir böyle şeyler adamı..
Sanırım bu konu felsefe bölümünde daha rahat edecek
Taşıdım 
| _tiFFaNy_ Wrote: : |
| Ahlak beyindedir. cünkü bedeninide beyninle kontrol edebilirsin. |
tabi kiminin beyni g.tünde o ayrı.artık neyi nasl kontrol eder bilemem
ahlak demişken ahlak nerde ahlak iyi huyda bnce
| Anathema Wrote: : |
| bence bütün insanlar şeytandır sadece kadınlar değil karadul |
o senin düşüncen, herkese göre değişir tabi
Sabit evrensel bir ahlak yoktur.
Toplumun o anki içinde bulunduğu toplum yapısına göre bir ahlak vardır.
Feodal ahlak anlayışı, kapitalist ahlak anlayışı gibi.
BURADA
Türkiye'de ilk AIDS vakası...
BİR "etik" lafıdır tutturuldu gidiyor; sanki "ahlak" kelimesinin çivisi çıktı. Her ne kadar "ahlak" kavramının çivisi de, suyu da çıkmış olsa kelimenin günahı ne?
Her işin, her mesleğin, her kurumun "ahlak" kuralı vardır, genel ahlak kuralları dışında, özel kurallara da uymak gerektir.
Nasıl hekimliğin "ahlak" kuralı varsa, gazeteciliğin de, haberciliğin de ahlak kuralına uyulması gerekir.
Şimdi, bu iki mesleğin, bir olayda yan yana gelen ahlak kurallarının örneğini göreceksiniz.
* * *
AIDS hastalığının dünyada bomba gibi patladığı yıllardı, dünyanın belli bölgelerinden hastalığa dair haberler geliyordu. Ama henüz Türkiye'de "AIDS" vakasına rastlanmamıştı.
O günleri çok iyi hatırlıyoruz, gazetecilik "kasabın mal, koyunun can derdinde" olduğu bir iştir, bütün gazetelerin istihbarat servisleri, sağlık muhabirleri seferber olmuştu, hasta var mı yok mu araştırıyorlardı.
Hekimlik de böyle bir araştırma içindeydi, Prof. Dr. Türkân Saylan o günleri hatırlarken, kuralı bir daha hatırlatır; mahremiyet, bu konuda hekimin asla hata yapmaması, hastanın bilgilerini afişe etmemesi gerekir...
* * *
PROF. Saylan o günleri şöyle anlatır:
"AIDS konusu ilk defa yazılmaya başlandığı sırada biz daha hiç hasta görmemiştik, fakat hep okuyorduk, ateş olacak, döküntüler olacak, diye.
O sırada bana bir hasta geldi, genç bir çocuk, yogun bir psoriasisi var, 40 derece ateşli. İnsanın içine doğuyor. O zaman AIDS ile fazla bilgimiz yoktu ama, bir önsezi ile, bu AIDS olmasın, diye düşündük, bunu hastayla konuşmalarımızdan da çıkardık." (
Prof. Saylan, Fransız hekimlerinin "sense clinique" diye adlandırdıkları bu duyguyu hatırlar, hasta daha kapıdan girerken renginden, kokusundan ne olduğunu eski hekimler anlarmış...
"Böyle şey olur mu?" diyeceksiniz.
Prof. Saylan "Bu kuşkusuz bir deneyim birikimidir!" der:
"Hakikaten hastanın renginden, birtakım davranışlarından bazı şeyler anlarsınız... Mesela, hasta, elini karnının bir yanı üzerinde tutarak gelmişse ben zona derim ve zona çıkar. Hasta boynunu açıp göstermeye hazırlanıyorsa pityriasis versi color dediğimiz mantar vardır."
Sonucu uzatmayalım, Prof. Saylan'ın gördüğü ilk AIDS vakasıydı, mecburen test sonuçlarını Sağlık Müdürlüğü'ne bildirdiler ama gizlilik kuralına da tam uyarak...
* * *
BU arada gazeteciler öğrenmişler, ilk defa bir AIDS hastası, hatta gençle konuşup duygularını öğrenmek istiyorlar, o dönemde bu hastalık çok ayıp olarak algılanıyor...
Prof Saylan'ın sevdiği bir gazeteci, hastanın adresini istiyor, röportaj yapacak....
Prof. Saylan gazeteciye şöyle der:
"Türkân Saylan filancayla fingirdedi gibi benim namusumla ilgili bir şey yazsan inan sana kızmam. Çünkü böyle bir şey olmayacağını ben de, herkes de bilir. Ama bu çocuğu bulup böyle bir şey yaptığın zaman önce beni yaralamış olursun, buna izin vermem!"
* * *
PROF. Saylan hastanın adını vermedi, gazeteci "atlama" pahasına öğrenmekten vazgeçti, hasta iki yıl içinde öldü.
Kural mı?
İşte kural budur.
Bu ahlak kuralıdır.
(
Hekim Olmak, İskele Yayınları
h.pulur@milliyet.com.tr
bence yüzeysel bir soru bu ahlak beyinde mi bel altında mı sorusunu soruyorsan ahlakı kabul etmiş oluyorsun.Ki herkes için geçerli bir ahlak sistemi var mı? Ki eğer varsa bu sorunun cevabını sen de biliyorsun.
bence ahlak denen şey tam olarak ne?? bunu bulmak lazım..
| _tiFFaNy_ Wrote: : |
| Ahlak beyindedir. cünkü bedeninide beyninle kontrol edebilirsin. |
+ 1
Evet. En yalın haliyle bu soruya doğru cevap verilmiş bence ^^
Tabii herşey de olduğu gibi bu konuda da iki boyutlu yaklaşım gerekiyo.. bi de beynini kullanmayı bilmeyenler var malumunuz =) bu tip insan formları için ahlak kavramının bel altıyla bağdaştırılması da gayet doğaldır..
..diye düşünüyorum.
Ahlak insanlıktır.İnsanlıktadır.