>>
Site Map
>>
Forums
>>
Edebiyat
Forum module - topics in forum:
Edebiyat - Kültür de lazým tabii..
HİTİT DİLİ EDEBİYATI
Çok merak ediyorum hitit şiirini bir hitit şairinin ismini yada şiirini bilen varmı? yada bir süryani dilinde şiir yazan bir şairi bir keldani şairini urartuların şiirlerine ne oldu hep merak etmişimdir... yada istanbul sulukuleden çıkan çingene bir şair tanıdığınız varmı? çingene dilinde bir şiir okusa kendi dilinden bize çok isterim bunu...
Hititlerin dili, Hint-Avrupa Dillerinin Anadolu'nun alt grubuna dâhildir. Muhtemelen bir Hint-Avrupa öncesi eski Anadolu dili konuşan Hattilerden Hatti ifâdesini ülkeleri için kullanmışlardır. Buna karşın dillerine Kaniş (Neşa) kentinden alınma Nesili (Nesçe) derlerdi.
Hititçe, bugüne kadar bilinen en eski Hint-Avrupa dilidir. Hitit İmparatorluğu'nda bunun dışında Luvi ve Pala dillerinde olduğu gibi Hititçe'yle az veyâ çok akrabâ olan başka diller de kullanılmaktaydı. Luvca'nın dinsel konularda önemi vardı.Hitit hiyeroglif yazısı ve Luvi dili Bu dillerle berâber Hititçe, diğer Hint-Avrupa dillerinden kelime hazînesi açısından kısmen farklı olan Hint-Avrupa dillerinin Anadolu kolunu oluşturmaktaydı.
Bunun yanında farklı yazılar da kullanımdaydı. Resmî diplomatik yazışmaları ve saray arşivleri Âsur (Akad) çivi yazısıyla yazılırken kayalardaki kabartmalar ve yazıtlar için Hiyeroglif denilen yazı kullanılırdı. Bugün, bu harflerle yazılan dilin bir Luvca lehçesi olduğu bilinmektedir. Hurrice de önemli bir diplomatik yazışma diliydi ve bilhassa Mittani İmparatorluğu'yla yapılan yazışmalarda kullanılırdı.Hitit çivi yazısının dili Friedrich Hrozny tarafından 1915'te çözülmüş, Hitit hiyeroglif yazısının 1940'lı yıllarda başlayan çözülmesinde ise Helmuth Theodor Bossert'in büyük katkısı olmuştur.
kaynak:wikipedia
Süryani şairleri arasında "deha" ve kabiliyetli olarak nitelendirilebileceklerin yanında, orta, son tabaka ve gerilerde kalmış olanlar da vardır.
Birinci Kategoride; yetenekli, deha tacını giyen ve Yüce Tanrı'nın lütfuna mazhar olan ölümsüz şair Mor Efrem'i görüyoruz. Mor Efrem, yüreğinden taşan, hiçbir yapaylık ve kısıtlama taşımayan şiirleriyle, Hıristiyanlık inancının detaylarını ve kutsal sırlarını yansıttı. Üzerine damgasını vurduğu başarılı stiliyle hiçbir zaman kimseyi kopya etmemiştir. Edebi sanatların ustalıkla kullanılması; akıcılık, derinlik, yenilik ve sağlamlık Onun şiirlerinin belirgin özellikleridir.
İkinci Kategoride; Urfalı Yakup, Bar Sobtho, Bar Kiki, Bar Sabuni ve Bar Andrevos gibi yetenekli olan şairleri görüyoruz. Yazım stilini ustalıkla oluşturan Bar Andrevos'un beyitlerini büyük bir doğallıkla yazmıştır. Onun bir çok şiiri birinci kategoriye dahil edilebilir.
Diyarbakırlı İshok, Urfalı İshok, Suruçlu Yakup ve Barebroyo (Abulfaraç), deha ve kabiliyet gibi iki yeteneği kendilerinde toplamış şairlerdir. Suruçlu Mor Yakup yeni kavramlar üretmesiyle ve bunları eksiksiz bir şekilde incelemesiyle tanınmıştır. Onun sayısı yüzlerle ifade edilen şiirleri uzun olmalarına rağmen, hatadan uzak ve mükemmeldir. Suruçlu Yakup, şiirlerindeki sınırsız zenginlikle ve okuyucunun ilahi ilhamla yazan birisiyle karşılaştığını anlamasını sağlayan nüfuz eden bir nurla okuyucuyu etkiler. Barebroyo ise, şiirlerindeki zarif anlatımıyla, parlak stiliyle, doğal kafiyeleriyle ve büyüleyici, uyumlu, sanatsal formuyla okuyucuyu etkiler. Şiirlerine enfes bir giriş yaparak, bahçenin kapısını açarcasına başladığı şiirleri, okuyucuya onu sonuna kadar okumaktan başka bir çare bırakmaz. Ancak sona gelindiği zaman okuyucu artık ulaşılan noktadan sonrasını keşfetmek için büyük bir heyecan duymaktadır. Barebroyo'nun kusursuz şiirleri, Onun ruhunun ve sanatının gücünü; bilgisinin genişliğini, şiirsel yeteneğini gözler önüne sermektedir. Onun şiirlerindeki uyumu ve sadeliği çok az şair kendi eserlerinde yakalayabilmiştir. Rab Mesih'in çektiği acılarla ilgili olarak kaleme aldığı manzumesi güzel örneklerden bir tanesidir.
Kurillune, Asuno, Mor Balay ve Urfa'lı Mor Yakup; parlak girişleriyle, sade anlatımlarıyla, ince üsluplarıyla ün yapmışlardır.
Tikritli Antun, Malatyalı Hazkiyel, Bartalyolu Abunasar, Hedloyolu Patrik Behnam, Lübnanlı Patrik Nuh ve Turabdinli Mafiryan Şemun, şiirlerindeki güzel girişleriyle, düzgün, saf, sağlam üsluplarıyla Orta tabaka şairler arasında yer alırlar. Yukarıda bahsedilen şairlerden son ikisinin şiirleri (Lübnanlı Nuh'un bazı şiirlerinde kullandığı abartılı kafiyeler istisna edilirse) daha akıcı ve doğaldır.
Zayıf şair olarak nitelendirilenlerden, bazıları hem iyi hem de kötü eserler üretmişlerdir. Onların şiirlerinin oluşumu sanatsal değil teknik metodların bir sonucudur. Bu sebepten dolayıdır ki, sanatlarını sunarken bazen başarılı bazen de başarısız olurlar. Bu şairlerden sonra, şiirleri ilkel, kaba, monoton olan ve yok denilecek kadar az güzellik taşıyan son tabaka şairler gelir.
Şairleri dört kategoriye ayırmak mümkündür. Birinci Kategoride: Mor Efrem (373), Asuno, Kurillune (400), Diyarbakırlı İshok, Rabula (435), Urfalı İshok, Şemun Kukoyo ve gurubu (514), Suruçlu Yakup (521), Urfalı Yakup (708), Gevargi dAme (725), Bar Sobtho (829), Bar Kiki (1016), Bar Sabuni (1095), Gergerli Timoteus (1143), Bar Andreus (1156), Bar Madani (1263) ve Barebroyo (1286) sayılabilir.
İkinci kategoride: Mor Barsavmo'nun öğrencisi Şmuel, David Bar Favlus (800), Takrit'li Antun (840), Danho, Malatyalı Hazkiyel (905), Bartalyo'lu Abunasar (1290), Basibrin'li Eşayo (1425), Hedloyo'lu Behnam (1454), Malke Sako (1490), Lübnanlı Nuh (1509) ve Turabdin'li Mafiryano Şemun (1740).
Üçüncü kategoride: Bar vahbun (1193), Mihoyel Rabo (1199), Hananyo Ahısnoyo (1220), gramer kitabıyla Bartalyo'lu Yakup (1241), Bartalyo'lu Gabriel (1300), Yeşu Bar Hayrun (1335), Saliba Bar Hayrun (1340), Bar Şiyeullah (1493),Humus'lu Davut (1500), Zaz'lı Masut (1512), Nimetullah Nureddin (1587), Yuhanon Kudinoyo (1719), Katarbali (1783), Yuhanon Ganono (1825), Anhil'li Zaytun (1855), Naum Faik (1930) ve Yakup Saka (1931).
Dördüncü kategoride ise: Abuğalıb (1177), Hasan Bar Zaruka, Basibrin'li Yeşu (1490), Cizreli İsa (1495), Hah'lı Abdo (1504) Habsınas'lı Papaz (1505), Hah'lı Sargis (1508), Yusuf İbaroyo (1537), Bar Garir (1685), Hidayetullah Kudinoyo (1693), Basibrin'li Yuhanon (1729), Bar Mirican (1804) ve Azah'li Gevargis (1847).
Bu şairlerin arasında hayatlarını şiir yazmaya vakfedenler vardır. Mor Efrem ve Suruç'lu Mor Yakup gibi şairler yaşamları boyunca ciltlerce şiir yazdılar. İshok gibi şairler, eserlerini hacimli antolojilerde topladılar. Barebroyo ve Bar Favlus gibi orta dereceli (verimlilik bakımından) olanlarla beraber, Kurillune ve onun gibi bazı şairler yukarıdakilerle karşılaştırıldığında pek verimli sayılmazlar. Bu arada çalışmalarımızda sadece bir şiir veya birkaç dize yazan şairlere de rastladık.
Şiirleri antolojilerde toplanıp muhafaza edilen şairler şunlardır: Mor Efrem, Diyarbıkrlı İshok, Suruçlu Yakup, Bar Favlus, Tigritli Antun, Bar Andrevos, Bar Madani, Barebroyo, Lübnanlı Nuh, Turabdin'li Şemun ve Yakup Saka. Öte yandan şiirlerine günümüzde ulaşılamadığından dolayı şiirleri hakkında açıklama veya eleştiri yapamadığımız şairler ise şunlardır: Vafa Oromoyo, Bardayson (222), Şemun Bar Saboe (344) Absamyo (400), Diyarbakır'lı Dodo, Mifarkit'li Marutha (420), Patrik I.Gevargi (790), Şemun Bar Amroyo (815), Malatyalı Yusuf (1055), Bar Şuşan (1072) ve Yakup Bar Salibi (1171).
Şairleri bilinmeyen şiirlerimiz de vardır. Bunlardan bir tanesi XI. yüzyıldan önce Hititli Uriyo hakkında beşli, yedili ve onikili hece ölçüleriyle yazılmış lirik bir şiirdir. Daha sonraki şairler tarafından aynı tarzda yazılmış bir şiiri okuma fırsatı bulduk. Ayrıca "Gökten yeryüzüne inen, Göksel Ekmek olan Rab Mesih.." şeklinde başlayan, Başak bayramı ve Meryemana'nın övgüsü hakkında muhtemelen Bar Şuşan tarafından yedili hece ölçüsüyle yazılmış mükemmel bir şiir bulunmaktadır. Aynı zamanda Suruçlu Mor Yakup'u övdüğü bir başka şiiri de vardır. 12 hece ölçüsüyle yazılmış Şehit Mor Kuryakos hakkındaki şiir, şehit Bar Saboe ve şehit Bar Bıaşmen için yazılmış iki şiir ve bir Sugitho, munzevi Şalito hakındaki bir şiir, yedili hece ölçüsüyle yazılıp, alfabetik olarak düzenlenen, sofrada ve şarap içilirken söylenen ve "Sana Şükür ediyorum Tanrım" şeklinde başlayan Sugitho gibi, alfabetik olarak düzenlenen ve hikmet dolu sözler içeren yirmi iki şiir, bu şiirlerin birincisinde bir Olaf, ikincisinde ise bir beth vardır ve aynı şekilde devam eder.
Kaynak:süryanikadim.org
Süryani şairlerinden Barebroyo’nun ruhsal sevgi ve akıl üzerine yazdığı, metafor ve güzel bir anlatımla süslediği şiirleri şaheser niteliği taşımaktadır.
Özellikle Barebroyo’nun Tanrı Hikmeti üzerine yazdığı muhteşem şiirinin eşi benzeri yoktur. Bu şiir bir çok lisanlara çevrilmiştir.
"Fgabi bıolmo tlithö dmaghar lşemşo zivo, yoye kubolö zorgon ayne vafe hezvo" ( Parıltısı güneşi kamaştıran bir kız gördüm alemde, Görünüşü çarpıcı, alımlı, gözleri zümrüt mavisi )
Nusaybinli Mor Efrem’in Süryanice bir şiiri;
İlim İle İlgili
Ey Tanrım
İlmi sever kişiye ilim ver,
Ve güzel öğreten öğretmene de,
Egemenliğinde büyük yap.
Altını ölçülü bir miktarla kazanmaya çalış
Ama ilmi sınırsız olarak öğrenmeye gayret et
Çünkü altın sıkıntıları çoğaltır.
İlim ise, rahatlık ve hoşnutluk kazandırır.
Küçüklüğünde mütevazi ol ki.
İhtiyarlığında yücelebilesin.
Kendine iyi davranışlar kazandır ki,
Mutlu bir hayat yaşayabilesin.