>>
Site Map
>>
Forums
>>
Þarký Sözleri
Forum module - topics in forum:
Þarký Sözleri - Türkçe - Ýngilizce þarký sözleri.
Opeth - Birkaç Çeviri
Black Rose Immortal
In the name of desperation
I call your name
A lamentation I sigh
Again and again
Spiritual eclipse
The gateways are closed for me to seek
The night...
A veil of stars, watching
My shadow is born from light
The light of the eye, in darkness
Over troubled waters memories soar
Endlessly, searching night and day
The moonlight caresses a lonely hill
With the calmness of a whisper
I wear a naked soul
A blank face in the streaming water
It is cold in here
Frost scar my coat with dust
Eyes attach to your mute portrait
We spoke only through thoughts
Together we gazed, awaited
Hours brought thirst and the rising sun
Sunbirds leave their dark recesses
Shadows glid the archways
Do not turn your face towards me
Confronting me with my lonliness
You are in a forest unknown
The secret orchard
And your voice is vast and achromatic
But still so precious
Lullaby of the crescent moon took you
Mesmerized, its kaleidoscopic face
Granted you a hollow stare
Another soul within the divine herd
I have kept it
The amaranth symbol
Hiddin inside the golden shrine
Until we rejoice in the meadow
Of the end
When we both walk the shadows
It will set ablaze and vanish
Black rose immortal
It is getting dark again
Dusk shuffle across the fields
The evening trees moan as if they knew
At night I always dream of you
Kara Gül Ölümsüzdür
umutsuzluğun adı ile adını anıyorum
kendimi paralayarak iç çekiyorum tekrar tekrar
ruhani yücelik
aradığım aralı kapılar benim için kapandı
gece…
yıldızlardan birinin pençesi izliyor
gölgem ışıktan doğuyor
karanlığın içindeki gözlerin ışığından
rahatsız suların üzerinde anılar uçuşuyor
sonsuza dek gece ve gündüzü arayış
ay ışığı yalnız bir tepeyi okşuyor
bir fısıldayışın telaşıyla
çıplak bir ruha bürünüyorum
boş bir surat sel gibi akıyor
burası soğuk
ayaz üzerimde tozlu izler bırakıyor
gözler sessiz portrene asılıyor
sadece bütün düşünceleri konuşurduk
hep beraber gözlerimizi dikip bekledik
saatler susadı ve güneş yükseldi
güneş kuşları karanlık kovuklarını terk ediyorlar
gölge kemerli geçitlerde süzülüyor
yüzünü bana doğru çevirme
yalnızlığımın üzerine yürü benimle
sen bilinmeyen bir ormandasın
gizli kemer
sesin engin ve şeffaf
fakat hala çok değerli
hilalin ninnisi seni aldı
hipnotize edilmiş kaleydeskopik yüz
boş bir bakışla seni kabullendi
ilahi kalbin içinde başka ruh
onu tutmuştum
amarant sembolü
gizli altın tapınağın içinde
çayırlardaki coşkumuzdan beri
sonunda gölgeler ile yürürken biz
o alevlere atılacak ve kaybolacak
kara gül ölümsüzdür
hava yeniden kararıyor
alacakaranlık tarlaların üzerinde süzülüyor
gece ağaçları bilirmişçesine inliyordu
geceleri hep seni rüyamda gördüğümü
A Fair Judgement
Losing sleep, in too deep
Fading sun, what have I done
Came so close to what I need most
Nothing left here
Cut the ties, uncover disguise
Left behind all intertwined
Lost control, moved out of the role now
Nothing's left here
Leave it be
It was meant for me
Soul sacrifice
Forgot the advice
Lost track of time
In a flurry of smoke
Waiting anxiety
For a fair judgement deserved
-----------------------------------------------------
uykuyu kaybederek,çok derinlere
güneşi soldurarak ne yaptım ben
en çok istediğim gibi yanıma gel
burada birşey kalmadı
bağları kes,gizliliğin örtüsünü kaldır
bütün sarılanları geride bırak
kontrolu kaybettim,rolun dışına çıkma zamanı
burada birşey kalmadı
olduğu gibi bırak
bana söylendi
ruhun kurban edilişi
önerileri unuttum
zamanın izini kaybettim
bir duman esintisinde
heyecanla bekleyerek
dürüst bir yargılanmayı hakettim
In My Time Of Need
can't see the meaning of this life I'm leading
I try to forget you as you forgot me
This time there is nothing left for you to take, this
is goodbye
Summer is miles and miles away
And no one would ask me to stay
And I should contemplate this change
To ease the pain
And I should step out of the rain
turn away
Close to ending it all, I am drifting through the
stages
Of the rapture born within this loss
Thoughts of death inside, tear me apart from the core
of my soul
At times the dark's fading slowly
But it never sustains
Would someone watch over me
In my time of need
----------------------------------------------
sürdüğüm bu hayatın anlamını göremiyorum
senin beni unuttuğun gibi,seni unutmaya çalışıyorum
bu kez senin için alacak hiçbirşey kalmadı
bu bir hoşçakal
yaz çok gerilerde kaldı
ve hiçkimse kalmamı istemeyecekti
ve bu değişimi düşünmeliydim
acıyı silmek için
ve yağmurdan kaçmalıyım
dönmeliyim
tümünün sonlanmasına yakın,
sahneler arasında sürükleniyorum
kayıplar içinde doğuşu
içerde ölüm düşünceleri,ruhumun derinliklerden kopar beni
karanlığın yavaş solduğu zamanlarda
ama asla güçlenmiyor
çok ihtiyacım olduğu zamanda
biri bana bakabilirmiydi
The Forest Of October
The memories that now rests in this forest
Forever shadowing the sunrise of my heart
Wings leave their nest at my coming
Swaying away unto the cold glowing sky
Dreaming away for a while
My spirit sighs in peace
Gazing unto the stars
Please, take me there
I am so alone, so cold
My heart is to scarred to glow
I wish the sunrise to come
Take my soul (away)
From this cold, lonely shell
I am free
From the eternal sea I rose
Veiled in darkness on either shore
Lost my pride, lost its glow
For me the sun rose no more
The forest of October
Sleeps silent when I depart
The web of time
Hides my last trace
My blaze travel the last universe
Like the sights of magic
Wrapped in aeons
My mind is one with my soul
I fall alone
While leaves fall from the weeping trees
---------------------------------------------
şu anda anılar bu ormanda dinleniyor
kalbimin günbatımını sonsuza dek gölgeleyerek
kanatlar benim gelişimle yuvalarını terkediyorlar
soğuk kızaran gökyüzüne doğru sallanarak
bir müddet düş görerek
ruhum barış içinde iç çekiyor
yıldızlara gözünü dikerek
lütfen,beni oraya alın
çok yalnızım ,çok üşüyorum
kalbim parlamak için çok yaralı
günbatımının gelmesini diliyorum
ruhumu al
bu soğuk yalnız kabuktan
özgürüm
sonsuz denizden yükseldim
her kıyıda karanlıkla örtülerek
gururumu kaybettim,pırıltısını kaybettim
benim için güneş bir daha doğmadı
Kasım ormanı
ben ayrılırken sessizce uyuyor
zamanın ağları
son izimi saklıyor
alevim son evreni dolaşıyor
sanki büyülü manzara gibi
uzun sürede paketlendi
aklım ve ruhum bir
yalnız düştüm
yapraklar ağlayan ağaçlardan düşerken
To Bid You Farewall
I am awaiting the sunrise
gazing modestly through the coldest morning
once it came you lied
embracing us over autumn´s proud treetops
i stand motionless
in a parade of falling rain
you voice i cannot hear
as i am falling again
devotion eludes
and in sadness i lumber
in my own ashes i am standing without a soul
she wept and whispered: "i know..."
we walked into the night
am i to bid you farewell?
why can't you see that i try
when every tear i shed
is for you ?
--------------------------------------
Gün doğumunu bekliyorum
Naifçe gözümü dikmişim o en soğuk sabahın içine
Bana söylediğin o yalan
Kucaklıyor bizi sonbaharın mutlu ağaç dallarında
Hareketsiz biçimde dikiliyorum öylece
Yağan yağmurun görkeminin ortasında
Bana sesleniyorsun seni duyamıyorum
Tekrar düşerken..
Sadakat sıyrılıyor ustaca
Ve ben üzüntüyle yürüyorum öylece..
Kendi küllerimin içinde ruhsuz bir halde dikiliyorum
O ise ağladı ve bana ''biliyorum..'' diye fısıldadı
Gecenin içine yürüdük
Sana elveda mı diyorum?
Çaba sarfettiğimi neden göremiyorsun?
Döktüğüm bütün gözyaşları senin içinken
The Night And The Silent Water
and so you left us
jaded and gaunt, some september
wilted with the seasons
but hidden inside the delusion
i saw you eyes, somewhere
devoid of death
the aura poises amidst (the storm)
in solid tears i linger
a parlour glade, moonlit sorrow
lonely resting pools
relics of the moon-dogged lake
whisper: "all your words are miss given"
am i like them?
those who mourn and turn away
those who would give anything
to see you again
if only for another second
your face was, like the photograph
painted white
we did not speak very often about it
what does it matter now?
cloak of autumn shroud
i gaze, dim ricochet of stars
i reckon it is time for me to leave
you sleep in the light
yet the night and the silent water
still so dark...
----------------
ve böylece bıraktın bizi
bitkin, cılız bir eylül
mevsimlerle beraber solmuş
ama aldanış içinde saklı
gözlerini gördüm, bir yerlerde
ölümden yoksun
hava (fırtınanın) ortasında asılı duruyor
katı gözyaşları içinde oyalanıyorum
ormanda bir açık alan, mehtaplı hüzün
yalnız huzurlu gülücükler
ay gibi inatçı gölün kalıntıları
fısıldıyor; 'tüm sözlerin kaygılı'
onlar gibi miyim?
o yas tutan ve arkasını dönenler
o her şeyini verebilecek olanlar
seni tekrar görebilmek için
bir saniyeliğine de olsa
yüzün fotoğraf gibi
beyaza boyalıydı
bunun hakkında pek sık konuşmadık
şimdi ne önemi var?
güz örtüsünden pelerin
gözlerimi diktim, yıldızların loş sekişi
sanırım gitme vaktim
aydınlıkta uyuyorsun
yinede gece ve sessiz su
hala çok karanlık
Sea Deniz ve Prenses91 in yazılarından alıntıdır.
Face Of Melinda
By the turnstile beckons a damsel fair
The face of Melinda neath blackened hair
No joy would flicker in her eyes
Brooding sadness came to a rise
Words would falter to atone
Failure had passed the stepping stone
She had sworn her vows to another
This is when no-one will bother
And conceded pain in crumbling mirth
A harlot of God upon the earth
Found where she sacrificed her ways
That hollow love in her face
Still I plotted to have her back
The contentment that would fill the crack
My soul released a fluttering sigh
This day fell, the darkness nigh
I took her by the hand to say
All faith forever has been washed away
I returned for you in great dismay
Come with me, far away to stay
Endlessly gazing in nocturnal prime
She spoke of her vices and broke the rhyme
But baffled herself with the final line
My promise is made but my heart is thine
---------------
turnikenin yaninda, asil kiz dikkati
cekiyor...
siyah saclarinin altinda melinda'nin yuzu...
gozlerinde sevinc parlamaz
derin acilar doguyor...
kelimeler gunahlari duzeltmeye yetmiyor
basarisizlik onden gidiyor...
o sozlerini baskasina vermisti
hala O'nu geri almanin planlarini kuruyorum
boslugu dolduracak o memnuniyet
ruhum duraksayan bir nefes verdi
ve gun batti, karanlik yakin..
elinden tuttum solemek icin..
tum inancin tamamen yok oldugunu
ve senin icin geri dondum hayalkirikligiyla
gel benimle uzaklarda yasamaya
gecenin guzelligine durmadan dalarken
tum siiri bozarak o kiskaclarindan sozetti
ama son sozunde kendisini sasirtti
'sozlerim verildi.. ama kalbim senin'
Death Whispered A Lullaby
Out on the road there are fireflies circling
Deep in the woods, where the lost souls hide
Over the hill there are men returning
Trying to find some peace of mind
Sleep my child
Under the fog there are shadows moving
Don't be afraid, hold my hand
Into the dark there are eyelids closing
Buried alive in the shifting sands
Sleep my child
Speak to me now and the world will crumble
Open a door and the moon will fall
All of your life, all your memories
Go to your dreams, forget it all
Sleep my child
----------------------
yolda, ucusan atesbocekleri var...
ormanin derinliklerinde, kayip ruhlarin saklandigi yerde
Tepenin ustunden erkekler donuyor,
Huzur bulmak icin...
uyu cocugum...
sisin altinda hareket eden golgeler var
korkma, elimi tut
karanligin icinde, gozkapaklari kapaniyor..
kayan kumlarin icine canli canli gomuluyor
konus benle, ve dunya titresin
bi kapiyi ac, ve ay dussun
tum hayatin, tum anilarin
git ruyalarina, unut hepsini...