>>
Site Map
>>
Forums
>>
Þarký Sözleri
Forum module - topics in forum:
Þarký Sözleri - Türkçe - Ýngilizce þarký sözleri.
Pink Floyd
The Piper At The Gates Of Dawn
Astronomy Domine
Pastel ve duru bir yeşil, ikinci perde
Bir zamanlar bildiğin maviliğin ortasında bir savaş.
Süzülürken aşağı, yankılanıyor ses
Yeraltındaki donmuş suların çevresinde
Jüpiter, Satürn, Oberon, Miranda
Ve Titania, Neptün, Titan
Yıldızlar korkabilir...
Göz kamaştıran burçlar titrek titrek kanat çırpıyor
Blam pow pow
Merdiven ürkütüyor orda olan Dan Dare'i
Pastel ve duru bir yeşil
Ses kuşatıyor donmuş suları aşağıda
Pastel ve duru bir yeşil
Ses kuşatıyor donmuş suları
Yeraltındaki.
Lucifer Sam
Lucifer Sam, Siyam kedisi
Her zaman senin yanında oturur.
Her zaman senin yanında
Bu kedide birşey var
Tanımlayamadığım
Jennefer Gentle, sen bir cadısın
Sen sol tarafta
O sağ tarafta,
Ah hayır
Bu kedide tanımlayamadığım birşey var
Lucifer, denize git
Hippi kedisi ol
Gemi kedisi ol.
Bir yerde, herhangi bir yerde.
Bu kedide tanımlayamadığım birşey var.
Gece sinsi sinsi gezinip kumu eşeliyor.
Gizlice dolanıp toprakta.
Ortaya çıkacak o
Ses oralardayken.
Bu kedide tanımlayamadığım birşey var.
Mathilda Mother
Bir zamanlar bir kral varmış bu ülkeyi yöneten
Majesteleri hüküm sürermiş.
Gümüş gibi parlayan gözleriyle bu kırmızı kartal
Gümüş yağdırırmış insanların üzerine.
Ah anne, hadi anlat daha.
Neden beni bırakman gerekti orda
Asılı kalarak boşluğunda çocuksu hayal aleminin, bekleyerek.
Yalnızca okuman gerekirdi
Siyahla karalanmış satırları ve herşey parlayacaktı o zaman.
Irmağın öte yanına geçerek ahşap kunduralarla
Krala haberleri iletmek için çanlarla
Bin esrarengiz atlı tırmanırmış
Doruklara evvel zaman içinde.
Düşünürdüm ve düşlerdim
Sözcüklerin farklı anlamları olduğunu
Evet öyleydi...
O odada geçirdiğim tüm zaman boyunca
Oyuncak bebek evinin karanlığı, eski güzel kokusu
Ve masallar beni doruklarda
Güneş ışığının süzüldüğü bulutların üzerinde gezinirdi.
Ah anne hadi anlat daha
Hadi anlat daha.
Flaming
Yalnızken masmavi bulutların içinde
Uzanırken kuş tüyü yorganın içinde, yihhu!
Beni göremiyorsun ama ben görebiliyorum seni
Tembelce zaman geçirirken sisli çiyde
Otururken unicorn'un üzerinde korkusuzca
Beni duyamıyorsun
Ama ben duyabiliyorum seni
İzlerken düğün çiçeklerinin ışığı emmelerini
Uyurken kara hindiba çiçeklerinin üzerinde.
Bu çok güzel, dokunmayacağım
Ama belki daha sonra
Süzülürken yıldızlarla aydınlanmış göklerde
Yol alırken telefonla
Hey, çıkıyoruz işte
Hiç olmadığı kadar yükseklere.
Yalnızken masmavi bulutların içinde
Uzanırken kuş tüyü yorganın üzerinde.
Yihhu! Beni göremiyorsun
Ama ben görebiliyorum seni
Take Up Thy Stethoscope And Walk
Doktor doktor, yatıyorum
Doktor doktor, başım ağrıyor
Doktor doktor, altın madendir
Doktor doktor, ekmek boğazımda kaldı
Doktor doktor, doymadım
Doktor doktor, İsa kan kaybetti
Doktor doktor, acı kırmızıdır
Doktor doktor, karanlık son
Yulaf lapası, gulyabani, yağlı kaşık
Kullanılmış kaşık, karanlık son
Müzik sanki acıyı yatıştırıyor
Sanki beyni uyarıyor
Doktor lütfen karınıza söylermisiniz
Hayatta olduğumu
Çiçekler büyüyor
Farkedin
Farkedin
Farkedin
The Gnome
Bir öykü anlatmak istiyorum
Küçük bir adam hakkında
Başarabilirsem
Grimble Gromble adında bir cüce
Cüceler evde oturup
Yemek yerler, uyurlar, şaraplarını içerler
O kırmızı bir tunik giyerdi
Cam göbeği kukuletası
Oldukça güzel görünürdü
Büyük bir macera yaşadı o
Çimlerin arasında,
Sonunda açık havada
Kazanarak yemek yiyerek, uygun zamanı bekleyerek
Ve sonra birgün -ya ya ya şa şa şa!
Bu cüceleri yaşasın deme biçimleridir...
Gökyüzüne bak, ırmağa bak
Harika değil mi?
Gökyüzüne bak, ırmağa bak
Harika değil mi?
Dolaşarak, gidecek yerler keşfederek
Ve sonra birgün -ya ya ya şa şa şa!
Bu cücelerin yaşasın! deme biçimleridir...
Chapter 24
Hareket altı aşamada tamamlanır
Ve yedinci aşama başlangıca dönüştür
Yedi, yeni ışığı simgeler
Karanlık bir devrede daha arttırıldığında oluşur
Değişim, geri dönüş, başarı
Hatasız gidiş ve geliş
Hareket şans getirir.
Günbatımı.
Kış gündönümü ile birlikte
Değişim zamanı geldiğinde
Yer yarılır, gök gürler
Herşey bir anda ve tümüyle yok edilemez
Değişim, geri dönüş, başarı
Hatasız gidiş ve geliş.
Hareket şans getiri.
Gün batımı gün doğumu
Hareket altı aşamada tamamlanır
Ve yedinci aşama başlangıca dönüştür
Yedi, yeni ışığı simgeler
Karanlık bir devrede daha arttırıldığında oluşur
Gün batımı gün doğumu.
The Scarecrow
Siyah ve yeşil bostan korkuluğu herkesin bildiği gibi
Dimdikti şapkasına konmuş bir kuşla ve her yanı samandandı
Umursamıyordu.
Duruyordu bir arpa tarlasında.
Kafası hiç çalışmıyordu
Koları hareket etmiyordu rüzgar sert esmedikçe
Ve toprakta fareler koşuşuyordu etrafında
Duruyordu bir arpa tarlasında.
Siyah ve yeşil bostan korkuluğu benden daha mutsuz
Fakat şimdi kaderine terk ediyor kendini
Çünkü zalim değil yaşam - aldırmıyor o.
Duruyor bir arpa tarlasında.
Bike
Bir bisikletim var. İstersen binebilirsin ona.
Bir sepeti var, ve çalan bir zili
Ve onu güzel gösterecek herşeyi
Sana verirdim onu mümkün olsaydı, ama ben de ödünç aldım.
Sen tam bana göre bir kızsın.
Sana her şeyi, her şeyi verebilirim eğer birşeyler istersen.
Bir bisikletim var. Matrak birşey.
Önü açık. Kırmızı ve siyah.
Aylardır bende o.
Eğer güzel olduğunu düşünürsen, o zaman sanırım bana da öyle gelir.
Sen tam bana göre bir kızsın.
Sana her şeyi, her şeyi verebilirim eğer birşeyler istersen.
Bir fare biliyorum yuvası olmayan.
Nedendir bilmiyorum. Ona Gerald adını taktım.
Oldukça yaşlandı, ama iyi bir fare.
Sen tam bana göre bir kızsın.
Sana her şeyi, her şeyi verebilirim eğer birşeyler istersen.
Bir sürü zencefilli çörek adamım var.
Biri burda, biri şurda, bir sürü zencefilli.
Birkaç tane al istersen. Tabakta duruyorlar.
Sen tam bana göre bir kızsın.
Sana her şeyi verebilirim eğer birşeyler istersen.
Bir oda biliyorum ezgilerle dolu.
Bazıları uyanık, bazıları şangırtılı. çoğu saat tiktağı
Haydi diğer odaya gidipçalıştıralım onları.
A Saucerful of Secrets
Fincan Tabağı Dolusu Sırlar
Let There Be More Light
Uzaklarda, çok uzaklarda
İnsanlar işittiler onun sözlerini
Bir yolunu bulacağım
Bir gün gelecek
Bir şeylerin yapabileceği.
Alev almak üzere olan koca gemi en sonunda
Bağlantıya geçti Mildenhall'daki insan ırkıyla
Şimdi zamanıdır
Uyanık olmanın
Carter'ın babası gördü orada onu
Ve anladı ona görüldüğünü Rhull'un
Başında nöbet tutan ölünün yaşayan ruhunun
Aman Tanrım, gözümün içinde birşey var
Gökyüzünde birşey var
Orada beni bekleyen
Dış kilit yavaşça çevrilip açıldı
Hizmetkarların iç çekişi duyuldu
Dalgalanan elbisesiyle Lucy gökyüzünde göründüğünde
Ah ah, siz hiç mi?
Hayır onlar hiç ama hiçbir zaman
Diyeceğim!
Toplayarak kozmik gücünü
Yaydı pisişik akımını
Remember A Day
Anımsa bu günden daha önceki bir günü
Genç olduğun bir günü
Zamanı özgürce kullanabildiğin
Karanlığın basmadığı
Bir şarkı söyle
Sabah öpücüğü olmaksızın söylenemeyen
Kraliçe olabilirsin eğer istersen
Ara Kralını
Neden bugün oynayamayız?
Neden hep böyle kalamayız?
Tırman en sevdiğin elma ağacına
Dene güneşi yakalamayı
Saklan küçük kardeşinin tabancasından
Düşle uzaklarda olduğunu
Neden erişemeyiz güneşe?
Neden geri püskürtmeyiz yılları?
Püskürtmeyiz yılları
Set The Controls For The Hearth Of The Sun
Yavaş yavaş dönüyor gece
Sayarak şafakta titreşen yaprakları
Nilüferler birbirine yaslanmış özlemle
Tepelerin üzerinde bir kırlangıç dinleniyor
Yön ver güneşin kalbine doğru
Dağın tepesinden izliyor gözcü
Karanlığın kırılmasını, asmanın uyanışını
Aşkı bilmek, gölgeyi bilmektir
Aşk, şarabı olgunlaştıran gölgedir
Yön ver güneşin kalbine doğru
İzle duvarın dibinde el sallayan adamı
Şekillendirirken Tanrıya olan sorusunu
Akşam güneşin alçalıp alçalmayacağına dair
Anımsayacak mı adam boyun eğişten aldığı dersi?
Yön ver güneşin kalbine doğru
Yön ver güneşin kalbine doğru
Corporal Clegg
Onbaşı Glegg'in tahta bacağı vardı
Onu bin dokuz yüz kırk dörtte savaşta kazandı.
Onbaşı Clegg'in madalyası da vardı
Turuncu kırmızı ve mavi
Onu hayvanat bahçesinde buldu.
Aman Tanrım, ah onlar gerçekten üzülüyorlar mı benim için?
Aman Tanrım, ah onlar gerçekten gülecekler mi bana?
Bayabn Clegg, kocanızla gurur duyuyor olmalısınız.
Bayan Clegg, bir yudum da cin alırmıydınız?
Onbaşı Clegg, yağmurun altındaki şemsiye
O hiçbir zaman eskisi gibi olmadı
Kimse yok burda suçlanacak
Onbaşı Clegg madalyasını düşünde aldı
Majesteleri Kraliçe'den
Botları tertemizdi.
Bayabn Clegg, kocanızla gurur duyuyor olmalısınız.
Bayan Clegg, bir yudum da cin alırmıydınız?
See - Saw
Kadife çiçekleri birbirine aşık
Fakat o aldırmıyor
Kız kardeşini alarak yanına
Yol alıyor tahterevalli diyarına
Yukarı kalkarken gülümsüyor kız kardeşi
Kız kardeşi yukarı çıkıyor o aşağı inerken, inerken
Oturmuş nehirdeki bir kalasın üzerine
Gülüyor uykusunda
Kız kardeşi taşlar fırlatıyor, vurmayı umarak
O farkında değil böylece
Kız kardeşi yukarı çıkıyor o aşağı inerken, inerken
Bir başka zaman, bir başka gün
Bir erkek kardeşin daha kendi yoluna gitme sırası
Bir başka zaman, bir başka gün
Plastik çiçekler satarken bir pazar akşamüstü
Yosunlar toplarken
Zamanı yoktu onun düşünmeye
Herkes görebilir erkek kardeşin orda olmadığını
O büyüyor bir başka adam için ve erkek kardeşi aşağıda
Bir başka zaman, bir başka gün
Bir erkek kardeşin daha kendi yoluna gitme zamanı
Bir başka zaman, bir başka gün
Bir başka zaman, bir başka gün
Bir erkek kardeşin daha kendi yoluna gitme zamanı
Jugband Blues
Çok naziksin burada olduğumu düşündüğün için
Ve aslında senin sayende açıklık kazandı burada olmadığım
Ve ben hiç bilmiyordum ayın bu kadar mavi olabileceğini
Ve ben hiç bilmiyordum ayın bu kadar büyük olabileceğini
Ve sana minnettarım eski ayakkabılarımı attığın
Ve onların yerine beni buraya getirdiğin için, kırmızı giysilerinle
Ve ben merak ediyorumbu şarkıyı kimin yazabileceğini
Umurumda değil güneşin parıldayıp parıldamadığı
Ve aldırmam hiçbir şeyin olmasa da
Ve aldırmam sana sinirlenmişsem de
Kış aşkı yaşayacağım ben.
Ve deniz yeşil değil
Ve severim kraliçeyi
Ve nedir aslında bir düş
Ve nedir aslında bir düş.
Ummagumma
(Ummagumma = Knockin' Boots = Wild Thang = Sex Yapmak)
Grantchester Meadows
Gecenin buz gibi rüzgarı dindi
Bu senin krallığın değil
Gökyüzünde bir kuşun çığlığı duyuldu
Sesli sabah fısıltıları
Ve uykuyu bölen yumuşak sesler
Gizliyor ölümcül sessizliği
Her yana yayılmış olan
İşit tarla kuşunu ve dinle
Havlamasını
Deliğine kaçan tilkinin
Su sıçratışını izle
Aniden suya dalan yalıçapkınının
Ve süzülüp gidiyor yeşil bir nehir
Ağaçlar altında görünmeksizin
Kahkahalar atıyor akarken
Sonsuza uzanan yaz boyunca
Denizin yolunu tutarak
Sel sularının çekildiği bu sakin çayırda
Uzanıyorum
Dört bir yanımda altın güneş zerrecikleri
Yere kouyorlar
Keyfini çıkararak
Geçmiş bir akşam üzeri güneşinin
Taşıyarak dünün seslerini
Şehirdeki bu odaya
İşit tarla kuşunu ve dinle
Havlamasını
Deliğine kaçan tilkinin
Su sıçratışını izle
Aniden suya dalan yalıçapkınının
Ve süzülüp gidiyor yeşil bir nehir
Ağaçlar altında görünmeksizin
Kahkahalar atıyor akarken
Sonsuza uzanan yaz boyunca
Denizin yolunu tutarak
The Narrow Way Part
İzleyerek yolu
Kuzeydeki karanlığa doğru
Açığa vuran duygularını yorgun yabancıların yüzleri
görmüşlerdi daha önce o evi
Biraz kalmak istersen eğer
Ağrıyan bacaklarını biraz dinlendirmek istersen
Bulmadan önce ona ait odayı
Ama hayır geciktiremezsin
İşit gece kuşlarının ona seslenişlerini
Dikkat etmesi ve yakalaması için söylenecek sözcükleri
Beynindeki kabusa hapsolmuş olan
Sisli tombul yaratıklar sürünüyor
Kulaklarında gitgide artan gürlemeyi işit
Yenilgiyi biliyorsun iktidardayken
Zaptedilmez tüm korkularının ardından
Biraz kalmak istersen eğer
Ağrıyan bacaklarını biraz dinlendirmek istersen
Bulmadan önce ona ait odayı
Ama hayır geciktiremezsin
İşit gece kuşlarının ona seslenişlerini
Dikkat etmesi ve yakalaması için söylenecek sözcükleri
Beynindeki kabusa hapsolmuş olan
Kuşların hiçbiri aslında dinlemiyor seni
Söyle onlara her sabahta bir yaşam olduğunu
Belki de bugün söyleyebilirsin beni yanıtlarken
Bu apaçık, bu tüm gecelerin uyarısı
Biraz kalmak istersen eğer
Ağrıyan bacaklarını biraz dinlendirmek istersen
Bulmadan önce ona ait odayı
Ama hayır geciktiremezsin
İşit gece kuşlarının ona seslenişlerini
Dikkat etmesi ve yakalaması için söylenecek sözcükleri
Beynindeki kabusa hapsolmuş olan
Atom Heart Mother
Atom Kalpli Anne
Eğer
Eğer bir kuğu olsaydım, giderdim.
Eğer bir tren olsaydım, geç kalırdım.
Ve eğer iyi bir adam olsaydım,
Seninle şu andakinden daha sık konuşurdum.
Eğer uyuyacak olsaydım, düş görürdüm.
Eğer korkmuş olsaydım, saklanırdım
Eğer delirirsem ne olur beynime elektrik verme
Eğer ay olsaydım serin olurdum.
Eğer iktidarda olsaydım eğilirdim
Eğer iyi bir adam olsaydım,
Anlardım dostlar arasındaki boşlukları.
Eğer yalnız olsaydım ağlardım
Ve eğer seninle olsaydım, evde ve esenlikte olurdum
Ve eğer delirirsem, yine de izin verecek misin oyuna katılmama?
Eğer bir kuğu olsaydım, giderdim.
Eğer bir tren olsaydım, geç kalırdım.
Ve eğer iyi bir adam olsaydım,
Seninle şu andakinden daha sık konuşurdum.
Summer'66
Gitmeden önce birşeyler söylemek istermisin?
Heralde tam olarak kendini nasıl hissettiğini anlatmak istersin.
Hoşçakal diyoruz merhaba demeden önce
Senden pek de hoşlanmıyorum aslında,
Aldırmam gereksiz gitmene.
Yalnızca altı saat önce karşılaştık,
Müzik çok gürültülüydü.
Senin yatağından geldim bugün ve Allah'ın belası bir yılı bitirdim.
Ve bilmek istiyorum nasıl hissediyorsun kendini?
Nasıl hissediyorsun kendini?
Tek sözcük bile söylemedik, ışıklar korkusuzca yanıp duruyordu
Zaman zaman gülümsüyordun ama ne gerek vardı buna?
Çok önceden hissettim soğuğunu doksan beşteki dünyanın
Arkadaşlarım sıcak güneşin altındalardı,
Keşke ben de orada olsaydım
Yarın, bir başka şehri, senin gibi bir başka kızı getirecek
Zamanın var mı gitmeden önce o kızla karşılaşmak için?
Yalnızca söyle bana nasıl hissediyorsun kendini?
Nasıl hissediyorsun kendini?
Hoşçakal, umarım gelir beklediğin kız
Bir günlük bir aşkı yaşadığım
Fat Old Sun
Gökteki tombul güneş alçalırken,
Yaz gecesi kuşları sesleniyorlar.
Yaz, yılın gök gürültüsü mevsimi,
Kulaklarımdaki müziğin sesi.
Uzakta çalan çanlar, yeni biçilmiş çimler,
Öyle güzel kokuyor ki
Nehir kıyısında el ele tutuşup,
Havalara uçur beni ve yere ser.
Ve eğer oturursan,
Sakın ses çıkarma.
Ayaklarını yerden yukarı kaldır.
Ve eğer işitirsen ılık gecenin inişini
Oldukça tuhaf bir zamandan gelen gümüşi sesi,
Şarkı söyle bana, şarkı söyle bana.
Gökteki tombul güneş alçalırken,
Yaz gecesi kuşları sesleniyorlar.
Kulaklarımda çocuk kahkahaları,
Yitiyor son güneş ışığı.
Ve eğer oturursan,
Sakın ses çıkarma.
Ayaklarını yerden yukarı kaldır.
Ve eğer işitirsen ılık gecenin inişini
Oldukça tuhaf bir zamandan gelen gümüşi sesi,
Şarkı söyle bana, şarkı söyle bana
Meddle
Karışma
Rüzgar Yastıkları
Kuştüyü bir yatak sarmalıyor beni
Yumuşatarak sesleri
Uykulu anlarımda sarılırken yanına sevgilimin
O hafifçe nefes alıyor ve sönüyor mum
Gece olduğunda kilitliyorsun kapıyı
Kitap düşüyor yere
Karanlık inerken ve karanlık yuvarlanırken
Mevsimler değişiyor, ılınıyor rüzgar
Şimdi baykuş uyanıyor, şimdi uyanıyor kuğu
Yeni bir düşe dal diğeri bitti
Kırlar yemyeşil, soğuk bir yağmur
Yağıyor altın biş şafakta
Ve yerin altında derinlerde, sabahın erken sesleri
Ve iniyor aşağıya doğru
Uyku vakti uyanırken yanına sevgilimin
O hafifçe nefes alıyor
Ve ben havalanıyorum bir kuş gibi
Sisin içinde ilk ışıklar dokunurken göğe
Ve inerken gecenin rüzgarları.
Fearless
Tepenin tırmanılamayacak kadar dik olduğunu söylüyorsun, tırmanırken
beni denerken görmek istediğini söylüyorsun, tırmanırken
Yeri sen sapta, zamanını ben belirleyeceğim
Ve tırmanacağım tepeye kendi yöntemlerimle
Yalnızca bir süre bekle doğru günün gelmesini
Ve ben yükselirken ağaç çizgisinin ve bulutların üstüne
Aşağıya bakacağım duyunca sesini
Senin bugünkü sözlerinin
Korkusuzca kalabalığa baktı budala, gülümseyerek
Zalim sulh hakimi arkasını dönüyor, kaşlarını çatarak
Ve kim o tacı takan ahmak
Kuşkusuz kendi yöntemlerinle
Ve her gün doğru olan gündür
Sen yükselirken onun altındaki korku çizgilerinin üstüne
Aşağıya bakacaksın duyunca sesini kalabalıktaki yüzlerin
San Tropez
Uzanırken bir şilteye
Kayıyorum kenarında aşağıya San Tropez'deki bir sedirin
Kırarken bir dalı kumun üzerinde bir tuğla ile
Sürüklenirken bir dalga ile eski bir sedyenin peşinden
Uyurken yapayalnız karanlığın uğultusunda
Kuma yazılmış aşkımdan geri kalanlar
Düşlerimin derinliklerinde ve ben hala duyuyorum onun seslenişini
Yalnızsan eğer, eve döneceğim
Yurduna geri dönen güvercin
Rüzgara kapılıp gitti ve uçağın üzerine yağan yağmur
Gümüş kaşığı olmayan bir evde doğan ben (zengin doğmamak anlamında)
Şampanya içiyorum zengin ve cömert bir iş adamı gibi
Beklemek yerine havanın kırılmasını
Toparlayacağım darmadağın olmuş düşüncelerimi
Rüzgarla hız kazanmış yeni bir güne doğru
Yalnızsan eğer eve döneceğim
Ve duracağım bir süre kırdaki çiti aşan merdivenin başında
Ve dinleyeceğim onların söylediklerini
Altın aramak için kazarak elimdeki bir deliği
Aç o kitabı, bir gözat orada anlatılanlara
Beni aşağıya sürüklüyorsun deniz kıyısındaki o yere
Bana seslenen o yumuşak sesini duyuyorum telefonda
Buluşalım diyen, geç vakitte
Ve yalnızsan eğer, geri döneceğim
Seamus
Mutfaktayım
Seamus, yani köpeğim ise dışardaydı
İşte ben mutfaktaydım
Seamus, benim yaşlı tazım dışarıdaydı
Bilirsin işte güneş usulca batıyordu
Ve benim yaşlı tazım yere oturup ağladı
Echoes
Yukarıda havada asılı duruyor albatros
Ve yuvarlanan dalgaların derinliklerinde
Mercan kayalıkların labirentlerinde
Uzak bir zamanın yankısı
Kumsala vuruyor ağlamaklı
Ve herşey yeşil ve denizin altında
Ve kimse göstermedi bize karayı
Ve kimse bilmiyordu nerede ya da neden olduğunu
Fakat birşey kıpır kıpırdı ve birşey çabalıyor
Ve başlıyordu ışığa doğru tırmanmaya
Sokaktan geçen yabancılar
Raslantıyla karşılaşır iki ayrı bakış
Ve ben 'sen'im ve gördüğüm şeyse 'ben'
Ve elinden tutuyorum seni
Ve yol gösteriyorum karada
Ve yardım ediyorsun bana daha iyi anlayabilmem için
Ve kimse seslenmiyor bize ilerlememiz için
Ve kimse kapatmaya zorlamıyor gözlerimizi
Ve kimse konuşmuyor ve kimse çabalamıyor
Ve kimse uçmuyor güneşin etrafında
Her sabah açılan gözlerimin önüne geliyorsun capcanlı
Çağırarak ve kışkırtarak beni kakmaya
Ve duvarımdaki pencereden
İçeri akıyor güneş ıığının kanatlarında
Sabahın bir milyon parlak elçisi
Ve kimse ninniler söylemiyor bana
Ve kimse yumdurmuyor gözlerimi
Ve ben de açıyorum pencerelerimi
Ve sesleniyorum sana gökyüzü boyunca
The Dark Side Of The Moon
Ayın Karanlık Yüzü
Breathe
Solukla, solukla havayı
Korkma umursamaktan
Git, ama terk etme beni
Bak etrafıma ve seç kendi toprağını
Yaşamın boyunca ve uçabildiğin tüm yükseklikler
Ve dağıtacağın gülücükler ve akıtacağın göz yaşları
Ve tüm dokundukların ve tüm güldüklerin
Budur işte tüm yaşayıp yaşayacağın
Koş tavşan koş
Kaz o çukuru, unut güneşi
Ve sonunda işin bitince
Oturma sakın, zamanıdır bir tane daha kazmanın
Yaşamın boyunca ve uçabildiğin yükseklikler
Fakat ancak gelgitle sürüklenirsen eğer
Ve korursan dengeni en büyük dalganın üstünde
Koşarsın erken bir ölüme doğru.
Time
Sıradan bir günü oluşturan anları sayarak
Zamanı parçalarsın, kolaycacık harcarsın
Doğduğun topraklarda bir parça toprağın üstünde dolanarak
Sana yol gösterecek birini, birşeyi bekleyerek.
Yoruldun eve kapanıp yağmuru seyretmekten ve güneşte mayışmaktan
Daha gençsin ve yaşam uzun, harcayacak vaktin var bugün
Ve bir gün bakmışsın ki on yılı bırakmışsın ardında
Kimse söylemez sana koşacağın yeri, başlama işaretini kaçırmışsın.
Ve koşarsın koşarsın güneşi yakalamak için ama güneş batmakta
Ve dolanmakta tekrar sana görünmek için
Güneş aynı güneş aslında ama sen yaşlısın artık
Bir nefeslik ömrün var ve bir gün daha yakınsın ölüme
Gittikçe kısalmakta yıllar, vakit bulamayacağız galiba
Tasarılar ya sıfır ya da yarım sayfa karalama
Umutsuzluğa sarılarak avarelik etmek İngilizlere özgüdür
Vakit geçti bitti şarkı, söyleyeceklerim bitmedi ama.
Breathe Reprise
Evdeyim, evdeyim yine
Seviyorum burda olmayı fırsat buldukça
Eve döndüğümde üşümüş ve yorgun
İyi geliyor kemiklerimi ısıtmak ateşin başında
Uzakta çayırların ötesinde
Ağır ağır çalan demir çan
Çağırıyor insanları dizleri üzerine çökmeye
Duymak için kısık sesli o sihirli sözleri.
Money
Para, çek git
Daha yüksek maaşlı bir iş bul ve kendini iyi hisset
Para, uçucudur o
Tut onu iki elinle ve sakla
Yeni araba, havyar ve yıldız düşleri için
Sanırım kendime bir futbol takımı alacağım
Para, geri dön
İyiyim Jack (Jack para anlamında) Çek elini para istifimden
Para, bir şanstır o
Sakın verme bana o insanı melek yüzlü yapan pisliği
İçindeyim birinci sınıf seyyar hi-fi setimin
Ve sanırım bir Lear Jet'e ihtiyacım var
Para, bir suçtur o
Eşit olarak paylaşılan, fakat benim pastamdan bir dilim almayın sakın
Para, derler ki
Kaynağıdır günümüzdeki tüm kötülüklerin
Fakat maaşınıza zam isterseniz eğer, şaşırtıcı olmaz onların
Zırnık koklatmamaları
Us And Them
Bizler ve onlar
Ve topu topu, sıradan insanlarız yalnızca
Ben ve sen
Yalnızca Tanrı biliyor ki bu değildi bizim yapmak istediğimiz
İleri diye haykırdı o geriden
ve öldü ön saftaki asker
Ve General oturdu, harita üzerinde çizgiler
yer değiştirdibir yandan öte yana
Siyah ve mavi
Ve kim bilebilir neyin ne, kimin kim olduğunu
Yukarı ve aşağı
Ve sonunda yalnızca daire ve daire
Duymadınız mı bunun sözcüklerin savaşı olduğunu
Diye haykırdı posta eri
Dinle evlat, dedi silahlı adam
Yer var içeride senin için
Aşağı va dışarı
Elden ne gelir, ondan bol miktarda var civarda
Onunla, onsuz
Ve kim inkar edebilir savaşın tümüyle bu yüzden olduğunu
Alışılmışın dışında yoğun bir gün
Ve şimdi anlıyorum ki
Paha biçilmez olduğu için çay ve bir dilim ekmek
Öldü yaşlı adam
Brain Damage
Deli çimlerin üstünde
Deli çimlerin üstünde
Anımsayarak oyunları ve papatya taçlarını ve kahkahaları
Delilerin yollarını sürdürmeleri sağlanmalı
Deli salonda
Deliler benim salonumda
Onların katlanmış yüzleriyle dolu olan gazeteler yerlerde
Ve gazeteci çocuk yenilerini getiriyor her gün
Ve eğer baraj dayanamaz yıkılırsa zamanından yıllar önce
Ve eğer barınacak yer yoksa tepede
Ve eğer başın da çatlarsa karanlık tehlikeli önsezilerde
Göreceğim seni ayın karanlık yüzünde
Deli kafamın içinde
Deli kafamın içinde
Kaldırıyorsun bıçağı değişimi sağlıyorsun
Şekilden şekile sokuyorsun beni aklım başıma gelene dek
Kilitliyorsun kapıyı
Ve fırlatıp atıyorsun anahtarı
Biri var kafamın içinde ama o ben değilim
Ve eğer bulut yarılırsa, gök gürlerse kulağında
Bağırırsın ve sanki kimse duymaz seni
Ve eğer içinde yer aldığın orkestra farklı ezgiler çalmaya başlarsa
Göreceğim seni ayın karanlık yüzünde
Eclipse
Tüm dokundukların
Tüm gördüklerin
Tüm tattıkların
Tüm hissettiklerin
Tüm sevdiklerin
Tüm nefret ettiklerin
Tüm kuşkulandıkların
Tüm korudukların
Tüm verdiklerin
Tüm pay ettiklerin
Tüm satın aldıkların
Dilendiklerin, ödünç aldıkların ya da çaldıkların
Tüm yarattıkların
Tüm yok ettiklerin
Tüm yaptıkların
Tüm söylediklerin
Tüm yediklerin
Tanıştığın herkes
Tüm küçümsediklerin
Kavga ettiğin herkes
Tüm şu andakiler
Tüm geçmiştekiler
Tüm gelecektekiler
Ve güneşin altında her şey uyum içinde
Fakat güneş örtülmüş ay tarafından
Wish You Were Here
Keşke Burada Olsaydın
Parılda Çılgın Elmas
Anımsa genç olduğun günleri, hani güneş gibi parladığın.
Parılda çılgın elmas.
Şimdi gözlerinde bir bakış, göklerdeki kara boşluklar gibi.
Parılda çılgın elmas.
Çocukluğun ve yıldız kişiliğin kıskaca almış seni
Çelik rüzgarlarda esen.
Gel buraya hedefler, uzaktaki kahkahalar, gel buraya yabancı,
Destan olan, şehit olan ve parılda.
Ulaştın gizlere kısa zamanda, aya bakıp ağladın.
Parılda çılgın elmas.
Gece gölgeler tehdit etti seni ve gösterdin kendini ışıkta.
Parılda çılgın elmas.
Bıktırdın herkesi zamanlı zamansız ziyaretlerinle,
Çelik rüzgarlarda esen.
Gel buraya zaptedilemeyen, sen öngörülü, gel buraya ressam,
Sen kavalcı, sen tutuklu ve parılda
Welcome To The Machine
Hoşgeldin evlat, hoşgeldin makineye.
Nerelerdeydin? Tamam biz biliyoruz nerelerde olduğunu
Petrol hattındaydın zaman öldürüyordun,
oyuncaklarla ve izcilik faliyetleriyle
Bir gitar satın aldın kendine, cezalandırmak için anneni
Ve sevmedin okulu,
Ve kimsenin budalası olmadığını,
Bu yüzden hoşgeldin makineye.
Hoşgeldin evlat, hoşgeldin makineye.
Neler düşledin?
Tamam biz söyledik sana neler düşleyeceğini.
Büyük bir yıldız düşledin, sıkı gitar çalardı,
her zaman lüks restoranlarda yerdi.
Jaguar'ını sürmeye bayılırdı.
Bu yüzden hoşgeldin makineye.
Have A Cigar
Gir içeri, sevgili evlat, yak bir puro.
Uzaklara gideceksin, yükseklerde uçacaksın,
Hiçbir zaman ölmeyeceksin, eğer uğraşırsan başaracaksın;
Sevecekler seni.
Eh, ben her zaman derin bir saygı besledim sana,
Ve bunu sana tüm içtenliğimle söylüyorum.
Orkestra olağanüstü, tam düşündüğüm gibi.
Ah aklıma gelmişken sorayım Pink hangisi?
Ve söylediler mi sana oyunun adını, evlat,
Biz ona İşin Kaymağını Yemek deriz.
Şok olduk.
Haberini aldık satışın.
Bir albüm çıkarmalısın,
Borçlusun bunu insanlara.
Çok mutluyuz zor da olsa ses getirmiş olmaktan.
Diğer herkes yeşil,
Gördün mü listeyi?
İlahi bir başlangıç bu,
Bir deve dönüştürebilir eğer ekip olarak kendimizi toplarsak.
Ve söyledik mi oyunun adını sana, evlat,
Biz ona İşin Kaymağını Yemek deriz.
Wish You Were Here
Demek ayırt edebileceğini sanıyorsun cehennemi cennetten,
Mavi gökleri acıdan.
Ayırt edebilir misin yeşil bir tarlayı soğuk çelik raylardan?
Gülüşü bir peçeden?
Ayırt edebileceğini mi sanıyorsun?
Ve kahramanların yerine hayaletleri koymaya mı zorladılar seni?
Sıcak küllerin yerine ağaçları?
Sıcak havanın yerine serin bir meltemi?
Donuk rahatlık yerine değişimi?
Ve savaştaki bir harekete katılmayı,
Değiştin mi kafesteki liderlik rolüne
Nasıl isterdim, nasıl isterdim burada olmanı.
Biz yalnızca iki yitik ruhuz bir akvaryumda yüzen, yıllardır,
Aynı eski toprakları aşındırarak. Ne bulduk ki?
Aynı eski korkuları
Keşke burada olsaydın.
Parılda Çılgın Elmas II
Kimse bilmiyor nerede olduğunu, yakında mı uzakta mı olduğunu.
Parılda çılgın elmas.
Kat kat yığılmış herşey ve seninle birlikte olacağım orada.
Parılda çılgın elmas.
Ve dünkü zaferin gölgesinde mayışacağız biz,
Ve gideceğiz meltemlerde.
Gel buraya küçük çocuk, sen kaybeden ve kazanan, madenci,
Doğruluk ve düşler için parılda.
Animals
Hayvanlar
Uçan Domuzlar (Bölüm I)
Bana ne olduğunu umursasaydın eğer,
Ve ben de umursasaydım seni,
Zikzaklar çizerek geçerdik üzüntü ve acılardan.
Ara sıra yukarıya göz atarak yağmurun altından,
Merak ederek hangi pis heriflerin suçlu olduğunu,
Ve yolunu gözleyerek uçan domuzların.
Köpekler
Çılgın olmalısın ve gerçekten ihtiyacın olmalı.
Parmak üçlarının uçlarında uyumalısın ve sokağa çıktığında
Ayırt edebilmelisin kolay avı gözlerin kapalı.
Ve sonra sessizce sürüklenerek rüzgarla birlikte gözden yitene dek,
Saldırmalısın tam anında düşünmeksizin.
Ve bir süre sonra, onları etkilemeye çalışabilirsin,
Örneğin bir kulüp gravatı ve sert bir el sıkış,
Gözlerinde emin bir bakış ve sahte bir gülümseme.
Güvenmeli sana yalan söylediğin insanlar
Böylece sırtlarını döndüklerinde
Bıçağı saplamak için fırsat geçecek eline
Sürdürmelisin bir gözünle omzunun üstünde geriye bakmayı.
Biliyorsun yaşlandıkça gitgide daha da zor olacağını.
Ve en sonunda, herşeyini toparlayıp güneye uçacaksın,
Kafanı kuma gömeceksin,
Tıpkı yaşlı ve kederli bir adam gibi,
Yapayalnız ve kanserden ölmek üzere olan.
Ve kontrolünü yitirdiğinde, ne ettiysen onu biçeceksin.
Ve korku büyüdükçe kan pıhtılaşır ve taşa dönüşür.
Ve artık çok geçtir kurtulmak için eskiden taşıdığın güçlü imajdan.
Öyleyse iyi bat, aşağı inerken yalnız başına.
sürüklenerek bir taş ile.
İtiraf etmeliyim kafamın biraz karışık olduğunu.
Bazen bana sanki yalnızca kullanılıyormuşum gibi geliyor.
Uyanık kalmalıyım, çabalayıp silkinmeliyim beni saran bu sıkıntıdan
Vazgeçersem eğer davamdan,
nasıl bulabilirim çıkışı bu labirentin içinden?
Sağır, dilsiz ve kör, inanmış gibi görünmeyi sürdür
Herkesin kurban edebileceğine
Ve hiçkimsenin gerçek bir dostu olmadığına,
Ve yapılması gereken şeyin, kazananı dışlamak olduğunu sanıyorsun,
Ve herşey çıplak güneşin altında gerçekleşti,
Ve sen yürekten inanıyorsun herkesin katil olduğuna.
Acılarla dolu bir evde doğmuş olan,
Hayranlarına küfretmeyi öğrenen,
Cahil hizmetkarlar tarafından incitilen,
Tasma ve zincire uyum sağlamış olan,
Tribünde kendisine yer ayrılan,
Sürüsünden ayrılan,
Evinde kendini bir yabancı gibi hisseden,
Sonunda karaya oturan,
Telefonunun başında ölü bulunan,
Ya da taşla aşağı sürüklenen.
Domuz (Üç Değişik Tip)
Büyük adam, domuz adam, ha ha ne oyuncusun sen.
Seni kesesi dolgun kodaman, ha ha ne oyuncusun sen.
Ve ne zaman elini kalbinin üzerine koyup yemin etsen
Neredeyse gülünç oluyorsun
Hemen hemen bir soytarısın
Kafan yemliğin içinde
"Eşelemeyi sürdürün" diyorsun
Semiz çenende domuz lekesi
Ne bulmayı umuyorsun?
Domuz ağılındayken
Neredeyse gülünç oluyorsun,
Neredeyse gülünç oluyorsun,
Fakat aslında ağlanacak haldesin sen.
Otobüs durağı, fitneci, ha ha ne oyuncusun sen,
Becerdin yaşlı kocakarıyı, ha ha ne oyuncusun sen.
Kırık camlardan soğuk ışıklar yayıyorsun
Neredeyse gülünç oluyorsun,
Gülesi geliyor insanın,
Çeliğin soğukluğundan hoşlanıyorsun,
İncir çekirdeğini bile doldurmaz söylediklerin,
Ve çok komiksin elinde tabancan ile.
Neredeyse gülünç oluyorsun,
Neredeyse gülünç oluyorsun,
Neredeyse gülünç oluyorsun,
Fakat aslında ağlanacak haldesin sen.
Hey sen Beyaz Saray, ha ha ne oyuncusun sen.
Seni gidi evcimen şehir faresi, ha ha ne oyuncusun sen.
Bizim tepkimizi sokağa dökmemizi engellemeye çalışıyorsun,
Neredeyse gerçek bir keyifsin sen
Hep sıkı ağızlı ve korkak,
Kendini lekelenmiş mi hissediyorsun?
...!...!...!
Set çekmelisin zararlı gelgitlere,
Ve tümünü içinde saklamalısın,
Mary, neredeyse bir keyifsin sen,
Mary, neredeyse bir keyifsin sen,
Fakat aslında ağlanacak haldesin.
Koyun
Zararsızca zaman öldürüyorsunuz uzaklardaki otlaklarda
Yalnızca hayal meyal farkındasınız havadaki belirgin huzursuzluğun
Dikkatli olsanız iyi olur,
Çevrede köpekler olabilir.
Ürdün'e göz gezdirdim ve anladım ki,
Hiçbir şey göründüğü gibi değil.
Gerçek olmayan tehlikeleri varsayarak ne elde ediyorsunuz?
Uysal ve sadık, izliyorsunuz lideri,
İyi döşemeli koridorlardan geçip, çelik vadisine doğru.
Ne şaşırtıcı
Gözlerinizdeki ölümcül şokun görünüşü
Şimdi herşey göründüğü gibi
Hayır, kötü bir düş değil bu.
Uçan Domuzlar (Bölüm II)
Biliyorsun ki sana ne olduğunu umursuyorum,
Ve biliyorum ki sen de beni umursuyorsun,
Bu nedenle yalnız hissetmiyorum kendimi,
Ve hissetmiyorum taşın ağırlığını,
Artık güvenli bir yer buldum
Gömmek için kemiğimi,
Ve bir ahmak bile bilir köpeğin bir eve gereksinimi olduğunu,
korunabilmek için uçan domuzlardan.
The Wall
Duvar
In The Flesh
Demek sen
Hoşlanabileceğimi düşündün
Gösteriye katılmaktan
Hissetmek için karmaşanın ılık heyecanını
O uzay çocuğunun ışıdığı
Söyle bana senden kaçan bişey mi var güneş ışığı
Bu değilmiydi görmeyi umduğun?
Eğer öğrenmek istersen bu soğuk gözlerin ardında
Tek yapman gereken pençelerinle açmaktır kendi yolunu
Bu gizlenmenin içinden
İnce Buz
Anne bebeğini seviyor
Ve baba da seviyor seni
Ve deniz sana ılık gelebilir bebek
Ve gökyüzü mmavi görünebilir
Fakat aaaaaaah bebek
Aaaaaah bebek, mavi
Aaaaah bebek
Eğer paten kaymaya gitmen gerekirse
Modern yaşamın ince buzu üzerinde
Sürükleyerek ardından sessiz sitemini
Gözyaşlarıyla lekelenmiş bir milyon gözün
Sakın şaşma, ayaklarının altındaki buz
Çatırdadığında
Kendi derinliğinin ve aklının dışına kay
Ardından seni izleyen korkun ile
Sen tırnaklarını geçirirken ince buza
Duvardaki Diğer Tuğla - I
Baba okyanusun ötesine uçtu
Yalnızca bir anı bırakıp geride
Bir fotoğraf aile albümünde
Baba başka ne bıraktın benim için?
Baba ne bıraktın ardında benim için?
Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki bir tuğlaydı
Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki bir tuğlaydı
Hayatımızın En Mutlu Günleri
Büyüyüp okula gittiğimizde
Bazı öğretmenler vardı orda
Her fırsatta çocukları inciten
Alay ederek
Yaptığınız herşeyle
Ve ortaya sererek her zayıflığınızı.
Çocuklardan özenle gizleyebilmelerine rağmen
Tüm şehir çok iyi biliyordu ki
Akşamları eve döndüklerinde, şişman ve
Psikopat karıları zehrediyorlardı onlara
Yaşamlarının her anını.
Duvardaki Diğer Tuğla - II
Eğitime ihtiyacımız yok
Düşünce denetimine de ihtiyacımız yok
Sınıflarda aşağılanmaya da
Öğretmenler rahat bırakın çocukları
Hey öğretmen! rahat bırak biz çocukları
Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki birbaşka tuğla
Hepsi hepsi, yalnızca duvardaki bir başka tuğlasın sen.
Anne
Anne bombayı atacaklar mı sence?
Anne şarkıyı sevecekler mi sence?
Anne hayalarımı parçalamaya çalışacaklar mı sence?
Anne bir duvar öreyim mi?
Anne başkanlığa aday olayım mı?
Anne hükümete güveneyim mi?
Anne beni cepheye sürerler mi?
Anne gerçekten ölüyor muyum?
Aaaaah, bu yalnızca zaman kaybı mı?
Sus şimdi bebeğim, ağlama
Annen senin tüm kabuslarını
Gerçeğe dönüştürecek
Annen kendi korkularının tümünü sana aşılayacak
Annen seni burada koruyacak
Kanatlarının altında
Uçmana izin vermeyecek ama şarkı söylemene belki
Annen her zaman bebeğini rahat ve sıcak tutacak
Aaaah bebeğim aaaaah bebeğim aaaaah bebeğim
Tabii ki annen duvarı örmeye yardım edecek
Anne o bana göre bir kız mı sence?
Anne o benim için tehlikeli mi sence?
Anne o paramparça edecek mi senin küçük oğlunu?
Aaaah anne o kıracak mı kalbimi?
Sus şimdi bebeğim, bebeğim ağlama
Annen tüm kız arkadaşlarını senin için denetleyecek
Annen pis birinin hayatına sızmasına izin vermeyecek
Annen uyanık bekleyecek dönüşünü
Annen her aman öğrenecek
Nerede olduğunu
Annen her zaman seni sağlıklı ve temiz tutacak
Aaaaah bebeğim aaaaaah bebeğim aaaaah bebeğim
Sen her zaman benim bebeğim olarak kalacaksın
Anne, bu kadar yüksek olması gereklimiydi duvarın?
Hoşçakal Mavi Gökyüzü
Aaaaaaaaaah
Gördünüz mü korkmuş insanları
Duydunuz mu düşen bombaları
Hiç merak ettiniz mi
Neden sığınaklara kaçıştığımızı
Cesur yeni bir dünya için verilen sözün
Tutulmadığı ortaya çıktığında, açık mavi gökyüzünün altında
Aaaaaaaaaaah
Gördünüz mü korkmuş insanları
Duydunuz mu düşen bombaları
Alevlerin hepsi çoktan yok oldu
Fakat acı kolay geçmiyor
Elveda mavi gökyüzü
Elveda mavi gökyüzü
Elveda
Boş Yerler
Ne kullanacağız doldurmak için
Daha önce bahsettiğimiz boş yerleri?
Nasıl dolduracağım son kalan boşlukları?
Nasıl tamamlayacağım duvarı?
Young Lust
Ben yeniyim buralarda
Bir yabancıyım bu şehirde
Nerede iyi vakit geçirilir?
Kim etrafı gösterecek bu yabancıya?
Aaaaah pis bir kadına ihtiyacım var
Aaaaah pis bir kıza ihtiyacım var
Soğuk bir kadın var mı bu ıssız yerde
Kendimi gerçek bir erkek gibi hissetmemi sağlayacak
Al bu rock & roll kaçkınını
Aaah bebek özgür kıl beni
Aaaaah pis bir kadına ihtiyacım var.
Aaaaah pis bir kıza ihtiyacım var.
One Of My Turns
Günden güne griye dönüşüyor aşk
Ölüm döşeğindeki bir adamın derisi gibi
Geceden geceye, her şey yolundaymış gibi davranıyoruz,
Fakat ben gitgide yaşlandım,
Ve sen gitgide soğuklaştın
Ve hiçbir şey çok eğlenceli değil artık
Ve hissedebiliyorum krizlerimden birinin daha yaklaştığını
Kendimi bir jilet kadar soğuk
Bir sargı bezi kadar sıkı,
Bir cenaze davulu kadar kuru hissediyorum.
Yatak odasına koş, soldaki bavulun içinde
En sevdiğim baltamı bulacaksın
O kadar korkmuş görünme
Bu yalnızca geçici bir evre
Yalnızca kötü günlerimden biri
Tv izlemek ister misin?
Ya da çarşafların arasına gömülmek?
Ya da sessiz çevre yoluna dalıp gitmek?
Bir şeyler yemek ister misin?
Uçmayı öğrenmek ister misin?
Beni denerken görmek istermisin?
Aynasızları çağırmak istermisin?
Durmamın zamanı geldimi sence?
Niye kaçıyorsun benden?
Beni Şimdi Bırakma
Aaaah bebek
Beni şimdi terk etme
Söyleme sakın yolun sonunda olduğumuzu
Anımsa gönderdiğin çiçekleri
Sana ihtiyacım var bebek
Lime lime etmek için seni
Arkadaşlarımın önünde
Aaaah bebek
Beni şimdi terk etme
Nasıl gidebilirsin?
Sana ihtiyacım olduğunu bildiğin halde
Pestilin çıkana dek dövmek için bir Cumartesi gecesi
Aaaah bebek
Beni şimdi terk etme
Bana nasıl böyle davrana bilirsin?
Benden kaçarak
Sana ihtiyacım var bebek
Niye kaçıyorsun benden?
Aaaah bebek!
Duvardaki Diğer Tuğla - III
Çevremde silahlara ihtiyacım yok
Beni sakinleştirecek uyuşturuculara ihtiyacım yok
Gördüm duvarın üzerindeki yazıyı
Bir şeye ihtiyacım olduğunu sanma sakın
Hayır bir şeye ihtiyacım olduğunu sanma sakın
Hepsi hepsi duvardaki tuğlalardı
Hepsi hepsi duvardaki tuğlalardınız siz
Güle Güle Zalim Dünya
Elveda zalim dünya
Terk ediyorum bugün seni
Elveda
Elveda
Elveda
Elveda tüm insanlar
Söyleyebileceğiniz hiçbir şey yok
Değiştirebilmek için fikrimi
Elveda
Hey Sen!
Hey sen! dışarda soğukta bekleyen
Yalnız başına ve çökmüş, beni hissedebiliyormusun?
Hey sen! geçitte ayakta duran
Kaşınan ayakların ve solan gülüşünle, beni hissedebiliyor musun?
Hey sen! ışığı yakmalarına yardımcı olma onlara
Boyun eğme döğüşmeden.
Hey sen! orada duran tek başına
Çırılçıplak telefonun yanında, bana dokunabilir misin?
Hey sen! kulağını duvara dayamış duran
Kendini çağıracak birini bekleyen, bana dokunabilir misin?
Hey sen! taşı götürmeme yardım eder misin?
Aç kalbini yuvama dönüyorum.
Ama her şey sadece bir düştü
Duvar çok yüksekti gördüğün gibi
Önemli değil onca çabalaması, kurtulamadı sonunda
ve solucanlar yedi beynini.
Hey sen! yoldaki
Her söylenene boyun eğen, bana yardım edebilir misin?
Hey sen! duvarın yanındaki
Salonda şişeleri kırarken, bana yardım edebilir misin?
Hey sen! hiçbir zaman umut olmadığını söyleme bana.
Birlikte ayaktayız, yıkılırız bölününce.
Dışarda kimse var mı?
Evde Kimse Yok
Küçük siyah bir defterim var içinde şiirlerim
Bir çantam var, içinde diş fırçam ve tarağım
Uslu bir köpek olduğumda bazen kemik atarlar önüme
Lastik bantlarım var, ayakkabılarımı ayağımda tutan
Şişmiş morluklar ellerimde
On üç boktan kanallı TV'im var, istediğimi seçmem için
Elektirik ışığım var
Ve altıncı hissim var
Şaşırtıcı gözlem gücüm var
Ve bu nedenle biliyorum ki
Sana ulaşmayı denediğimde
Telefonla
Kimse olmayacak evde
Hendrix tarzı doğal permam var
Ve kaçınılmaz yanık gözenekleri
Baştan aşağı en sevdiğim saten gömleğimde
Nikotin lekeleri var parmaklarımda.
Gümüş bir kaşık var zincirimin ucunda
Büyük bir piyanom var cenaze levazımatım olarak
Çılgın bakışlı gözlerim var.
Uçmak için güçlü bir isteğim var
Fakat uçacak hiçbir yerim yok
Aaaah bebek ahizeyi elime aldığımda
Evde hala kimse yok
Bir çift Gohills (Genelde yoksulların giydiği kaba, kalitesiz bir ayakkabı markası) botum
Ve yok olup giden köklerim var.
Vera
Burada anımsayan var mı Vera Lynn'i?
Anımsayan var mı onun nasıl söylediğini
Tekrar karşılaştığımızı
Güneşli bir günde
Vera! Vera!
Ne oldu sana?
Burada başka kimse var mı
Senin hissettiklerini hiseden?
Çocukları Evlerine Geri Getirin
Çocukları evlerine geri getirin
Çocukları evlerine geri getirin
Bırakmayın çocukları kendi başlarına
Çocukları evlerine geri getirin
Keyifli Uyuşukluk
Merhaba,
İçerde kimse var mı?
Yalnızca başını salla beni duyabiliyorsan
Evde kimse var mı?
Hadi ama,
Duyuyorum kendini kötü hissettiğini
Yatıştırabilirim acını
Ve ayağa kalkmanı sağlayabilirim senin yeniden
Gevşe
Biraz bilgiye ihtiyacım var önce
Yalnızca temel şeyler
Gösterebilir misin bana neresinin acıdığını?
Azalttığın hiçbir acı yok
Uzak bir geminin dumanı tütüyor ufukta
Sen dalgaların içinden geçerek yaklaşıyorsun
Dudakların kımıldıyor ama duyamıyorum ne söylediğini
Çocukken ateşlenmiştim bir gün
Ellerim sanki iki balon gibiydiler
Şimdi aynı duyguyu bir kez daha yaşıyorum
Anlatamam, anlayamazsın da
Ben normalde böyle değilim
Şimdi keyifli bir uyuşukluk içindeyim
Tamam
Yalnızca bir iğne batması
Arık kalmayacak hiçbir aaaaaaaaaaaaaah
Fakat kendini belki biraz hasta hissedebilirsin
Ayağa kalkabilir misin?
Sanırım etkisini gösteriyor, iyi
Bu senin gösteriyi sürdürmeni sağlayacak
Hadi, gitme zamanı geldi.
Azalttığın hiçbir acı yok
Uzak bir geminin dumanı tütüyor ufukta
Sen dalgaların içinden geçerek yaklaşıyorsun
Dudakların kımıldıyor ama duyamıyorum ne söylediğini
Çocukken
Bir şey ilişmişti
Gözümün ucuna
Dönüp baktım fakat kaybolmuştu
Tanımlayamıyorum şimdi onu
Çocuk büyüdü
Düş kayboldu
Ve ben
Keyifli bir uyuşukluk içindeyim.
Gösteri Sürmeli
Aaaah anne aaaah baba
Gösteri sürmek zorunda mı?
Aaaah baba eve götür beni
Aaaah anne izin ver gitmeme
Ayakta dikilmek zorunda mıyım?
Çılgına dönmüş gözlerimle spot ışığı altında
Ne kabus, Neden!
Arkamı dönüp kaçmıyorum
Bir yanlışlık olmalı
Onlara izin vermek istememiştim
Ruhumu alıp götürmeleri için
Çok mu yaşlıyım, çok mu geç artık
Nereye kayboldu duygular
Anımsayacakmısın şarkıları?
Gösteri sürmek zorunda
Aaaah anne aaaah baba
Nereye kayboldu duygular?
Aaaah anne aaaah baba
Anımsayacak mıyım şarkıları?
Gösteri sürmek zorunda.
In The Flesh
Demek sen
Hoşlanabileceğimi düşündün
Gösteriye katılmaktan
Hissetmek için karmaşanın ılık heyecanını
O uzay çocuğunun ışıdığı
Bazı kötü haberlerim var sana güneş ışığı.
Pink iyi değil, otelde kaldı
Ve bizleri gönderdiler kendilerini temsilen
Ve bizler ortaya çıkaracağız siz hayranların
Gerçek yüzünü
Hiç ibne var mı bu gece bu salonda?
Dizin onları duvara
Orada biri var spot ışığı altında
Bana pek sağlıklı gibi gelmiyor
Dayayın onu duvara
Şuradaki Yahudi'ye benzyor
Ve orada bir zenci var
Kim izin verdi tüm bu ayak takımının içeri girmesine
Orada biri var esrar içen.
Ve bir başkası sivilceli olan!
Eğer elimde olsaydı kurşuna dizdirirdim hepinizi.
Deli Gibi Koş
İyi edersin deli gibi koşsan
İyi edersin yüzünü boyasan
En sevdiğin maskenle
Kilitlenmiş dudakların ve
Perde çekilmiş gözlerinle
Boş gülümsemenle
Ve aç kalbinle
Suçlu geçmşinden yükselip ağzına gelen safrayı hisset
Yıpranmış sinirlerinle
Deniz kabuğu kırıldığında
Ve çekiçler
İndirdiğinde kapını aşağı
İyi edersin deli gibi koşsan
Ve gün boyunca koşsan
Ve gece boyunca
Ve kirli duygularını saklasan
İçinin derinliklerinde. Ve eğer
Kız arkadaşını çıkarırsan
Dışarı bu gece,
İyi edersin arabanı
Gözden tamamen uzağa park etsen
Çünkü eğer arka koltukta yakalarlarsa seni
Kızı soyarken
Annene geri postalalrlar
Mukavva bir kutunun içinde.
İyi edersin koşsan.
Soluncaları Bekleme
Aaaah ulasamazsın simdi bana
Aaaah önemli de degil nasıl çabaladıgın
Hosçakal zalim dünya, hersey bitti
Yürü
Ve burada, duvarımın arkasındaki kömürlükte oturmuş
Beklerken solucanların gelmesini
Burada, yanıbasında duvarımın, mükemmel bir soyutlanma yasamdan
Beklerken solucanların gelmesini
Beklerken ağaçların kuru dallarını kesmeyi.
Beklerken kenti temizlemeyi
Beklerken solucanları izlemeyi
Beklerken kara gömleği (Neo-faşistlerin giydiği gömlek) giymeyi
Beklerken cılız süpürgeotlarını temizlemeyi
Beklerken onların pencerelerini paramparça etmeyi
Ve kapılarını tekmelemeyi.
Beklerken son çareyi
Gerginliği güçlendirmek için.
Beklerken solucanları izlemeyi.
Beklerken duşları açmayı
Ve fırınları yakmayı
Beklerken kraliçeleri ve zencileri
Kızılları ve yahudileri
Beklerken solucanları izlemeyi
İster misin İngiltere'nin
Tekrar hüküm sürmesini dostum?
Tek yapman gereken izlemektir solucanları
İster misin zenci kuzenlerimizi
Tekrar evlerine postalamayı dostum?
Tek yapman gereken izlemektir solucanları
Durun
Durun
Eve gitmek istiyorum
Bu ünüformayı çıkarmak ve gösteriyi terk etmek
Ve bekliyorum bu hücrede çünkü bilmem gerekli
Her zaman suçlumuydum ben?
Mahkeme
Günaydın sayın solucan yargıç,
Adalet ortaya çıkaracaktır ki,
Şu anda önünüzde duran tutuklu,
Suçüstü yakalanmıştır duygularını açığa vururken.
Açığa vururken insan doğasına ait duygularını.
Ayıp
Bu kadar la kalmıyor.
Okul müdürünü çağırın!
Her zaman söylemiştim onun adam olmayacağını,
Ve sonuç olarak sayın yargıç.
Eğer izin verselerdi istediğimi yapmama,
Ben onu döve döve adam ederdim.
Fakat elimde değildi.
Allahın cezaları ve düzenbazlar,
Onun cinayeti şüphe uyandırmadan işlemesine izin verdiler.
Bırakın onu bugün pataklayayım.
Tavan arasındaki çılgın oyuncaklar, ben çılgınım.
Bilyelerimi alıp götürmüş olmalılar.
Davalının karısını çağırın
Seni küçük pislik şimdi boka battın.
Umarım fırlatıp atarlar anahtarı.
Benimle daha sık konuşmalıydın
Fakat hayır, ille kendi bildiğini
Okuman gerekiyordu, hiç yıktığın
Ev oldu mu son zamanlarda?
Yalnızca beş dakika için, sayın solucan yargıç
Onu ve beni yalnız bırakın.
Bebeğim!
Gel annene bebeğim, izin ver seni
Kollarıma alayım
Saygı değer efendim, hiç istemedim onun
Başının belaya girmesini
Neden beni terk etmek zorunda kaldı?
Sayın solucan yargıç bırakın evine götüreyim onu
Çılgın, gökkuşağının üstünde, bir çılgınım ben
Pencerelerde parmaklıklar
Bir kapı olmalıydı duvarda
İçeri girdiğimde
Çılgın gökkuşağının üstünde, bir çılgın o
Mahkemenin elindeki deliller
Tartışma götürmez, hiç gerek yok
Jürinin odasına çekilmesine
Bunca yıllık yargıçlığım süresince
Daha önce hiç duymadım
Bundan daha fazla hak edeni
Tüm yasaları çiğnemekten dolayı cezalandırmayı
Onlara acı çektirme yolun,
Zarif karına ve annene,
Kusmaya zorluyor beni
Fakat dostum açığa vurdun
En derin korkunu
Ben de seni mahkum ediyorum
Benzerlerinin önünde
Duvarı yıkmaya.
Duvarın Dışı
Yalnız başınıza ya da ikişer ikişer
Sizi gerçekten seven birileriyle
Yürüyün duvarın dışında bir aşağı bir yukarı
Bazılarınız el ele
Bazılarınız toplanmış grup halinde
Allahın cezaları ve düzenbazlar
Kafa tutuyorlar
Ve onlar her şeylerini yüklediklerinde size
Bazılarınız sendeleyip düşüyor, herşeye rağmen kolay değil
Yüreğinizi korumak çılgın heriflere karşı
Duvar
The Final Cut
Son Darbe
The Post War Dream
Gerçeği söyle bana, İsa'nın neden çarmıha gerildiğini söyle
Bunun için miydi babamın ölümü?
Senin için miydi? Yoksa ben miydim?
Çok fazla TV mi izledim?
Bir suçlama iması mı gözlerindeki?
Eğer boş laf olmasaydı
Çok başarılı olunduğu gemi yapımında
Tersaneler hala açık olurdu Clyde'da
Ve çok eğlenceli olamazdı onlar için
Altında olmak yükselen güneşin
İntihar eden tüm çocuklarıyla birlikte
Ne yaptık biz Maggie ne yaptık biz?
Ne yaptık biz İngiltere'ye
Bağırmalı mıyız? Haykırmalı mıyız?
"Ne oldu savaş sonrası düşüne?"
Ah Meggie ne yaptık biz?
Your Possible Pasts
Çırpınıyorlar ardında senin olası geçmişlerinin
Bazıları parlak gözlü ve çılgın, bazıları ürkek ve şaşkın
İbret olsun hala yönetimde olanlara
Olası geleceklerine göz kulak olmaları için
Terk edilmiş yan hatları gelincikler sarmış
Sığır vagonları pusuya yatmışbekliyorlar bir sonraki seferi
Anımsıyor musun beni? Eskiden nasıl olduğumuzu?
Sence daha yakın mı olmalıydık?
Kapı ağzında durdu kadın, bir gülümsemenin hayaleti
Gezinirken yüzünde ucuz bir otel simgesi gibi
Soğuk bakışları yalvarıyor yağmurluklu adamlara
Kaselerindeki altın ya da sırtlarında ki bıçak için
Biri cesurca yaklaşarak uzattı elini
Dedi ki, "Yalnızca bir çocuktum o zaman, şimdi ise sadece bir erkek"
Anımsıyor musun beni? Eskiden nasıl olduğumuzu?
Sence daha yakın mı olmalıydık?
Katı ve dindar olan tarafından ele geçirildik
Öğretildi bize kendimizi nasıl iyi hissedeceğimiz
ve emredildi kendimizi kötü hissetmemiz
Dillerimiz tutulmuş ve dehşete kapılmış halde öğrendik dua etmeyi
Şimdi duygularımız heyecansız ve ölü toprağı kadar soğuk
Ve aramızda sıralanmış bayrakları ve flamaları
Olası geçmişlerimizin, uzanıyorlar çaput ve paçavralar halinde
Anımsıyor musun beni? Eskiden nasıl olduğumuzu?
Sence daha yakın mı olmalıydık?
One Of The Few
Eğer sen dört ayak üstüne düşen birkaçından biriysen
Ne yapıyorsun sonunu denk düşürmek için?
Öğret
Çıldırt onları, üz onları, ikiyle ikiyi toplat onlara
Onları ben yap, onları sen yap, onlara ne istersen onu yap
Güldür onları, ağlat onları, yere ser ve öldür onları
The Hero's Return
İsa İsa nedir bu olup bitenler
Adam etmeye çalışmak bu küçük nankörleri
Ben onların yaşındayken tüm ışıklar sönmüştü
Zaman yoktu sızlanmak ve üzülmek için
Ve şimdi bile bir parçam uçuyor, üzerinde
Dresden'in bir beş irtifada
Hiçbir zaman anlayamayacak olsalar da, ardında
Acı sözlerimin umutsuz anılar yatıyor
Sevgilim sevgilim derin uykuda mısın? İyi
Çünkü tek an bu seninle gerçekten konuşabildiğim
Ve birşey var gizleyip sakladığım
Bir anı ki çok acı veren
Gün ışığına karşı koyamayacak kadar
Savaştan geri döndüğümüzde, bayrak ve
Flamalar asıldı herkesin kapısına
Dans ettik ve şarkı söyledik sokaklarda ve
Kilise çanları çaldı
Fakat kalbimde yanarak
İçin için sürüyor anısı
Topçuların ölürken söylediklerinin, sahra telefonunun diğer ucunda
The Gunner's Dream
Yüzerek aşağıya doğru bulutların arasından
Anılar hızla geliyor benimle buluşmaya şimdi
Fakat göklerin arasındaki boşlukta
Ve bir köşesinde yabancı bir toprağın
Bir düş gördüm
Bir düş gördüm
Hoşçakal Max
Hoşçakal Anne
Törenden sonra yürürken yavaşça arabaya doğru
Ve onun saçındaki gümüş parlarken soğuk kasım havasında
Duyuyorsun cenze çanının sesini
Ve dokunuyorsun yakandaki ipeğe
Ve gözyaşları kabarırken buluşmak için bandonun tesellisiyle
Sen onun narin elini avuçlarının arasına alıyor
Ve sımsıkı tutuyorsun o düşle
Kalacak bir yer
Yeteri kadar yiyecek
Bir yer ki eski kahramanların
ayaklarını sürüyerek füvenlik içinde cadde boyunca yürüyebildikleri
Yüksek sesle konuşabildiğin
Kuşkuların ve korkuların hakkında
ve başka? Hiç kimsenin ortadan kaybolmadığı
Onların tek tip yayınlarının kapını tekmelemediği hiç işitmediğin
Hattın iki yanında da dinlenebildiğin
Ve manyakların bandoculara uzaktan kumandaları ileateş açmadığı
Ve herkesin yasalara başvurduğu
Ve hiç kimsenin artık çocukları öldürmediği
Ve hiç kimsenin artık çocukları öldürmediği
Her gece yeniden
Dolanıp duruyor beynimin içinde
Onun düşü deli ediyor beni
Bir köşesinde yabancı bir toprağın
Topçu uyuyor bu gece
Olan oldu
Çıkarıp atamayız onun son sahnesini
Kulak verin düşüne
Kulak verin
Paranoid Eyes
Kilit vur ağızına, izin verme sipherinin kayıp düşmesine
Sıkı tut kurşun geçirmez maskeni
Ve eğer sorularıyla parçalamaya çalışırlarsa sahte giysini
Gizlenebilirsin, gizlenebilirsin, gizlenebilirsin
Ardına paranoyak gözlerinin
Cesur yüzünü takınır ve yola koyulursun bir kadeh içki için
Sırtını yüzüne yerleştirip gelişigüzel yaslanırken bara
Kahkahalarla gülerken dünyanın geri kalan kısmına
Kalabalıktaki çocukalrla birlikte
Gizlenirsin, gizlenirsin, gizlenirsin
Ardına taşlaşmış gözlerinin
Kandın onların şan, şöhret ve servet masallarına
Şimdi dalıp gittin sakin orta yaşın alkol sisine
Cennet millerce yüksekteymiş meğerse
Ve gizlenirsin, gizlenirsin, gizlenirsin
Ardına kahverengi ve uysal gözlerinin
Get Your Fithy Hands Off My Desert
Brejnev Afganistan'ı aldı
Begin Beyrut'u aldı
Gatieri İngiliz bayrağını aldı
Ve Meggie öğle yemeğinden sonra bir gün
Bir kruvazör aldı tekmil tayfasıyla birlikte
Anlaşılan onu mecbur etmek için bayrağı geri vermeye
The Fletcher Memorial Home
Tüm yetişkin çocuklarımızı alıp götürün bir yere
Ve onlar için bir ev yapın, kendilerine ait küçük bir yer
Fletcher anıt
Evi, onulmaz zorbalar ve krallar için
Ve onlar görünebilirler kendilerine hergün
Kapalı devre TV'de
Emin olmak için hala gerçek olduklarından
Bu tek bağlantıdır onların hissedebildikleri
"Bayanlar ve baylar lütfen selamlayın, Reagen ve Haig
Bay Begin ve arkadaşı, Bayan Thatcher ve Paisley
Bay Brejnev ve partisi
McCarthy'nin ruhu
Nixon'un anıları
Ve şimdi de renk katıyor bir grup ismi meçhul Latin
Amerikalı et tüccarının parıltısı"
Onlar kendilerine saygı göstermemizi mi bekliyorlardı bizden?
Parlatabilirler madalyalarını ve sivriltebilirler
Gülümsemelerini, ve eğlendirebilirler kendilerini oyunlar oynayarak
bir süre için
Boom boom, bang bang, yere yat öldün sen
Güvencededirler buzdan bir camgözün sabit bakışında
En sevdikleri oyuncaklarıyla birlikte
Uslu kızlar ve oğlanlar olacaklar onlar
Sömürgede yaşayanlar için olan Fletcher anıt evinde
Yaşamın ve bedenlerinin tüketicileri
Herkes içeride mi?
İyi vakit geçiriyor musunuz?
Şimdi son çare uygulanabilir.
Southampton Dock
Karaya çıktılar 45'de
Ve ne bir konuşan ne de bir gülen oldu
Çok sayıda boşluk vardı sırada
Toplandılar Cenotaph'ta
Hep birlikte kabul ettiler ellerini kalplerine koyarak
Kınlarına sokmayı kurbanlık bıçaklarını
Ama şimdi
Duruyor üstünde Southampton Rıhtımı'nın
Elinde mendili ile
Ve yazlık robu yapışıyor
Yağmurdan ıslanmış bedeninin üstüne
Sessiz bir çaresizlik içinde, parmak boğumları
Bembeyaz kesilmiş kaygan dizginlerin üstünde
Cesurca mendilini sallıyor çocukları uğurlarken yeniden
Ve hala o koyu leke yayılıyor arasında
onun kürek kemiklerinin
Suskun bir hatırlatıcısı olarak gelincik tarlaları ve mezarların
Ve savaş bittiğinde
Tükettik onların yapmış olduklarını
Ama kalplerimizin en derininde
Hissettik o darbeyi
The Final Cut
Gözyaşlarıyla lekelenmişgözlerin balık gözü merceklerin ardından
Zar zor tanımlayabiliyorum bu anın zamandaki şeklini
Ve açık mavi göklerin yükseklerinde uçmanın çok uzağındayım
Döne döne aşağıya iniyorum yeryüzünde saklandığım deliğe
Eğer aşarsan araba yolu üzerindeki mayınları
Ve köpeklerle başeder ve soğuk elektronik gözü atlatırsan
Ve eğer delikteki çiftenin arkasına geçmeyi başarırsan
Çevir kilidin şifresini aç gizli bölmeyi
Ve eğer ben içerideysem söylerim sana duvarın arkasında ne olduğunu
Orada büyük sanrılı bir çocuk var
Kapak kızlarıyla aşk yapan
Merak ediyor yeni bulduğun inancınla uyuyup uyuyamadığını senin
Biri sevebilir mi onu?
Ya da bu yalnızca çılgın bir düş mü?
Ve eğer gösterirsem sana gizli yüzümü
Yine de beni alıkoyar mıydın bu gece
Ve eğer açarsam kalbimi sana
Ve gösterirsem zayıf yanımı
Ne yapardın
Satar mıydın öykünü yuvarlanan taşa
Çocukları alıp götürür
ve beni yalnız bırakır mıydın
Ve kaygısızca gülümser miydin
Bana fısıldarken telefonda
Beni sepetler miydin
Yoksa eve mi götürürdün
Göstermem gerektiği halde çıplak duygularımı
Parçalamam gerektiği halde perdeleri
Tuttum bıçağı titreyen ellerimle
Hazırdım gerçekleştirmeye fakat tam o anda çaldı telefon
Hiçbir zaman cesaretim olmadı son darbeyi indirmeye
Not Now John
Siktir et gerisini, biz bunları sürdürmeliyiz
Yarışmalıyız kurnaz Japon'la
Çok fazla ev var yanmakta olan
Ve yeterince ağaç yok
Bu yüzden siktir et gerisini
Biz bunları sürdürmeliyiz
Duramam - işimi kaybedebilirim - aklım başımdan gitti - silikon
Ne bombası - çekil git - ödeme günü - yararlan
Bozulmuş - tamir gerekli - büyük altı
Klik klik - düşürme - oh hayır - tombala yap!
Güldür onları, ağlat onları, dans ettir onlara ara sokaklarda
Ödet onlara, durdur onları, kendilerini iyi hissettir onlara
Şimdi olmaz John
Sürdürmeliyiz film gösterisini
Hollywood bekliyor gökkuşağının sonunda
Kimin umrunda neyle ilgili olduğu
Çocuklar geldiği sürece
Şimdi olmaz John
Sürdürmeliyiz gösteriyi
Bekle John
Sürdürmeliyiz bunu
Bilmiyorum ne olduğunu
Fakat buraya ... gibi uyuyor
Vardiyanın sonunda gel
Gider işeriz
Fakat şimdi olmaz John
Sürdürmeliyim bunu
Dur John
Sanırım dikkate değer birşey çıktı
Eskiden kitap okurdum fakat ...
Bu haberler olabilir
Ya da bir başka pislik
Ya da tekrar yayınlanabilecek gösteriler
Siktir et gerisini, biz bunları sürdürmeliyiz
Yarışmalıyız kurnaz Japon'la
Endişelenmeye gerek yok Vietnamlı için
Dize getirmeli Rus ayısını
Eh Rus ayısı olmayabilir de
Belki İsveçliler'i
Gösterdik Arjantin'e
Hadi şimdi de gidip gösterelim bunlara
Kendimizi güçlü hissettiriyor
Ve Maggie hoşnut olmaz mıydı
Nah nah nah nah nah nah!
S'cusi dove il bar
Se para collo pou eine toe bar
S'il vous plait oú est le bar
Oi' kerhane nerede John!
Two Suns In The Sunset
Dikiz aynamda güneş alçalıyor
Batarak ardında yoldaki köprülerin
Ve ben düşünüyorum tüm güzel şeyleri
Tamamlamadan yarım bıraktığımız
Ve acısını çekiyorum önsezilerin
Doğruluyorum şüpheleri
Soykırımın geleceğine dair
Mantarı tutan paslı tel
Öfkeyi içinde saklayan
Kopuyor
Ve birden bire gündüz oluyor yeniden
Güneş doğuda
Gün bitmiş olduğu halde
Gün batımında iki güneş
Hmmmmmmmmm
Yoksa insan ırkının sonu mu bu?
Frenlerin kilitlendiği andaki gibi
Ve büyük bir kamyona doğru kaydığın
Uzatıyorsun bu donmuş anları korkun ile
Ve bir daha hiç duyamayacaksın onların sesini
Ve bir daha göremeyeceksin onların yüzlerini
Başvurmayacaksın yasalara bundan sonra
Ve ön cam erirken
Gözyaşlarım buharlaşıyor
Geride yalnızca kömür bırakarak savunma için
En sonunda anlıyorum
Duygularını seçkinlerin
Küller ve elmaslar
Düşman ve dost
Hepimiz eşittik en sonunda
A Momentary Lapse Of Reason
Mantığın Anlık Çöküşü
Learning To Fly
Uzaklara doğru siyah bir kurdele
Açılmış, tekrar sarılamayacağı noktaya dek
Hayali bir uçuş rüzgarın silip süpürdüğü meydanda
Ayakta tek başına duruyorum duyularım sersemleşmiş durumda
Önüne geçilemez bir çekm beni sımsıkı tutan, nasıl
Kurtulabilirim bu karşı koyulmaz kavrayıztan?
Gözlerimi ayıramıyorum kuşatıcı gökten
Dilim tutulmuş ve çarpılmışım yeryüzünde tam bir uyumsuzum, ben
Buz tutuyor kanatlarımın uçları
Düşündüm düşündüm herşeyi, gereksiz uyarıları
Tek bir kaptan yok bana evime giden yolu gösterecek
Yüküm boşaltılmış ve taşa çevrilmişim
Gerginlik içindeki bir ruh bu öğrenen uçmayı
Karaya koşullanmış fakat denemeye kararlı
Gözlerimi ayıramıyorum kuşatıcı gökten
Dilim tutulmuş ve çarpılmışım yeryüzünde tam bir uyumsuzum, ben
Gezegenden yukarıda, bir kanat ve bir duanın üstünde
Benim kirli halem, bir buhar şeridi havanın boşluğunda.
Bulutlar arasında görüyorum uçtuğunu gölgemin
Bir ucuyla sulanan gözlerimin
Sabahın aydınlığında korku vermeyen bir düş
Sürükleyebilir ruhu gecenin çatısından içeri
Bir başka duygu yok bununla kıyaslanabilecek
Canlılığın yitmesi bir mutluluk hali
Aklımı uzaklaştıramıyorum kuşatıcı gökten
Dilim tutulmuş ve çarpılmışım yeryüzünde tam bir uyumsuzum, ben.
The Dogs Of War
Savaşın köpekleri ve nefret insanları ki
Nedensiz. Ayrım yapmayız
Keşifler inkar edilmek içindir
Geçerliliğimiz et ve kemik
Cehennem açıldı ve satışa çıkartıldı
Etrafında toplanın ve sıkı pazarlık edin
Yalan söyleriz ve aldatırız para için
Ustalarımız bile bilmezler ördüğümüz ağları
Tek bir dünya var, bir savaş alanı
Tek bir dünya ve biz mahvedeceğiz onu
Tek bir dünya, tek bir dünya
Görünmez havaleler, uzun mesafe görüşmeleri
Sahte kahkahalar mermer salonlardaki
Adımlar atıldı, sessiz bir şamata
Dizginlerini saldı savaşın köpeklerinin
Durduramazsınız başlamış olanı
İmzalayıp mühürleyerek teslim ettiler unutuşu
Hepimizin en azından bir gizli yüzü vardır
Ve ölüm tacirliği hayvanın doğasındadır
Tek bir dünya var, bir savaş alanı
Tek bir dünya ve onlar mahvediyorlar onu
Tek bir dünya, tek bir dünya
Savaşın köpekleri uzlaşmıyorlar
Savaşın köpekleri teslim olmayacaklar.
Onlar alacaklar ve siz geri vereceksiniz
Ve siz ölmelisiniz ki yaşayabilsin onlar
Herhangi bir kapıyı çalabilirsiniz
Fakat nereye gitseniz, onların oraya daha önce geldiklerini bilirsiniz.
Eh, kazananlar da kaybedebilir ve birşeyler değiştirebilir
Fakat neyi değiştirseniz,
köpeklerin oldukları gibi kaldığını bilirsiniz.
Tek bir dünya var, bir savaş alanı
Tek bir dünya ve biz mahvedeceğiz onu
Tek bir dünya, tek bir dünya
One Slip
Uykusuz bir göz, yorgun odada gezinen
Sırlı bir bakış ve ben yolculuğundayım yıkımın
Müzik hiç kesilmedi durmaksızın biz dönerken
Hiçbir imâ hiçbir sözcük yoktu koruyacak onurunu onun
Yapacağım, yapacağım diye içini çekti benim ısrarım üzerine
Ve yelesini silkeledi benim teklifim değerlendirilirken
Sonra arzuda boğulduk, ruharımız tutuştu
Öne düşüp yol gösterdim ölülerin yıkıldığı yere
Ve düşünmeksizin sonucunu
Boyun eğdim çöküşüme
Tek bir kayma ve düşüyoruz delikten aşağı
Sanki hiç zaman almıyor bu
Aklın bir anlık sapması
Bir yaşamı bir başka yaşama bağlayan
Küçük bir pişmanlık, unutamayacağım
Uyku yok burada bu akşam
Bu aşk mı yoksa aşık olma düşüncesi miydi?
Ya da sanki bir eldiven gibi tıpatıp uyan kaderin eli miydi?
Bir an akıp geçti ve tohumlar hemen ekildi
ardından gözyaşı geldi ve yalnız kalmayı kimse istemedi
Tek bir kayma ve düşüyoruz delikten aşağı
Sanki hiç zaman almıyor bu
Aklın bir anlık sapması
Bir yaşamı bir başka yaşama bağlayan
Küçük bir pişmanlık, unutamayacağım
Uyku yok burada bu akşam
Tek bir kayma... tek bir kayma
One The Turning Away
Yüz çevrilirken
Solgun ve ezilmiş olandan
Ve onların söylediği sözcüklerden
Ki bizim anlayamadığımız
"Onları kabullenmeyin
Yalnızca başkalarının acı çektiği bir durum olarak
Yoksa siz de katıldığınızın farkına varacaksınız
Yüz çevirmeye"
Bir günah bu, bir yolunu bulup
Işığın gölgeye dönüşmesi
Ve örtüsünü sermesi
Tüm bildiklerimizin üstüne
Habersiz olarak orduların nasıl geliştiğinden
Güdülecek taş bir kalp tarafından
Farkına varabiliriz tümüyle yalnız olduğumuzun
Mağrur olanın düşünde
Gecenin kanatlarında
Gündüz kımıldanırken
Suskunların birleştiği
Sessiz bir uyumda
Kullanıyorlar sözcükleri, bize yabancı
Ve büyüleyici gelen, onlar ateşi yakarlarken
Hisset yeni değişim rüzgarını
Gecenin kanatlarında
Artık yüz çevrilmeyecek
Zayıf ve yorgun olandan
Artık yüz çevrilmeyecek
İçerdeki soğukluktan
Tek bir dünya bu hepimizin paylaşması gereken
Yalnızca durup bakmak yeterli değil
Bu sadece bir düş mü olmayacağına dair
Artık yüz çevirmenin?
Yet Another Movie
Bir ses, bir tek ses
Bir öpüş, bir tek öpüş
Bir yüz pencere camının dışında,
Peki nasıl gelindi bu noktaya?
Koşan bir adam, ağlayan bir çocuk
İşiten bir kız, yalan söyleyen bir ses
Kıpkırmızı yanan güneş
Boş bir yatağın görüntüsü
Gücünü kullanırken, çok haşindi adam
Kız birazdan teslim olacak, daha fazla dayanamayacak
Kaderin oyunu, yerine getirilmemiş vasiyet
Biri yatıyor hareketsiz halde
Adam güldü ve ağladı
Adam savaştı ve öldü
O da aynı diğerleri gibi,
O ne en kötüsü, ne de en iyisi
Ve hala bu durmayan mırıldanış,
Tahammül ettiğim bu gevezelik,
Yüz denizleri, gözler yukarı dikilmiş
Boş perde, ifadesiz bakış
Siyahlar giymiş bir adam, kar beyazı bir at üstünde,
Anlamsız bir yaşam sona eriyor,
Kırmızı halkalı gözler, gözyaşları hâlâ akıyor
o gözden yiterken batan güneşin içinde
A New Machine (Part I)
Ben her zaman buradaydım
Ben her zaman bu gözlerin ardından dışarıya baktım
Sanki bir ömürden daha uzun sürmüş gibi
Sanki bir ömürden daha uzun sürmüş gibi
Bazen usanırım bu bekleyişten
Bazen usanırım burada olmaktan
Bu böyle mi oldu her zaman
Hiç farklı olabilir miydi peki?
Sen hiç usanır mısın bu bekleyişten?
Sen hiç usanır mısın orada olmaktan?
Kaygılanma, hiç kimse yaşamaz sonsuza dek
Hiç kimse yaşamaz sonsuza dek
A New Machine (Part II)
Ben her zaman burada olacağım
Ben her zaman bu gözlerin ardından dışarı bakacağım
Yalnızca bir ömür boyu
Yalnızca bir ömür boyu
Yalnızca bir ömür boyu
Sorrow
Büyük bir kederin tatlı kokusu yayılmış yere
Dumandan alevler yükseliyor ve karışıyor kurşunî göğe:
Bir adam uzanmış düşlüyor yeşil kırları ve nehirleri,
Fakat bir sabah uyanıyor hiç bir neden yokken uyanması için
Aklımdan çıkmıyor anısı yitik bir cennetin
Gençliğindeki ya da düşündeki, tam kesin değil
Zincirlenmiş sonsuza dek ölü bir dünya
Bu yeterli değil, bu yeterli değil
Kanı dondu ve dehşete düştü
Dizleri titredi ve yol verdi geceye
Eli güçsüzleşti bu gerçeklik anında
Yürürken sendeledi
Tek bir dünya, tek bir ruh
Zaman geçiyor, nehir akıyor
Ve o konuşuyor yitik aşk ve adanmışlık nehriyle
Ve sessizlik yanıtlıyor bu tatlı çağrıyı
Karanlık ve sıkıntılı akıyor yalnız bir denize doğru
Olacaklara dair tehlikeli bir ima
Durmayan bir rüzgar var gecede esen
Ve gözlerimde toz var görüşümü körelten
Ve sözcüklerden daha yüksek sesle konuşuyor suskunluğu
Yerine getirilmemiş vaatlerin
The Division Bell
Ayrılık Çanı
Benden Ne İstiyorsun?
Odada etrafına bakınırken bu gece
Otur yerine ve kıs ışıkları
Kanımı mı istiyorsun, gözyaşlarımı mı?
Ne istiyorsun?
Ne istiyorsun benden?
Şarkımı söyleyeyim, daha fazla söyleyemeyene dek
Tellere mi vurayım, parmaklarımın derisi soyulana dek
Çok zor seni mutlu etmek
Ne isytiyorsun benden.
Senin bilmediğin bir şeyi bildiğimi mi sanıyorsun?
Ne istiyorsun benden
Vaat etmesem sana yanıtları gider miydin?
Ne istiyorsun benden
Dışarıda yağmurun altında mı durayım?
Bir papatya tacı yapmamı mı istiyorsun senin için?
Ben değilim senin ihtiyaç duyduğun
Ne istiyorsun benden
Elde edebilirsin her istediğini
Sürüklenebilirsin, düş kurabilirsin
Hatta yürüyebilirsin suyun üstünde her istediğini
Sahip olabilirsin her istediğine
Ruhunu satabilirsin, tüm kontrolü elegeçirmek için
Gerçekten bu mu ihtiyaç duyduğun
Kendinden geçebilirsin bu gece
Bak içeride hiç birşey yok saklayacak
Dön ve ışığa çevir yüzünü
Ne istiyorsun benden
Ayrı Kutuplar
Biliyor muydun?...her şeyin bu kadar ters gideceğini senin için
Ve anlamış mıydın her şeyin bu kadar
doğru olacağını benim için
Niye söyledik sana öyleyse
Her zaman altın çocuk olduğunu
Ve hiç yitirmeyeceğini gözlerindeki o ışığı
Hey sen... hiç farkına varmış mıydın neye dönüşeceğinin
Ve anlamış mıydın yanlızca ben olmadığını kaçtığının
Yoksa her zaman bildiğin halde hiç rahatsız etmedi mi seni
Körlere yol göstermek, ben bakarken gözlerindeki çelikten dışarı
Yağmur yağdı usul usul, tüm damların üstüne bilinmezliğin
Seni düşündüm ve yılların ve tüm üzüntüleri geride bıraktığım
Yoksa sen biliyor muydun?
Hiç düşünmemiştim yitireceğini gözlerindeki o ışığı
Özgürlük İçin Büyük Gün
Duvarın yıkıldığı gün
Attılar kilitleri yere
Ve bardaklarımızı kaldırarak, bir çığlık kopardık gelen özgürlük için
Duvarın yıkıldığı gün
Aptallar Gemisi sonunda oturdu karaya
Vaatler aydınlattı geceyi, uçan kağıt güvercinler gibi
Yanımdan ayrıldığını düşledim
Hiçbir sıcaklık, gurur bile kalmadı
Ve ihtiyacın olduğu halde bana
Çek açıktı hiçbir şey yapamayacağım senin için
Şimdi yaşam değerini yitiriyor günden güne
Dostlar ve komşular çekip gittikçe
Ve bir değişim var, pişmanlık duyulda bile, geri döndürülemez
Şİmdi sınırlar yer değiştiriyorlar çöl kumları gibi
Uluslar yıkarlarken kanlanmış ellerini
Sadakatten, tarihten, tonlarında grinin
Davulların sesine uyandım
Müzik çaldı, sabah güneşi içeri aktı
Döndüm ve baktım sana
Ve artakalan acının dışında her şey kayıp gitti... kayıp gitti
Tersyüz edilmiş
Sabahtan akşama dek gözden uzak kaldım
Farkında değildim bana ne olduğunun
Daha sağ idim, güçbela hayatta kalabilmişim
Kısacası ...yırtmışım
Bir ses duyamayacaksınız
Ağzımdan çıkan
Çok zaman geçirdim
Tersyüz edilmiş halde
Tenim soğuktur.
İnsan dukunuşlarına
Bu kanayan kalp atmıyor yeterince
Mırıldandım sessizlik yeminini ve şimdi
Duyamıyorum sesli düşünsem bile
Işıkla söndürüldüm, geceyi yakıyorum
Bürünüyorum onun karanlığına boş bir gülümseme ile
Sürünüyorum gerisin geri yaşama
Sinir sistemim tamamen altüst
Tersyüz oluyorum
Ona bir bakın şimdi
Daha solgun nedense
Fakat kendine geliyor
Tıkanmaya başladı,
Çok uzun süre geçti konuşmayalı
Benim ağızımdan çıkan sözcükleri pekala duyabilir.
Ve bu sözcüklerle görebiliyorum
Net olarak ardından beni saran bulutların
Biraz zaman tanıyın, sonra söyleyin adımı
Şimdi duyabiliyoruz kendimizi yeniden
Dayanıyorum güne
Tüm bulutlar rüzgarla sürüklenip gitmişken
Seninleyim şimdi söyleyebiliyorum adını
Şimdi. duyabiliyoruz kendimizi yeniden
Kıvnlmış bir köşeye
Fakat hala titreşiyor ekran
Sonu gelmeyen bir çöp akışı ile ... Ianetlemek için bu yeri
Rastlantısal görüntüler denizinde
Kendini yokedici hayvan bekliyor dalgalann kırılmasını
Duruyor eşikte ateşli bir öfkeye kapılmış
Ve cehenneme fırlatılmış olarak o ... lanetleyecek bu yeri
Çılgın gibi saldırıyor dört bir yana ve hala titreşiyor ekran
Bekliyor alevlerin sönmesini
Geri Alır
Sevgisi üzeriine yağıyor bir meltem yumuşaklığıyla
Onun nefesini dinliyorum, denizdeki dalgalann sesini andınyor
Tümüyle onu düşünüyordum, kavrularak heyecan ve arzuyla ,
Karanlığa fırlatılıyorduk, yanıyordu dünya
Sözünü geri alabilir, belki bir gün geri alır
Bu yüzden gözlüyorum onu, yalan söylüyorum ona,
sözler veriyorum yerine getiremediğim
Sonra duyuyorum onun yükselen kahkahasını, derinlerden yükselen
Ve zorluyorum onu kanıtlaması için sevgisini bana, alabileceğim her şeyi alıyorum
Ve sınıra itiyorum onu, görmek için sözünde durup durmayacağını
Sözünü geri alabilir, belki bir gün geri alır
Artık farkına vardım uyarıların, dört bir yandan haykıran
Kolaydı aldırmamak onlara ve Tann biliyor ki denedim
Tüm kandırmacaları, yalanlara dönüştü doğrulanm
Teklikeyi göremez ya da denizin yükselişini duyamaz olacak kadar
Sözünü geri alabilir, bir gün geri alacak
Sözünü geri alabilir, bir gün geri alacak
Sözünü geri alabilir, bir gün geri alacak
Hayata Geri Dönüş
Neredeydin, ben yanıp tutuşmuş ve yıkılmışken
Gürılerin penceremden kayıp gidişini izlerken
Neredeydin, ben incinmiş ve çaresizken
çünkü söylediklerin ve yaptıkların sarıp satın alıyor beni
Sen can kulağı ile dinlerken bir başkasının anlattıklarını
Can atarken duyduklarına inanmak için
Ben dimdik bakıyordum, içine doğru parıldayan güneşin
Düşüncelere dalıp ve zamana kapılıp gittim
Yaşamın tohumları ve değişimin tohumları ekilirken.
Dışarıda yağmur yağdı, kopkoyu ve usul usul
Ben üzerinde kafa yorarken bu tehlikeli fakat karşı konulmaz oyunun
Eşsiz bir yolculuğa çıktım sessizliğimiz boyunca
Anladım anın geldiğini
Geçmişi yok etmek ve yaşama geri dönmek için
Eşsiz bir yolculuğa çıktım sessizliğimiz boyunca.
Anladım bekleyişin başladığını
Ve dümdüz yola koyuldum... içine doğru parıldayan güneşin .
Konuşmaya Devam
(Stephan Hawking) Milyonlarca yıl boyunca insanoğlu tıpkı hayvanlar gibi yaşadı
Sonra bir şey oldu hayal gücümüzün dizginlerini salıveren
Ve öğrendik konuşmayı
Bir sessiz1ik var beni kuşatan
Doğru düşünebileceğimi zannetıniyorum
Köşede oturacagım
Kimse rahatsız edemeyecek beni
Şimdi konuşmam gerekiyor sanırım ~ Neden benimle konuşmuyorsun?
Şimdi konuşabileceğimi zannetmiyorum ~ Benimle hiç konuşmuyorsun!
Sözcüklerim doğru çıkmayacak ~ Ne düşünüyorsun?
Sesimin boğulduğunu hissediyorum ~ Ne hissediyorsun?
Şimdi kendimi zayıf hissediyorum ~ Neden benimle konuşmuyorsun?
Fakat zayıflığımı gösteremem ~ Beniırıe hiç konuşmuyorsun!
Bazen merak ederim ~ Ne düşünüyorsun?
Buradan nereye gidiyoruz ~Ne hissediyorsun?
Böyle olması gerekmez
Tüm yapmamız gereken konuşmayı sürdürdüğiimüzden emin olmaktır
Neden benimle konuşmuyorsun ?
Benimle hiç konuşmuyorsun !
Ne düşünüyorsun?
Ne hissediyorsun?
Neden benimle konuşmuyorsun?
Benimle hiç konuşmuyorsun ?
Ne düşünüyorsun?
Buradan nereye gidiyoruz?
Sesimin boğulduğunu hissediyorum ~ Şimdi nefes alamadığımı biliyorsun
Hiçbir yere gitmiyoruz
Hiçbir yere gitmiyoruz
Böyle olması gerekmez
Tüm yapmamız gereken konuşmayı sürdürdüğümüzden emin olmaktır
LOST FOR WORDS
Zamanımı geçiriyordum can sıkıntısı içinde
Gömüldüm bir kazan dolusu kine
İşkence gördüğümü ve felce uğradığımı hissettim
Bunun dışındaki her şeyin bekleyebileceğini düşündüm
Sen zamanını harcarken düşmanlarınla
Kin ateşinin girdabına kapılmış
Hayal tünelinin ötesinde gerçeklik yitip gidiyor
Gecenin içindeki gölgeler gibi
Kendini önlemlere adamanın
Hiç yararı olmayacak
Çünkü sayılabilecek hiçbir güvenlik kalmayacak
Doğru olan çıkıp gidince kapıdan
Görüyor musun karanlığın günlerini soldurduğunu?
Doğru mu yumruklarınla yerleri dövdüğün?
Soyutlanmış bir dünyaya sıkışıp kalmışsın
Asma büyürken kapının üzerine doğru
Bu yüzden ben açıyorum kapımı düşmanlarıma
Ve soruyorum silip temizleyebilir miyiz mazimizi diye
Fakat onlar siktir olup gitmemi söylüyorlar
Bilirsin başarmak kolay değil
Yüksek Umutlar
Bulunduğumuz yerin ufkunun ötesinde yaşıyorduk gençken Cazibelerin ve mucizelerin dünyasında
Düşüncelerimiz başı boş geziniyordu durmaksızın ve sınır tanımada
Çalmaya başladı ayrım çanı
Uzun Yol boyunca ve Geçit'ten aşağıya doğru
Hala buluşuyorlar mı Kanal'da
Gürültücü bir grup vardı izimizden gelen
Zamanın önünde koşarak alıp götürdü düşlerimizi
Geride sayısız küçük yaratığı, bizi bağlamaya çalışan yeryüzüne
Ağır ağır çürüyerek tükenen bir yaşama
Çimler daha yeşildi
Işık daha parlaktı
Dostlarla çevrili
Harika geceler
Ötesine bakıyoruz geride bıraktığımız köprülerin kızaran korlannın
Bir an için gözümüze ilişiyor ne kadar yeşil olduğu öte yanın
İleriye atıyoruz adımlanmızı fakat düşlerimizde gerisin geri dönüyo
Sürüklenerek gücü ile içimizdeki bir gelgitin
Daha yükseklerde açılmış bayrak ile
Eriştik baş döndürücü doruklarına düşlenen dünyanın
Sonsuza dek arzu ve tutkuyla yüklü
Bir açlık var daha doyurulmamış
Yorgun bakışlarımız hala başı boş geziniyor ufukta
Çakılıp kaldığımız halde bu yolun üzerine defalarca
Çimler daha yeşildi
Işık daha parlaktı
Tatlar daha güzeldi
Harika geceler
Dostlarla çevrili
Kızaran şafak sis akan su
Sonsuza akan ırmak
Sonsuzluga dek
Bütün çeviriler
http://www.pinkfloydturk.net dan alınmıştır.