Metal TR.NET - Yerli Gruplarina Sahip CIK !  
  Giriş veya Kayıt Ol
::  Ana Sayfa  ::  Hesabınız  ::  Forumlar  ::  Haberler  ::  Kritik  ::  Fotoğraf Galerisi  ::  Hosting  ::  Köşe Yazıları  ::
Menü
 Site
tree-T.gif Ana Sayfa
 Forum
 Haber Gönder
 Haber Arşivi
 Site Kadrosu
 Extra
 Hosting
 En İyi 10
 İnteraktif
 Demo & Mp3 Arşivi
 Video İzleme
 Fotoğraf Galerisi
 Destek
 Destekleyenler
 Linkekle
 Bizi Öner!
 
İçerik
. Yerli Gruplar
. Yabancı Gruplar
. Biyografiler
. Albümler
. Albüm Kritikleri
. Röportajlar
. Köşe Yazıları
. Köşe Yazıları Arşiv
. Dergiler
. Etkinlikler
· Gitar & TAB
 
Albüm Kritikleri
· KORN - The path of totality
· Hypocrisy-A Taste of Extreme Divinity (2009)
· Cyntia - Endless World (2012)
· Tiamat - The Scarred People
· Moonspell Alpha Noir-Omega White.
· Ghost - Opus Eponymous
· Testament - Dark Roots of Earth
· Lamb of God - Resolution
· Volbeat Live From Beyond Hell/Above Heaven
· Pentagram - MMXII
 
Kısa Haberler

[ Haber Arşivi ]
 
Son 10 Haber
· Dark Tranquillity Türkiye Turnesi 2021
[ 0 yorum - 391 okuma ]
· SECURIS yeni Albümünü yayınladı.
[ 0 yorum - 2905 okuma ]
· OPETH 22 Mart 2015′te İstanbul'da, 23 Mart'ta ise Ankara'da
[ 0 yorum - 11069 okuma ]
· Blind Guardian Istanbul konseri 14 Mayıs 2015
[ 0 yorum - 11388 okuma ]
· Blind Guardian 8 yıl aradan sonra yeniden Ankara’da
[ 0 yorum - 10647 okuma ]
· DYING FETUS 11 HAZİRAN 2015 İstanbul'da
[ 0 yorum - 12332 okuma ]
· Kurt Cobain belgeselinden ilk fragman geldi
[ 0 yorum - 10753 okuma ]
· Takıntı - Buhran klibi yayınlandı!
[ 0 yorum - 13124 okuma ]
· Wayne Static 48 yaşında hayatını kaybetti
[ 0 yorum - 13008 okuma ]
· Niklas Kvarforth video röportajı
[ 0 yorum - 12322 okuma ]

[ Devamı Haberler Bölümünde ]
 
Fotoğraf Galerisi

B Noktası



B Noktası



B Noktası



Heretic Soul @ Waldb ...



Heretic Soul



Heretic Soul



Heretic Soul @ Rock ...



Anoreksi Promo 2011



Anoreksi Promo 2011



Anoreksi Promo 2011


[ Fotoğraf Galerisi ]
 
Rastgele Biyografi


Gojira
 
MetalTR Arama
 
Üyelik
 
Üye Olun
Kayıp Şifre

Güvenlik Kodu: Güvenlik Kodu
Güvenlik Kodunu Girin:
 
Üyelik:
Bugün: 0
Dün: 0
Bekleyen Üyelik(ler): 35
Toplam Üye: 42,745
En Son Üye: Mantikdisi

Şu An Bağlı:
Misafir(ler): 141
Üye(ler): 0
Toplam: 141
 
Forumlardan
Last 10 Forum Messages

2007 kayıtlılar burdamı..
Son mesaj atan; shwayk

Reenkarnasyon Metafiziği
Son mesaj atan; kill_the_king

Şu anda ne dinliyorsunuz?
Son mesaj atan; ImpLosioN

eskiler bi bakın la ?
Son mesaj atan; KopuK

Paralel Evrenler
Son mesaj atan; elvistuna

Evlilik
Son mesaj atan; elvistuna

Şu anda kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Son mesaj atan; ImpLosioN

Metal dinleyici kitlesi
Son mesaj atan; emina

Bi güncel foto atın be..
Son mesaj atan; KopuK

Dark Tranquillity Türkiye Turnesi 2021
Son mesaj atan; KopuK


[ Metal TR.NET - Yerli Gruplarina Sahip CIK ! ]
 
Köşe Yazıları
 
Biyografi: Yunanların Çürük Mesihi: Rotting Christ
BiyografiAurorAxSx bildirdi: "

22 Nisan Pazar günü saat:21.00’de İstanbul Studio Live’de, 24 Nisan’da Ankara Hacettepe Rock Festival’de karşımıza çıkacak olan bu grubu daha yakından tanımak için

Biyografinin devamına tıklayın…




Rotting Christ genel olarak incelendiğinde, tarzı konusunda birçok kimseden “Akdeniz Black Metali” yakıştırmasına layık görülmektedir. Akdeniz Black Metali adı verilen tarza teknik açıdan bakıldığında enstrümanların çalınışı vasat bir düzeyi aşmamakla beraber, çalınan her notada genellikle bir anlam saklıdır. Bu tarzda hız veya sertliğin coşkusundan ziyade, atmosfere ve ambiyansa dayalı bir müzik söz konusudur. Abartılı sözlerle pekiştirilen konular fantastik öğeler taşır ve çoğuda epik bir alt yapıya sahiptir. Bu tarzda müzik yapan gruplar ve Rotting Christ, davulda Grind ya da Kuzey Black Metalinde sıkça kullanılan hızlı tarama tekniğini kullanmaz, bunun yerine daha tribal öğeler ve çift bas davul süslemeleri ile orta ritimli taramalar ve çift bas davul ritimlerini tercih ederler. Gitar da yoğun olarak 3lü ve 5li armoniler halinde bulunur; Kuzey Black Metalinin aksine, genelde leadler ve sololar üzerine yoğunlaşılmıştır. Çoğu kimse tarafından “Akdeniz Black Metali” olarak adlandırılan bu tarzın temelinde melodik metal tarzları yer almaktadır. Bu tarz müzik yapan grupların kimi zaman doom, thrash ve heavy metal, hard rock tarzlarından da öğelerle karşımıza çıkmaları şaşırtıcı değildir. Vokaller agresiftir. Tam olarak scream sayılmasa da genelde brutal scream karışımı melodisiz bir vokal ve kimi zaman goth metal’e yakın clean vokallere rastlanır. Basgitar ise abartısız ve kök notaları çalmadığı zaman arada armonik süslemeler yapan bir rol oynar.



1985'te kurulan Black Church grubunun üyeleri olan 13–15 ve 16 yaşlarındaki Sakis (Necromayhem), Jim (Mutilator) ve Themis (Necrosauron), Rotting Christ’i 1987 senesinde kurmaya karar verdiler. İlk başlarda Death-Grind yapmak amacıyla grubu kuran üyeler, zamanla Black Metal’e doğru yoğunlaştılar. Sonrasında da kendilerine yakıştırılan “Akdeniz Black Metali” soundunda parçalarla sürekli tarzlarını yenileyerek yollarına devam ettiler.

Grup henüz ilk kurulduğu zamanlarda “Decline’s Return” ve “Leprosy of Death” adlı iki kayıt gerçekleştirdi. 1988 senesinde ise Sound Pollution ile anlaşarak 9 parça içeren ilk 7”EP’lerini kaydettiler. Bu EP Black Metal’e yaraşır sözlerle bezenmiş, söz ağırlıklı Grindcore tarzındaydı. 1988 senesi sonlarına doğru grup Bathory, Venom, Possessed ve Celtic Frost’u örnek alarak kendilerini tamamen Black/Death Metal ile özdeşleştirmeye karar verdiler. Bunun ardından 1989 senesinde “Satanas Tedeum” adlı 5 şarkılık ilk tanıtım kayıtlarını (demo) gerçekleştirdiler. Grup elemanları yapmış oldukları müziğin “Abyssic Death Metal” tarzında olduğunu savundular. O zamanlarda böyle bir tarz ileri sürmelerinin nedeni, Black Metal teriminin henüz oluşturulmamış olması ve o günlerde Death ve Black Metal türlerinin birbirlerine aşırı ölçüde benzemesiydi. “Satanas Tedeum” adlı demo, Black Metal tarzı ikinci kuşağının başlangıç albümlerinden olduğundan, gruba oldukça büyük başarı ve ün kazandırdı.



90’lı yılların başlarında metal müzik yapan grupların üyelerinin takma isim kullanması oldukça yaygındı ve Rotting Christ’de bu modadan nasibini aldı. Sakis Necromayhem, Jim Mutilator, Themis Necrosauron lakaplarını kendilerine uygun gördüler. 1991 senesinde Decapitated Records’un Yunanlı Wipe Out Records ile işbirliğine giderek ortaya çıkardığı, vinilde basılan ve bir efsane haline gelen, 6 adet mükemmel Death/Black Metal parçasından oluşan “Passage To Arcturo” adlı ilk mini LP’lerini ortaya koydular. Klavyede Necromantia’dan Magus Daoloth yer alıyordu. Bu mini LP ile yeraltı çevrelerinde büyük ilgi uyandırmışlardı. “Passage To Arcturo” adlı albümle aynı zamanlarda Decapitated Records tarafından 2 parçalık 7” “Dawn Of The Iconoclast” adlı EP’leri yayınlanmıştı. Ancak bu EP yapım (prodüksiyon) bazında hayalkırıklığına yol açtı ve aceleye getirilmiş, özensiz bir iş olarak nitelendirildi. Bunun ardından Rotting Christ yine 1991 senesinde, İtalyan grup Monumentum ile bir sonraki 7” EP’lerini çıkardı. Grup bu EP’de “Satanas Tedeum” tanıtım kaydındaki “Feast Of The Grand Whore” adlı parçanın yeni versiyonunu ortaya koydu.

1992 senesinde “Ade’s Winds” adlı 2. tanıtım kayıtlarını (demo) kaydettiler ve bu demoda da “Fgmenth, Thy Gift” ile “The Fourth Knight Of Revelation (Parts 1&2)” adlı parçalar yer alıyordu. Aslında bu tanıtım kaydı satışa sunulmuş olmasına rağmen, çeşitli müzik şirketlerine gönderilen bir promosyon kaseti niteliğindeydi. Bu demo işe yaramış olmalı ki, grup demonun yayınlanmasının hemen ardından yakın zaman içerisinde kurulacak olan Osmose Productions ile “ilk ve tam albümlerini çıkarmak şartıyla” anlaşma imzaladılar. Aslında grup o günlerde Euronymous (Mayhem) ile irtibattaydı. Euronymous'un firması Death Like Silence'dan ya debut albüm ya da Burzum ile birlikte split çıkaracaklardı. Euronymous özellikle seçici olduğundan ve Black/Death Metal değerlerini tam yansıtmayan gruplara karşı savaş açmış olduğundan Rotting Christ’in durumu onun ilgisini çekiyordu. Gruba o günlerde yeni kurulmuş olan Osmose Productions'ın teklifi daha cazip gelmiş olmalı ki bu teklifi değerlendirmediler.



1993 senesinde Rotting Christ “Thy Mighty Contract” adlı piyasaya ilk tanıtılış albümünü çıkararak “Black Metalin Yunan Sound”’u olgusunu yarattılar. Bu albüm Rotting Christ’i dünya çapında en değerliler listesine taşımıştı. Grup daha sonrasında Immortal ve Blasphemy ile “Fuck Christ Tour” adı altında, şimdiye kadar yapılan ilk Black Metal turnesine çıktılar. Bu turne insanların damarlarını kesip ambulanslarla götürülmesi gibi pek çok olay neticesinde tarihteki “Unutulmaz Turneler” arasında yerini aldı. “Fuck Christ Tour” grubun tanınması açısından oldukça başarılıydı. Hatta grup İsrail’de dahi konser verdi. Ancak konser esnasında türlü sorunlarla karşılaştılar. Konserden çok sonra, 1996 senesinde yapılan bir röportajda Mutilator, “O turne bizim için kesin bir yenilgiydi. O zamanlar yapabileceğimiz en kötü şeydi. Askerden henüz gelmiştim ve gitarla klavyeye dönemlik, grupla alakası olmayan iki müzisyen almıştık. Hiçbir canlı tecrübemiz yoktu. Diğer iki grupla ortak hiçbir şeyimiz yoktu. Kötü bir deneyimdi ancak öldürmeyen şey güçlendirir” diyerek bu turnenin gruba güç katmış olduğunu da vurgulamıştı.

Yine aynı yıl Osmose iki parçalık “Apokathelosis” adındaki 7” EP’yi ortaya çıkardı. Bu EP “Passage To Arcturo” albümünden “The Mystical Meeting” adlı parçanın yeniden düzenlenmiş versiyonu ile “Visions Of The Dead Lovers” adlı parçaları içeriyordu. Hemen bunun ardından Rotting Christ Nisan 1993’te Atina’daki Agathi Club’da Ancient Rites ve Deviser ile 5 parçalık efsanevi bir konser verdi. Sonrasında da Decapitated Records CD formatında ortaya koyduğu “The Passage To Arcturo” adlı albüme grubun konserde Ancient Rites ile canlı olarak çaldıkları “The Forest Of N’Gai” ve “Feast Of The Grand Whore” isimli şarkıları bonus olarak ekledi. Grup aynı zamanda Yunanistan’da şimdiye kadarki tek canlı performanslarında Samael ile birlikte sahne aldı. Yunan Metal dergisi Hammer’da bu konserle ilgili şu haber yer aldı: “Rotting Christ 30 dakika süren bir performansla izleyenleri hayran bıraktı. Şüphesiz Rotting Christ görülmeye değer bir performans sergileyerek kalabalığın ilgisini çekmeyi başardı.” Hammer dergisi Rotting Christ için böyle güzel yorumlar yaparken, İngiliz Kerrang!, haksız olarak şeytani/sağ oluşum olan ve 90’ların başında Norveç’te meydana gelen olaylarla bilinen Inner Circle ile Rotting Christ’in bağlantılı olduğunu yazarak Rotting Christ’i kötülediler. Mutilator o dönemlerdeki bir röportajda “Buna adımızın nasıl karıştığı hakkında en ufak bir fikrim yok. Farklı bir cevap vereyim: Rotting Christ müzik yapar ve dinleyicilerimizin bizleri söylediğimiz ya da yaptığımız şeyler için değil, müziğimiz için dinlemesini istiyoruz!” demişti. Sakis’de 1997’de Yunan Metal dergisi Metal Invader ile yaptığı röportajda benzer şeyler söyleyerek bu olaylara karışmadıklarını söyledi.



Bir zaman sonra grup, Osmose Productions ile aralarında yaşanan anlaşmazlıklar sonucu sözleşmelerini feshederek ayrılma kararı aldı. Osmose Productions grubun profesyonellikten uzak olduğunu ileri sürerken, Rotting Christ şirketi grubun ihtiyaçlarını karşılamamakla suçluyordu. Grupla şirket arasındaki sözlü savaş sözleşmenin feshedilmesinden sonra da devam etti ve en sonunda Osmose Productions, Rotting Christ ile ilgisi olan hiçbir şeyi piyasaya sürmeme kararı aldı. Bu arada Rotting Christ’de kendilerine en iyi teklifi yapan Unisound ile anlaşma imzaladı.

1994 senesinin sonlarında “Non Serviam” adlı albümleri piyasaya sürüldü. Grup bu albümle 1994 senesinde bir Yunan metal magazininde düzenlenen “en iyi 100 metal albümü” listesinde 59'uncu sırada yer aldı. Bu albüm “Non Serviam”, “Saturn Unlock Avey’s Son”, “The Filth Illusion”, “Wolfera The Chacal” gibi klasikleşmiş bestelerle altın değerinde bir albüm olmuştu. Aslında pek çok kişi “Non Serviam” adlı albümü hiç duymadıkları ve görmedikleri için grubun “Thy Mighty Contract” adlı albümden sonra dağıldıklarına inanıyorlardı.



Nisan 1995’te Rotting Christ Meksika’da 2000 kişilik 2 konser verdi. Konser esnasında kaçak olarak çekilen video, grup hayranlarının konserdeki katkısını ispatlıyordu. “Non Serviam” albümünden sonra Magus Daoloth, grubun tarzının artık onu ifade etmediğini fark ederek gruptan ayrılma kararı aldı. Bu arada Rotting Christ’de yeni parçalar kaydedip kaseti Century Media ve Nuclear Blast şirketlerinin Almanya’daki ofislerine gönderdiler. Kısa zaman sonra Century Media gruba 6 albümlük bir anlaşma teklifinde bulundu. Grup bu dönemde Avantgarde, Necropolis, Misantrophy gibi bağımsız şirketlerden de teklifler alıyordu. Rotting Christ sonunda Century Media’yı seçerek onlarla anlaşma imzaladı.

Nisan 1996’da yapımcılığını Holy Moses grubundan Andy Classen’in üstlendiği “Triarchy Of The Lost Lovers” adlı yeni albüm ortaya çıkarıldı. Grubun yurtdışında ilk defa kayıt çalışması yaptığı bu albüm “Thy Mighty Contract” ve “Non Serviam” adlı albümlere hiç benzemiyordu. En büyük fark da, önceki albümlerde kullanılan davul makinesinin bu albümde kullanılmamış olması, bunun yerine Themis (Necrosauron)’in bateri çalmasıydı. Bu albümle Rotting Christ Black Metalden oldukça uzaklaşmış, önceki iki albümleri kadar sert olmasına rağmen daha çok klasik Heavy Metal tarzına bürünmüştü. Bu albüm de “King Of A Stellar War” ve “Dynasty From The Ice”, “Archon”, “Shadows Follow” gibi klasik besteler içeriyordu. Albüm kayıtları sırasında Sakis ve Themis Kızamık hastalığına yakalandılar. Bu durum çalışmaları oldukça etkiledi. Albümde ikinci gitarda eski Corruption üyesi ve daha sonra Rotting Christ’in kalıcı bir üyesi olacak olan Kostas vardı. Albüm çok iyi iş yaptı ve 3 bonus parçalı sınırlı digipack çıkartıldı. Bonus parçalar Kreator’un bilinen cover parçası “Tormentor” ve Mille Petrozza’nın konuk vokalist olduğu “Pleasure to Kill / Flag of Hate” karışımıydı.



Rotting Christ, Samael ve Moonspell ile birlikte iki aylık bir turneye çıkarak ünlerine ün kattılar. İtalya, İspanya, Fransa, İsviçre, Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya gibi ülkelerde ve Almanya’da “Out Of The Dark Festival”’de Theatre Of Tragedy ve Gorefest ile Hollanda’daki bir festivalde Amorphis ve Therion ile Polonya’daki bir festivalde Immolation ve Cannibal Corpse ile ve son olarak da Norveç’de “Hell On Earth” adlı festivalde olmak üzere toplam 14 ülkede konser verdiler. Bu büyük turneye katılan tek üye ne yazık ki Sakis’ti. Kişisel problemleri nedeniyle Mutilator gruptan ayrılmak zorunda kalmıştı. Ailesi ve profesyonel sorumluluklarını bir arada yürütmeye çalışmak ona ezici gelmeye başlamıştı. Öte yandan Century Media kesinlikle çok ilgili ve profesyonel bir şirketti ve grubun kendini %100 işine vermesini istiyordu ki bu Mutilator için yapılması imkânsız bir şeydi. Mutilator bu yoğun programa uyamayacağı için gruptan dostça ayrılarak, Atina’nın merkezinde iyi bilinen Metal Era müzik dükkânını açtı. Mutilator’un gruptan ayrılışının ardından pek çok söylentiler oldu… Bu söylentilerden bir tanesi de Mutilator’un bas gitar çalma konusundaki yeteneksizliği ile ilgiliydi. Ancak Mutilator’un gruptan ayrılışı gayet dostane olmuştu. Bütün bu söylentiler gerçek-dışı ve anlamsızdı. Gruptaki diğer üyeler ise zaten dönemlik müzisyenlerdi. Sakis yeni şarkılar yazarken, bir yandan da Rotting Christ’e katılacak yeni üyeler arayışına başladı.

1997 yılı yaz aylarında Rotting Christ, Atina Rizoupoli’de Apollon Stadium’da Megadeth, Bruce Dickinson, Grip Inc. İle Rockwave festivaline katılmaya hazırlanıyordu. Yeni basçıları Andreas’ın grupla beraber sahneye ilk çıkışıydı. Grup da Next Club’da Samael ile beraber sahne almalarından tam 3 sene sonra tekrar Yunan hayranlarının karşısına çıktıkları için mutluydular. Yunanistan’daki Rotting Christ hayranları da grubu coşkuyla karşıladılar. Grubun çaldığı parçaların yarısı yeni çıkaracakları “A Dead Poem” adlı albümdendi. İzleyiciler şarkıları bilmemelerine rağmen olumlu tepki vermişlerdi. “A Dead Poem” grubun geliştirdiği yeni sound nedeniyle daha olumlu tepkiler topladı. Black Metal geçmişlerinden kendilerini iyice uzaklaştırmışlar, müziklerine daha akılda kalıcı Heavy Metal ritimleri eklemişlerdi. Albüm Yunanistan’da ve yurtdışında “hit” olan iki parçaya sahipti. Bunlar “Sorrowful Farewell” ve “Among Two Storms” adlı parçalardı. “A Dead Poem” satış rakamları ve ses kalitesine bakıldığında, Rotting Christ’in o zamana kadar yaptıkları albümler içerisinde ticari başarıyı yakalayan ilk albüm olma özelliğini de taşımaktadır. Grup bu albüm sonrasında Black ve Death Metal ile ilgisi olmayan bir çevrede tanınmaya başladı ve bu albüm sadece Yunanistan’da 5000 adet satıldı. Daha önceki albümlerinde sert ve gaddar bir görünüm arz eden Rotting Christ için “A Dead Poem” adlı albüm bir değişimin simgesi haline gelmiştir. Albümde, diğer albümlerdekinden daha az enstrümana ve daha az ayrıntıya yer verildi. Bu albümün önceki albümlere benzeyen tek yanı lead gitar ve ritm gitar armonileriydi. Bu albümde diğerlerinin yanı sıra daha ciddi bir yapım ve imaj söz konusuydu. Albümün kapağına bakıldığında da bu imaj değişiminin fark edilmemesi imkânsızdır. Eski Black Metal klişelerinden olan, okunması zor logolar yerine, eski Latin alfabesine benzer Gothic fontta hazırlanan bir Rotting Christ logosu göze çarpıyordu. Gerçi bu yeni font, grubun köklerini ve Black Metal geçmişini unuttuğuna inanan bazı eski sıkı hayranları tarafından olumsuz tepki almalarına yol açtı. Albüm kapağı ve içerdeki görsel süslemeler Helenistik ve Roma dönemi Avrupa heykellerini çağrıştırıyordu. Grup fotoğrafı ise genel olarak görmeye alıştığımız “mosh” işareti yapan boyalı metal gruplarından çok farklıydı; Sakis gözünde güneş gözlüğü ve üzerinde bir takım elbise ile poz vermişti. Ayrıca grup üyeleri artık takma isimler de kullanmıyorlardı. Takma isimler grubun yeni Heavy/Gotik yönüne uymuyordu.



“A Dead Poem” albümü sadece görsel anlamda değil, duyusal anlamda da grubun değişiminin bir simgesi haline gelmiştir. Samael’den XY’nin bu albüme katkıları inkâr edilemez. Albüm, klavyede de görev alan XY’nin prodüktörlüğünde Woodhouse Stüdyolarında kaydedilmişti. Koro tipi klavye tonları albüme değişik bir atmosfer sağlamıştı. İlginç olan bir başka durum da, “Among Two Storms” adlı parçada Moonspell vokalisti Fernando Ribiero’nun konuk vokal olarak yer almasıydı. Ekstrem metal tarzında sıkça kullanılmayan konuk sanatçı olgusunu Rotting Christ’in bu albümde kullanmış olması oldukça şaşırtıcıydı.

Bu albümde Rotting Christ’in en ilginç şarkılarından biri olarak ses getiren şarkılardan biri olan “Full Colour Is The Night” özgün bir yapıya sahipti. Parçanın girişinde çalınan partisyonun punk bir yapıya sahip olmasına rağmen şarkının devamının alakasız oluşu, şarkının herhangi bir tarza sokulmasını imkânsızlaştırmaktaydı. Bu şarkıyla Rotting Christ’in clean gitarlar, punk riffleri ve heavy metal lead gitarlarıyla bir şeyler denemiş, ortaya kulağa çok hoş gelen bu parça çıkmıştı. Bu albüm pek çok açıdan Rotting Christ için unutulmaz bir albüm olmuştu.

Ekim 1997’de grup Metal OAKA’da Invader dergisinin düzenlediği Open Air Festival’de yer aldı. Bu Rotting Christ için tarihi bir gün niteliğindeydi çünkü kendilerini müziğe iten Venom ile ilk defa beraber sahne alma fırsatı elde etmişlerdi. Ayrıca Emperor, Theatre Of Tragedy, Virgin Steele ve Deviser da aynı gösteride sahne aldılar. Grup burada gerçekten iyi bir performans sergiledi. Ayrıca bütün asılsız söylentileri yalanlamak istercesine “Shadows Follow” adlı parçayı da Mutilator’a adadılar. Sonrasında destek grupları Old Man’s Child ve Sacramentum ile bir Avrupa turnesine çıktılar. Grup 12 ülkede, Black Metal dinleyicileri önünde konser verme şansı yakaladı. 25 gün süren bu turne sonrasında grup Türkiye konserleri için İstanbul’a geldi. İstanbul ve Ankara’da toplam üç adet konser verdiler. 1997 senesinde Sakis bir röportajında “Müziğin sınırları yoktur. Geçmişte İsrail ve Meksika’da da risk almıştık” dedi. Türkiye’de verdikleri konserlerin her birine en az 1000 kişi izleyici olarak gelmişti. Grup aldıkları riskin başarıya dönüştüğünü gördüğünde aldıkları risk konusunda hatalı düşünmediklerinin farkına vardılar. Grup bu konser sonrasında da Tiamat ile 20 gün sürecek bir Avrupa turnesine daha çıktı.

Grup Ocak 1998’de “Sleep Of The Angels” adında bir albüm çıkardı. Bu arada da klavyeci Panagiotis yerini yeni üye George’a bırakarak gruptan ayrıldı. “Sleep Of Angels” albümü, tarzlarına gotik birçok öğe ekleyen grup için bir adım daha ileri gitmek demekti ancak yine de albüm metal albümü olarak nitelendirildi. Albümün piyasaya sürülmesinden iki hafta önce 7 parçalık single “Der Perfecte Traum” piyasaya çıktı. Bu single’da “Sleep Of The Angel” albümünden alınma “Der Perfecte Traum” ile başka hiçbir albümde bulunmayan “Moonlight” ve 1996’da Samael ve Moonspell ile çıktıkları Avrupa turnesi sırasında Polonya’da kaydedilen ve kötü sound’u ile akıllarda kalan canlı 5 parça daha vardı. Bu single çalışma özellikle grubun Alman hayranlarınca büyük beğeniyle karşılandı. “Der Perfecte Traum” adlı şarkıya kadar grup, bazı Latince şarkıları dışında İngilizce’den başka dil kullanmamışlardı. Bu açıdan da bu şarkının grup için ayrı bir yeri olduğuna inanıyoruz.



1998 senesinde piyasaya sürülen “Sleep Of The Angels” albümüyle beraber Rotting Christ’in dinleyici kitlesi genişledi. Bazı eski hayranlar grubun eskiden yaptıkları tarzın çok dışında bir müzik yaptığından şikâyet etseler de, “The World Made End” veya “Delusions” gibi parçalarda grubun Black Metal geçmişinin etkileri fark ediliyordu. “Sleep Of The Angels” adlı albüm grubun dünya turnesine çıkmasını sağlayan ilk albüm olduğundan, bu albümün de grup için yeri ayrıdır. Önce Deicide, Ancient Rites, Aeternus ve Behemoth ile uzun bir Avrupa turnesi, ardından ABD’de çeşitli şehirlerde, Kolombiya ve Brezilya gibi ülkelerde konser düzenleme şansına sahip olan grup bütün turne boyunca küçük bir karavanda yolculuk ettiler. Grup turne için Meksika’dayken, 6,8 şiddetinde meydana gelen deprem sonucu Themis hafif yaralandı. Rotting Christ 2000 yılının başlarında Türkiye’ye ikinci defa gelmek üzere yola çıktı. 1999 senesinde Türkiye’de meydana gelen deprem nedeniyle zarar gören mağdurlara yardım amaçlı İstanbul’da bir konser verdi. Ve Türk hayranları tarafından büyük destek alarak uğurlandı. Daha sonrasında grup, Yunanistan’da Rodon Club’da çok başarılı bir konser vererek turneye son verdi. Bu son konsere ünlü Yunan dark sanatçısı Vasilis Arnaoutoglou da katılmıştı. Konser sonrasında Vasilis, Sakis’e parçalarından biri için video klip çekmeyi teklif etti. Beraberce “After Dark I Feel” isimli video klibi hazırladılar. Bu klipte parçanın görsel temsili için paradoks ve karanlık görüntüler yansıtan kendine has bir sonuç elde edildi.

Rotting Christ çıkardıkları bütün o albümler ve verdikleri bütün o konserlerden sonra tekrardan değişmeye karar verdi. Fakat bu sefer hedef kitle kaybedilen eski hayranlardı. Bu amaçla 2000 yazında stüdyoya giren grup “Khronos” albümünü kaydetti. Albümün en önemli özelliği ise hem “A Dead Poem” ve “Sleep of Angels”'daki atmosferi koruyup hemde Black Metal kökenine sadık kalınmasıydı. Albüm çıkmadan önce grup, gelecek albümün güçlü Black Metal duygularıyla hazırlanmış, çok derin bir albüm olacağını söyleyerek eski hallerine geri döndüklerine dikkat çekiyorlardı. Eski üye Wampyr Daoloth’un bir parçada vokallerde katılımı gerekirken, yoğun iş programı ve teknik problemler nedeniyle bu maalesef asla gerçekleşemedi. “Khronos”, “Thou Art Blind”, “Aeternatus”, “Glory Of Sadness” gibi saf Black Metal parçaları içeriyordu. Albüm genel olarak ele alınacak olursa, “Sleep Of The Angels” ve “A Dead Poem” albümlerinde rastlanmayan Black Metal duygularına bariz bir şekilde geri dönüyordu. Kayıtlar, Sakis’in yapımcılığında ve Hypocrisy’den Peter Tagtgren’in yardımıyla Abyss Studio’da gerçekleştirildi. “Khronos”’un albüm kapağını (Çarmıha gerilmiş İsa’nın çürümüş betimlemesi) Septic Flesh’ten Spyros “Seth” hazırlamıştı. Grup albüm çıkar çıkmaz Vintersorg, Madder Mortem ve Tristania gibi gruplarla HeadLiner olarak turneye çıktı. Çeşitli ülkelerde birçok konser verdiler ve bu konserler arasında 2001 senesinin başlarında İstanbul’da verdikleri konser de bulunmaktadır. Bu turne de, Rodon’da ve ülkenin geri kalanında küçük bir turneyle sona erdi.

2001 senesinde grup ikinci defa Atina’daki Rockwave Festivalinde Judas Priest, Megadeath, Savatage, Cradle Of Filth ve Less Than Human gibi gruplarla aynı sahneyi paylaşma şansı yakaladı. Yeni albüm çalışmaları için grup 1,5 sene boyunca inzivaya çekilmiş, bu inzivayı sadece 27.04.2002’de My Dying Bride’ın Londra konserine özel konuk olarak katılmaları nedeniyle bozmuşlardı. 2002 yılında Rotting Christ köklerine tam anlamıyla geri dönüş yaptı. Yunanca isme sahip olan “Genesis” adındaki yeni albümü gören hayranları ilk önce eski logoya geri dönülmesinden ötürü büyük heyecanın yaşadı. Fakat geri dönüş sadece logo ile sınırlı değildi, artık Rotting Christ tekrar bir Black Metal grubu olmuştu ama Yunanlıların yaptığı Black Metal artık yapılan türden bir Black Metal değildi. Rotting Christ tek kelime ile benzersiz olmuştu. Albümün yapımcılığını Sakis ve Andy Classen üstlenmiş, 1996 yılındaki “Triarchy Of The Lost Lovers” albümü gibi bu albüm de Stage One Studios’da kaydedildi. “Daemons”, “Lex Talionis”, “In Domine Sathana”, “Ad Noctis”, “The Call Of The Aethyrs” gibi parçalar modern görünümlerine rağmen grubun ilk dönemlerinin müziğini hatırlartır nitelikte… Sonuçta grup bu albümle müziklerine melodi eksiği olmayan dark ve sert bir sound ve gruba 1997 senesinde eklenen Heavy Metal duygusunu kattı. Çıkılan dünya turnesi ardından 2003 yazında İstanbul Rock The Nations Festivalinde Opeth, Kreator ve Dio ile aynı sahneyi paylaştılar. Ardından da 2003 Ağustos ayında Almanya Wachen Festivalinde sahne aldılar.



Ocak 2004 senesinde klavyeci George gruptan ayrılma kararı aldı. ’90 öncesi soundlarına dönmeye karar veren grup, konser turlarına devam etti ve 8 Nisan’da Norveç Inferno Festivalinde Mayhem, My Dying Bride gibi gruplarla aynı sahneyi paylaştılar. 18 Nisan 2004’te grup bir kez daha ülkemizi ziyaret ederek İzmir’de bir konser verdi. Yine bu dönemlerde, yeni albümleri çıkmadan önce gitarist Kostas kişisel nedenlerinden ötürü gruptan dostça ayrılmak zorunda kaldı. Kostas’ın ayrılmasıyla grup üç kişi kalmıştı. Sakis bir röportajında otuzlarına gelmiş insanlar için bu işin pek güvenli gelmediğini, bunun tamamen anlaşılabilir ve saygı duyulması gereken bir karar olduğunu söylemişti. Bu olayın ardından grup, yeni albümleri “Sanctus Diavolos” (Aziz Şeytan) için inzivaya çekilme kararı aldı. 2004 Mayıs ve Haziran’da Atina SCA Studios’da kaydedilen ve düzenlemelerinin Frederik Nordstrom tarafından Studio Fredman / Göteburg-İsveç’te yapıldığı bu yeni albümde prodüktörlüğün yanı sıra gitar ve klavye görevini de Sakis üzerine aldı. Andreas basta, Themis ise davulda yer almıştı. Sakis bir röportajında 3 kişiyle oluşturulan bu albümün daha çok kişiyle hazırlanmasından daha kolay olduğunu vurgulamıştır. Bu albümde sample kullanılmadı. Koro kısımları dahi gerçek seslerle oluşturuldu. Albümün giriş şarkısı olan “Visions Of A Blind Order” adlı parçada çalınan sololar konuk müzisyen Gus G. tarafından gerçekleştirildi. Özellikle eski hayranlarınca büyük ilgiyle karşılanan bu albüm, dünya genelinde de beğeni topladı. Antik Yunanca şarkı sözleri, birbirinden farklı tarzdaki şarkıları ve Doğu’ya ait ezgileriyle bünyesinde birçok ilki barındıran, farklı bir albümdü.

Bu albümde parçalar felsefi sözlerle yoğun olarak din konusunu içeriyordu. Sakis bu albümle ilgili bir röportajında “dini insanların başına gelen en kötü şey” olarak nitelendiriyordu. Sadece Hristiyanlığa değil, tüm dinlere ve bu dinlerin hayatlarımıza getirdikleri sınırlamalara karşı olduklarını dile getiriyor, öte yandan bazı sınırlamaların kendi düşünceleriyle paralel olduğunu, örneğin adam öldürme lüksüne kimsenin sahip olmadığını söylüyordu. Bunun yanı sıra, “Heretic” (kafir) olarak nitelendirilmekten de sıkıldıklarını, bütün dinlerin çürüdüğünü düşündüğünü belirtiyordu.

2004 senesinde grup açısından bir başka olumlu haber de Güney Amerika’dan geldi. Brezilyalı 14 grup bir araya gelerek Rotting Christ şarkılarını yeniden seslendirmiş, bu şarkıları da “An Evil Existence For Rotting Christ” adı altında övgü niteliği taşıyan bir albümde toplayarak piyasaya sürmüşlerdi. Rotting Christ bu haberin ardından tekrar yollara düşerek bir dünya turnesine daha çıktılar. 11 Aralık 2004 senesinde ülkemizde, İstanbul – Kazablanka’da verdikleri özel konserde yeni albüm şarkılarının yanı sıra, hiç çalmadıkları eski şarkılarına da yer verdiler.



Bu arada Century Media ile imzaladıkları on senelik sözleşme sona erince grup, Fransız plak şirketi Seasons Of Mist ile iki albümlük bir anlaşma imzaladı. Yeni plak şirketi grubun eski albümleri olan “Passage To Arcturo” ile “Non Serviam”’ı yeniden elden geçirerek yayınladı. Bu arada Rotting Christ sadece ilk üç black albüm şarkılarının çalınacağı özel bir konser DVD’si çıkartmayı planlamaya başladılar. Bunun yanı sıra Rotting Christ tarihini yansıtan şarkılardan oluşan 2 CD’lik kayıt gerçekleştirmek üzere Yunanistan’a gitmeye karar verdiler. Konserler esnasında beraber çaldıkları Nightfall gitaristi Giorgos ile anlaşıp, onu da gruba dâhil ettiler.

Grup uzunca bir aradan sonra 2007 senesinde yeni albümleri “Theogonia” ile yine tekrar hayranlarının karşısına çıktı. “Theogonia” Hesiodos’un evrenin oluşumunu anlattığı eserinin adıdır. Bu albüm müzikal anlamda bir önceki Sanctus Diavolos’un devamı niteliğinde. Hatta o kadar çok bir önceki albümün devamı niteliğinde ki, birçok eleştirmen tarafından şarkı başlangıçlarının dahi aynı olması olumsuz tepkilere neden oldu. Albümde çeşitli enstrümanlar ve canlı koro dikkati çekmekle beraber, nakaratların aşırı melodik ve akılda kalıcı olması da, Sakis’in bu albüm için epey çalıştığını gösteriyor. Kullanılan kemanlar, şarkının içinde yer alan Arapça kısımlar adeta Rotting Christ parçası dinlediğimizden şüphe edeceğimiz bir noktaya götürüyor bizleri… Albümdeki “Enuma Elish” adlı parça, Babil Mitolojisine göre Yaratılış Efsanesini ifade etmektedir. Nemecic (ceza tanrıçası) adlı parçada da tuluma benzer bir enstrüman şarkıya eşlik ediyor. Son olarak da albümün kapanış şarkısı “Threnody” ile önceki albümün kapanış şarkısı “Sanctus Diavolos” da birbirlerine çok benzedikleri için eleştirmenlerden olumsuz not alan şarkılardan... Eleştirmenler zikir ayini tarzı koro ve ona eşlik eden vurmalılar da olmasa, şarkıdaki soloların bile aynı olduğunu söylüyorlar. Henüz grup bu benzerliğin özellikle yapılıp yapılmadığı konusunda bir açıklama gerçekleştirmedi. Umarız yakında akılda kalan sorulara cevap verirler.



”Theogonia” Albümü Hakkında Eleştiri: “Theogonia” isimli 9. uzun soluklu albümlerinde, Rotting Christ’in 2004 senesinde çıkardıkları “Sanctus Diavolos” adlı albüme yakın bir sound söz konusu olmakla birlikte, yeni albümde daha fazla güç ve ahenk bulunduğunu da belirtmek yerinde olur. Theogonia’da Rotting Christ’le ilgili şaşırtıcı bir yenilik mevcut değil. Ana tempoyu sağlayan bateri ve lead gitar saf ve basit bir melodiye, Bizans tonlarına sahip. Bunlar artık Rotting Christ’in vazgeçmeyeceğini düşündüğümüz şeyler haline geldi. Gerçekten de vokaller, usta klavye ile birlikte sound ve ambiyansı yükseltiyor, bunları biraz daha süslemek için eklenen gizem ve etnik tad ile bir araya gelerek grubun sound’una canlılık ve orijinallik ekliyor.

“Gala Tellus”, “Helios Hyperion”, “Rege Diabolics”, “He, the Aethyr” ve “Threnody” grubun hayranlarının yumruklarını en yükseklere uzatarak dinleyecekleri, bu albümdeki en güçlü parçalar. “Gala Tellus” iyi tasarlanmış ve sıkı parça olarak nitelendirilmesine rağmen, başında ve sonunda yer alan birer dakikalık riffler, baslar ve bateri Amon Amarth’ın Viking Gemisini andırıyor. “Threnody” ise belki de albümdeki en mükemmel şarkıdır. “Helios Hyperion” ilham verici lead gitarlarla, “Melechesh Emissaries”’ın göz kamaştırıcılığına yakın twisted rifflerle 90’lardaki Rotting Christ, Septic Flesh ve Nightfall gibi klasik bir Yunan sound’u oluşturuyor. Açılış parçası olan “The Sign Of Prime Creation” ve “Keravnos Kivernitos” da aslında çok kötü değil. Ama bu parçalar karışık olmayan kolay bir sound’a sahip.

Albümdeki zayıf parçalar ise “Enuma Elish”, “Nemecic” ve “Phobo’s Synagogue”. “Enuma Elish” adlı parçada monotonluk ve uyumsuzluk had safhada ve Sakis’in büyüleyici vokali geri planda kalmış. Bu şarkıda Rotting Christ’ın gücünü bulmak mümkün değil. Arka fondan yükselen Arap vokaller iyi harmanlanamamış ve bateri de isteksizce çalınıyormuş gibi basit kalmış. Rob Halford’un eski rahip projesindeki gibi, Nu Metal ile basit endüstriyel müzik birlikte iyi olmuyor. “Nemecic” aslında tümüyle zayıf bir şarkı değil. Ancak bu şarkı da Rotting Christ’in doğu sound’unu müziklerine iyi harmanlayamadıklarının bir başka örneğini oluşturuyor. Arka fondan gelen Orta Doğulu sesi, yas tutar gibi ibadet ediyor, lead gitarlar ise atmosfer yaratmaktan çok bu sesi taklit ediyor gibi görünüyorlar.

Tim Dodd Albümdeki şarkılar şunlar;
1. The Sign of Prime Creation 03:21
2. Keravnos Kivernitos 04:41
3. Enuma Elish 04:39
4. Gaia Tellus 04:39
5. Helios Hyperion 03:48
6. Nemecic 04:16
7. He, The Aethyr 04:41
8. Phobos' Synagogue 04:25
9. Rege Diabolicus 02:53
10. Threnody 05:19

Biraz da grup üyelerine göz gezdirelim;



Necromayhem / Sakis Athanosios Tolis / Gitar – Vokal
(29.06.1972) sakis@rotting–christ.com

Müziğe küçük yaşlarda başlayan Sakis; Bathory, Venom, Celtic Frost, HellHammer, Possesed gibi gruplardan etkilendi. 12 yaşında annesinin çantasından aşırdığı paralarla kendisine ikinci el bir gitar alarak, yeniden tasarladığı (cover) Black Sabbath denemeleriyle müziğe başlamış oldu. Mutilator ve kardeşi Themis ile Black Church grubunda çalarken, kendi müziklerini yapmak üzere bu gruptan ayrılarak Rotting Christ’i kurmaya karar verdiler. O zamanlar kendi isimleri yerine takma isimler kullanıyorlardı. Üniversitede “Turizm” bölümünde okurken, hayatına müzik ile devam etmeye karar vererek okuldan ayrıldı.



Necrosauron / Themis Efthimios Tolis / Bateri
29.03.1974

Rotting Christ’in diğer bir kurucu üyesi ve aynı zamanda Sakis’in kardeşi olan Themis, grubun Black Metal döneminde Necrosauron ismini kullandı. Liseyi bitirdikten sonra üniversite eğitimi almadan hayatına müzikle devam etmek istediğine karar vererek bu yolda ilerledi.



Andreas Lagios / Bas Gitar
11.11.1972 andreas@rotting–christ.com

Rotting Christ’e “A Dead Poem” albümüyle Nightstalker grubundan terfi etti. Bilgisayar üzerine eğitim aldı.



Georgos Bokos / Gitar
george@rotting–christ.com

Obsecration ve Nightfall’da çaldı. “Sanctus Diavolos” sonrası Rotting Christ ile konserlerde beraber çaldıktan sonra gruba dâhil oldu.

Eski Üyeler;
Mutilator / Jim Patsouris / Bas Gitar
24.07.1971 / Atina

Black Church’ten tanıdığı Sakis ve Themis ile beraber, anılan gruptan ayrılarak Rotting Christ’in kurucu kadrosunda yer aldı. Yazdığı şarkı sözleri Rotting Christ’e çok şey kattı. “Triarchy Of The Lost Lovers” albümünden sonra gruba veda etmek zorunda kaldı. Onun gidişiyle birlikte, Rotting Christ için bir dönem kapanmış oldu. Yerine Andreas gruba dâhil oldu. Şu an Mutilator Atina’da Metal Era adında bir müzik dükkânı işletiyor.

Magus Wampyr Daoloth / Giorgos Zacharapoulos / Geri Vokal – Klavye
12.11.1970

“Passage to Arcturo” albümü ile gruba dâhil oldu. “Non Serviam” sonrası müzikal açıdan Rotting Christ ile uyuşamayacağını söyleyerek gruptan ayrılma kararı aldı. Kuşkusuz klavyede ve geri vokalde yarattığı harikalar unutulamayacaktır. Yunan underground dünyasının en tanınmış isimlerinden biridir. Septic Flesh dahil olmak üzere birçok Yunan grubuna katkıda bulunmuştur. Yunan yer altı tanrılarının yan proje olarak kurduğu grup “Thou Art Lord”’da yer aldı. Şu an kendi grubu olan Necromantia’da çalmaya devam ediyor.

George / Klavye
“Sleep Of The Angels” albümüyle Klavyeci Panagiotis yerine gruba geldi ve “Genesis” albümünden sonra gruptan ayrıldı.

Kostas Vasilakopoulos / Gitar
31.08.1976 / Atina

Daha önce Condemnation ve Corruption gruplarında çalan Kostas, Rotting Christ’e “A Dead Poem” adlı albümle dâhil oldu. “A Dead Poem” öncesi gitarist eksikliği çeken Rotting Christ ile bazı konserlerde beraber çaldı. “Genesis” albümünden sonra gruptan ayrılma kararı aldı.



Sakis Röportajı (Rotting Christ Türkiye Fan Kulübü – Ocak 2007)
- Evet Sakis, Rotting Christ yeni bir doğum yaptı, kendinizi nasıl hissediyorsunuz?
Sakis: Yeni bir bebeğe hayat vermiş her aileyle aynı duyguları paylaşıyoruz, gerçekten iyimser ve hayata tutkuyla bakan...

- Yeni albümden bahseder misin?
Sakis: THEOGONIA'nın tamamen Rotting Christ ürünü olduğunu gururla söyleyebilirim. Şarkılar, prodüksiyon, mixler ve mastering bana ait. Uzun yıllar birçok prodüktörle çalıştım. Bu deneyimler belli bir seviyeye gelmeme yardımcı oldu artık endişelenmeden kendi başıma tüm bu işleri halledebiliyorum. Şarkılar uzun uğraşlardan sonra ortaya çıktı. Bir seneden fazla süre boyunca yeni şarkı yaratmaya kafa yordum. Gitarımı elime alıp yeni rifler yazmak benim için oldukça kolaydı. Ve birkaç ay içinde albüm hazır oldu. Farklı bişeyler yaratmak istedim .Daha doğrusu Rotting Christ albümlerinin olduğu binaya farklı bir şey koymak istedim. İlk endişem yeni bir fikir yakalayabilmekti ve bu endişe beni ayakta tuttu. Bazen de uyku zamanları kabus gibiydi. Gecenin bir yarısında aniden bir fikirle uyanıp gitarı elime alıyorum ve bu fikre hayat vermek için yazmaya başlıyorum.

- Theogonia nedir?
Sakis: THEOGONIA dünyanın yaradılışını anlatan bir antik Yunan efsanesi. Yazarı tarafından çok iyi anlatılmış ve bizi de şarkı sözlerinde oldukça etkiledi. Kitapta anlatılanları bire bir şarkı sözlerine yansıtmadık(kitabı okuyunca anlayacaksın). Genel olarak bu efsaneleri Rotting Christ bakış açısıyla harmanladık. Ayrıca ENUMA ELISH de bir yaradılış destanı ama Sümer(mezopotamya) kaynaklı.

- Giorgos neler yapıyor? Bize biraz Giorgos'u tanıtır mısın?
Sakis: Giorgos gruba daimi üye olarak katılmadan önce onunla birçok konsere çıkmış ve bu konserlerde onu uzun süre deneme fırsatını yakalamıştık. Bir gruba yeni bir üye alacağımız zaman sadece iyi gitar çalıp çalmadığı önemli değildir. Bizimle aynı frekeansta ve iyi müzisyen olmasını daha çok önemsiyoruz. Ve Giorgos tüm bunları başarıyla geçti.

- Albüm kapağı kime ait?
Sakis: Albüm kapağını Season of Mist'ten elemanlar yaptı. Albüm kapağındaki baş, antik tanrı'nın başı(THEOGONIA, tanrıların doğumu). Bana göre albümün karanlık ve apocryphal yanına tamamen uymuş.

- Promo fotoğrafları kime ait? En karanlık Rotting Christ fotoğrafları bence.
Sakis: Tüm fotoğraflar eski Septic Flesh elemanı Seth tarafından tasarlandı ve çekildi. Fotoğraflar konusunda seninle aynı fikirdeyim.

- Albümleriniz genelde yazın çıkıyordu ama bu sefer farklı oldu. Theogonia için kış albümü diyebilir miyiz?
Sakis: Black Metal sadece soğuk iklimlere özgü bir müzik değil. Bizim coğrafyamız ılıman bir coğrafya, soğuğun hayatımızda pek yeri yok. Bu yüzden kış albümü yaratma konusunda gerekli temelimiz yok. Şöyle söyleyim, Theogonia sıcak zihniyetle dünyadaki soğuk ruhlara ithaf edilmiş bir albüm.

- Şarkılarınızda doğuya ait melodiler de var Yunanca sözler de. Dünyada 11 Eylül sonrası müzikal anlamda doğuya yakınlaşma var. 11 Eylül sonrası doğu kültürünü merak mı söz konusu, yoksa zaten bizim köklerimizde doğu var köklerimize dönüyoruz mu diyorsunuz? Siz hangi yöne koyuyorsunuz ağırlığınızı?
Sakis: Bize biçilmiş rolleri ve dünyayı taraflara ayırmaya çalışanları umursamadan kendimi dünya vatandaşı olarak görüyorum. Müzikal anlamda doğu müziğini seviyorum. Dünyanın diğer coğrafyalarından gelen müzikleri inceliyor ve yararlanmaya çalışıyorum. Şarkı sözlerine gelince Yunanistan, doğduğum ve büyüdüğüm ülke, o yüzden şarkı sözlerine Yunanca sözler yazmam çok normal, ben buralardan besleniyorum. Sadece son iki albümde değil başlangıçtan beri Yunanca söz yazıyorum. Yunanistan coğrafi olarak doğuyla ilişkili bir yerde duruyor bu yüzden müzikal olarak doğudan da öğeler taşıyoruz. ENUMA ELISH'i yazmamızın bir nedeni de bu.

- Şarkı sözleri daha elimize geçmedi.
Sakis: Plak şirketimiz belli bir süre için şarkı sözlerinin yayınlanmasını istemiyor. Biraz süre geçtikten sonra elinize ulaşır.

- Şarkı sözlerinden bahsetsen? Eski sözlerden farklı bir yanı var mı?
Sakis: Yeni albümün genel konsepti eski Yunan kosmogonisinden esinlenilerek oluşturuldu. Sözleri, evrenin yaradılışını kelimelerle görsel olarak tasvir eden Hesiodos'un kitabı THEOGONIA'dan esinlenerek yazdık. Bu kitap CHAOS/NIGHT /EREVOS/ TITANS/PHOBOS'un yaradılışını anlatır. Rotting Christ'ın karanlık ve apocryphal sözlerine uygun bir tarz. CHAOS'un yaradılışında ortaya çıkan ilk nesne bizlere ilham verdi. ???? ??????(THE SIGN OF PRIME CREATION) EREVOS (yeraltı dünyasının karanlığı) ya da TARTARUS (sonsuz azabın yeri)'u yazarken bu hiçlikten sonra ilk varolan şeylerden ilham aldık. Titan Phobos içimizde iyi saklanmış, derinlerde yatan hisleri keşfetmemizi sağladı ve bu sayede Phobia adlı şarkıyı yazdık.

- Şarkıların yapısı nasıl, geçen albüm gibi farklı tarzlar bir arada mı?
Sakis: Daha hızlı, daha saldırgan ve bir şekilde eski okült köklere dönmüş bir tarz. İyi kurgulanmış melodiler hala var. Etnik bölümler, değişik enstrümanların eklenmesi ve aynı zamanda antik Yunanca sözlerin kullanılması bence albümü müzikal olarak bir adım öteye götürdü. Çok ciddi değişiklikler yok. Bu bizim 10. albümümüz ve oturmuş soundumuzda değişiklik yapmak zor.

- Geçmiş albümle bu albümü kıyaslasan? Ne yapmaya çalıştınız bu albümde?
Sakis: Bu ileri atılan bir adımdı, hayranlarımızın ilgisini korumayı böyle başarabiliriz. Bu yüzden farklı şeyler deneyerek bir adım ileri gitmek istedik. Rotting Christ'ın yeni bir şeyler yaratmak için iştahının olduğunu göstermeye çalıştık. Bir gün uyanıp da isteğimiz kalmassa grubu dağıtırız. İnsanları sömürmek istemiyoruz, sadece nakite çevirmek için albüm yapmak istemeyiz.

- Season of Mist ile ilk albümünüz. Biraz anlatır mısın Season of Mist'i? Century Media ile kıyalasan?
Sakis: Evet 10 yıllık bir süreden sonra anlaşmamız bitti ve dostça ayrıldık. Ciddi bir sorunumuz yoktu sadece taze bir nefes almanın zamanı gelmişti. Ümid vaadeden ama daha küçük bir firmayla yola devam etmeyi uygun bulduk. Season of Mist'le daha yakın ilişkiler içindeyiz. Bizlere şirkette ayrı bir önem veriyorlar. Bu ilişkinin devamı nasıl olacak çok merak ediyoruz. Şu an için gözüken o ki her şey yolunda ve Rotting Christ Season of Mist içinde çok önemli bir yere sahip. Century Media'da olmayan buydu. Bu firmada daha önemli bir pozisyondayız, Century Media'da Rotting Christ'ın yeri bu kadar önemli değildi. Son albümün piyasada olan baskılarından da bunu anlamak mümkün. Digipack şeklinde içeriğinde DVD bonus ve diğer birçok şey konmuş.

- Türkiye'de bir şirketle anlaştınız heralde...
Sakis: Türkiye, hmm... Türkiye'de dağıtım için bir şirket bulamadık henüz. Türkiye, albümlerimizi satmayı düşündüğümüz ya da konserler vermekten hoşlandığımız favori ülkelerden biri. Şu an için bu konuda çalışmalarımız var ve oralarda albümlermizin satıldığını görmek bizi mutlu edecek.

- Dağıtım nasıl olacak? Eski albümleriniz, Passage to Arcturo ve Nonserviam'ın yeni baskısı ya da eski ve yeni planlanan DVD, 2CD'lik RC tarihi Yunanistan konserleri... Kısaca burada neler satılacak?
Sakis: Daha önce de söylediğim gibi Türkiye'de dağıtımımız yok. Sadece son albüm için değil önceki albümlerimiz için de yoktu. Ülkenizden gerçekten çok olumlu tepkiler alıyoruz ve bu sorun canımızı sıkıyor. Bu konuda plak şirketimize bu sorunu çözmesi için talimat verdik.

- Rotting Christ'ın 20. yılı. Neler söyleyeceksin bu 20 yılla ilgili?
Sakis: Grubun 89'dan beri ayakta olduğunu düşünecek olursak yeni albüm aslında şirketle birlikte 16. yılımızda yayınlandı. Ne söyleyebilirim kendimi sadece şanslı hissediyorum ki hayattayım ve müzikal düşüncelerimi ifade edebilecek yeterliliğe hala sahibim.

- Aynı zamanda Türkiye ile tanışmanızın da 10. yılı. Bu vesileyle Çağlan Tekil ile röportaj yapmayı düşünüyoruz. Çağlan hakkında neler söylemek istersin?
Sakis: Kardeşim Çağlan'a selamlarımı gönderiyorum. Çağlan bizi oralara ilk defa ve farklı bir zamanda getiren bir adamdı. Ona çok teşekkür ediyor ve yakın zamanda tekrar görüşmeyi umut ediyorum.

- Son video klibinizi Keravnos Kyvernitos'a çektiniz? Neden bu şarkı?
Sakis: Video klip üzerine çalışırken klibin dikkat çeken bir yapıda olması gerektiğini düşünmedik. Albümün genel havasını yansıtması bizim açımızdan daha çok tercih edildi. Keravnos Kyvernitos bu yönden doğru bir seçim oldu. Fazla pahalıya mal olmayan sadece sıradan insanlardan sıradan bir çekimdi.

- Buradaki konser turneniz ertelendi...
Sakis: Şirket konserle ilgili bütün sorumluluğu üzerine almıştı ama aradan bir süre geçtikten sonra çeşitli sorunlar ortaya çıkmış. Bu yüzden bizim Avrupa turnemiz dönüşünde Nisan gibi yapmayı planlıyoruz. Üç ya da dört konser düşünüyoruz Türk topraklarında, gerçekleştiği takdirde çok iyi olacak.

- İmza günü yapmayı düşünüyor musunuz?
Sakis: Elbette, teklif geldiği takdirde yapmayı düşünüyoruz. Sanatçıların hayranlarıyla buluşması en büyük ödüllerden biri. Yüz yüze iletişimle ileriye bakabileceğiniz yeni yönleri farkedebiliyorsunuz. Bu açıdan hayranlarla iletişim halinde olmayı önemsiyoruz.

- Dinler hakkında ne düşünüyorsun? Sence 11 Eylül sonrası dünyada bir dinler savaşı mı yaşanıyor?
Sakis: İnsanlar hangi tanrıya inandığını gereğinden fazla önemsemeye devam ederlerse 3. Dünya Savaşı bu temelde şekillenecek gibi duruyor.. Biz buna karşı duruşumuzu göstermek için burdayız ve aynı şeyi metal dinleyenlerden de bekliyoruz. Dinler, güvende olmayan ve korkmuş insanlar içindir. Biz diğer inananlar gibi korkmuş değiliz çünkü kendimize inanıyoruz. Kısacası tanrı biziz...


”Theogonia” Albümü Hakkında Eleştiri: “Theogonia” isimli 9. uzun soluklu albümlerinde, Rotting Christ’in 2004 senesinde çıkardıkları “Sanctus Diavolos” adlı albüme yakın bir sound söz konusu olmakla birlikte, yeni albümde daha fazla güç ve ahenk bulunduğunu da belirtmek yerinde olur. Theogonia’da Rotting Christ’le ilgili şaşırtıcı bir yenilik mevcut değil. Ana tempoyu sağlayan bateri ve lead gitar saf ve basit bir melodiye, Bizans tonlarına sahip. Bunlar artık Rotting Christ’in vazgeçmeyeceğini düşündüğümüz şeyler haline geldi. Gerçekten de vokaller, usta klavye ile birlikte sound ve ambiyansı yükseltiyor, bunları biraz daha süslemek için eklenen gizem ve etnik tad ile bir araya gelerek grubun sound’una canlılık ve orijinallik ekliyor.

“Gala Tellus”, “Helios Hyperion”, “Rege Diabolics”, “He, the Aethyr” ve “Threnody” grubun hayranlarının yumruklarını en yükseklere uzatarak dinleyecekleri, bu albümdeki en güçlü parçalar. “Gala Tellus” iyi tasarlanmış ve sıkı parça olarak nitelendirilmesine rağmen, başında ve sonunda yer alan birer dakikalık riffler, baslar ve bateri Amon Amarth’ın Viking Gemisini andırıyor. “Threnody” ise belki de albümdeki en mükemmel şarkıdır. “Helios Hyperion” ilham verici lead gitarlarla, “Melechesh Emissaries”’ın göz kamaştırıcılığına yakın twisted rifflerle 90’lardaki Rotting Christ, Septic Flesh ve Nightfall gibi klasik bir Yunan sound’u oluşturuyor. Açılış parçası olan “The Sign Of Prime Creation” ve “Keravnos Kivernitos” da aslında çok kötü değil. Ama bu parçalar karışık olmayan kolay bir sound’a sahip.

Albümdeki zayıf parçalar ise “Enuma Elish”, “Nemecic” ve “Phobo’s Synagogue”. “Enuma Elish” adlı parçada monotonluk ve uyumsuzluk had safhada ve Sakis’in büyüleyici vokali geri planda kalmış. Bu şarkıda Rotting Christ’ın gücünü bulmak mümkün değil. Arka fondan yükselen Arap vokaller iyi harmanlanamamış ve bateri de isteksizce çalınıyormuş gibi basit kalmış. Rob Halford’un eski rahip projesindeki gibi, Nu Metal ile basit endüstriyel müzik birlikte iyi olmuyor. “Nemecic” aslında tümüyle zayıf bir şarkı değil. Ancak bu şarkı da Rotting Christ’in doğu sound’unu müziklerine iyi harmanlayamadıklarının bir başka örneğini oluşturuyor. Arka fondan gelen Orta Doğulu sesi, yas tutar gibi ibadet ediyor, lead gitarlar ise atmosfer yaratmaktan çok bu sesi taklit ediyor gibi görünüyorlar.

Tim Dodd 1- http://www.rotting-christ.com/
2- http://www.rottingchristturkiye.com/menu.htm
3- http://www.myspace.com/rottingchristabyss
4- http://en.wikipedia.org/wiki/Rotting_Christ
5- http://tr.wikipedia.org/wiki/Rotting_Christ
6- http://www.metal-archives.com/band.php?id=314
7- http://www.iturocks.org/v2/readarticle.php?article_id=158
8-http://www.biletix.com.tr/webbiletix/wtsEvent.do?eventCode=HRCA1
9- http://www.bira.gen.tr/bira.asp?ID=1890
10- http://search.mercora.com/bio/Rotting_Christ
11-http://www.maximummetal.com/news/Default.asp?u_file=82283.txt
12-http://www.edebik.com/ne_nedir/?sayfa=terim_aciklama&cat=tarih&terim=1328
13- http://www.discogs.com/artist/Rotting+Christ
14- http://www.digitalmetal.com/reviews.asp?cid=7980
15- http://www.metalstorm.ee/bands/band.php?band_id=220&bandname=Rotting+Christ
16- http://heavymetal.about.com/od/cdreviews/fr/rottingchrist.htm
17- http://www.bnrmetal.com/groups/roch.htm
18- http://www.lordsofmetal.nl/showreview.php?id=9032&lang=en
19- http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=rotting+christ
20- http://www.myspace.com/georgebokos
21- http://www.myspace.com/andreasrc
"
Tarih: 14.03.2007 Saat: 05:45 Gönderen: ImpLosioN
 
İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Biyografi
· Haber gönderen ImpLosioN


En çok okunan haber: Biyografi:
Karanlığın Biyografisi: BURZUM

 
Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü

 
Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa

 

Haberi ... Bookmark Ağına Ekle.

BlinkList del.icio.us FaceBook Folkd Furl Google Linkarena Mister Wong oneview Webnews Yahoo MyWeb YiGG

Yorumlar yazarlarına aittir. İçeriklerinden biz sorumlu tutulamayız.

Anonim kullanıcı yorum yazamaz, lütfen kayıt olun

Re: Yunanların Çürük Mesihi: Rotting Christ (Puan: 1)
Gönderen: KopuK Tarih: 16.03.2007 Saat: 05:00
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
maşallah eline saglık ece baya uzun bir tanıtım olmuş doya doya okudum son albümü indirmeyen varsa indirsinler internetde mevcut..

site geri gittiği icim okuma sayısı ve yorumlarda gitmiş, saglık olsun



Re: Yunanların Çürük Mesihi: Rotting Christ (Puan: 1)
Gönderen: desiderius Tarih: 17.03.2007 Saat: 06:05
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
sonunda bıtırdın demek elıne saglık ece devamını beklıyorz



Re: Yunanların Çürük Mesihi: Rotting Christ (Puan: 1)
Gönderen: AurorAxSx Tarih: 17.03.2007 Saat: 11:56
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
:) Yorumlar için teşekkürler... Daha önce yazılan yorumları göremedim.... Yorum yapan herkese teşekkürler :)



Re: Yunanların Çürük Mesihi: Rotting Christ (Puan: 1)
Gönderen: aargh (aargh@hotmail.com) Tarih: 18.03.2007 Saat: 14:47
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
Teknik bağlamda grupta enstrümanların vasat düzeyi aşmadığı konusuna değinilmiş olması şaşırtıcı. Çünkü bu tür grupları dinleyen arkadaşlar böyle konuları ele almaktan pek bir imtina ederler. Bilirler ki grup (genel anlamda, sadece Rottink'i kastetmiyorum) cidden jınn jınn 2 riff takılır, al sana kocca albüm. Ama çıkış yolu vardır, sonuçta grup pek bir atmosferik yapar müziğini. Tekniğe, yeteneğe ustalığa ne hacet. Müzik piyasasında yetişme, pişme, kavrulma aşamasında olan hevesli arkadaşlar da tabi abilerinden gördüklerini uyguluyorlar ondan sonra. Az teknik ama gümbür gümbür atmosferik parçalarla kopuyoruz evimizde barkımızda konser ortamlarında. :P






Re: Yunanların Çürük Mesihi: Rotting Christ (Puan: 1)
Gönderen: bassist_06 (bassist_06@hotmail.com) Tarih: 25.03.2007 Saat: 23:09
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
ne rotting hacettepe etkinliklerine mi gelliyoo şaka mı bu süpperr ya poof kesin bi yol bulup gitmem lazım :S



Re: Yunanların Çürük Mesihi: Rotting Christ (Puan: 1)
Gönderen: MetALgOds Tarih: 27.04.2008 Saat: 13:40
(Kullanıcı Bilgisi | Mesaj Gönder)
ellerine düşüncene sağlık doyurucu olmuş bence


MetalTR.NET'de yayınlanan tercümeler, biyografiler, köşe yazıları, resimler ve sair materyaller izinsiz ve kaynak gösterilmeksizin kullanılamaz.
Copyright © 2004-2012 MetalTR.NET
| Yasal Uyarı



Sitemap - forumtags -
Web site engine code is Copyright © 2003 by PHP-Nuke. All Rights Reserved. PHP-Nuke is Free Software released under the GNU/GPL license.
Sayfa Üretimi: 0.13 Saniye
Untitled Document